Alt üst olmak

Geçen yılın sonunda yayınladığım, ‘Yeni mevsimi beklemek gerek,’ isimli yazımda şöyle demişim, “2020 için tek isteğim hastalıkla ve ölümle tekrar karşılaşmamak, gerisi zaten kendi yolunda gidecektir.”

Bu temennim doğal olarak kendimle ilgiliydi ama dünya Çin’den başlayan bir salgınla birden alt üst oldu. Ortaya çıkan ve hızla yayılan mini minnacık bir virüs yaşamı bir anda başka bir yola döndürdü.  Doğal olarak mı ortaya çıkmıştı yoksa komplo teorilerinde belirtildiği gibi yapay olarak mı üretilmişti bilmiyorum ama ortaya çıkan sonuçlar dünya yaşamını ters yüz etmeye yetti.

Resmi olarak yapılan bilgilendirmeler sonucunda bazılarımız bu durumu umursamamayı ve normal hayatına devam etmeyi seçti veya öyle yapmaya çalıştı, bazılarımız panik halinde kendisini korumaya çalıştı, bazılarımız ise arada kalıp kararsız davrandı. Sayım günleri ve darbe günleri dışında İlk defa evlerde kalmamız için zorlandık.

İnsanımız yeteneklerinin sınırlarını zorladı, mayalı hamur tarifleri ortalıklarda uçuştu. Geçen yıl yüzlük kutusu taş çatlasa on beş lira olan tek kullanımlık maskelerin önce on tanesinin elli liraya satıldığı günleri gördük.  Sonra satışı yasaklanınca elinizde paramız olsa da maske alamadığımız günlere geldik. Gençliğimde elde çorap yıkamışlığım olmuştu, tek kullanımlık bir maskeyi antibakteriyel sıvı sabunla yıkayıp asıp kuruttuğumu ve üç defa kullandığımı hiç hatırlamıyorum.

Hastalığı, yokluğu ve ölümü sürekli ensemizde hissederek her şeye rağmen bu günlere geldik. Evde daha fazla zaman geçirdik, doğal olarak yazdık, çizdik, arada panik atakla haşır neşir olduk. Virüs bulaşması ve ölüm korkusuyla elma sirkeleri ve vitaminlere sarıldık, onları çokça tükettik.

O arada çok sevdiğim yazma meselesini de ihmal etmedim, bu yıl da senelik kırk yeni yazı yayınlama hedefimi tutturdum. Takipçilerim arttı, beğeniler çoğaldı, yorumlar hayallerimin ötesinde arttı. Beni The Liebster ödülü adaylığı için seçen üç ayrı blog yazarı arkadaşıma bu nazik jestleri için tekrar teşekkür ederim.

Doğum tarihimin Türkiye’nin ilk şaibeli seçim gününde olduğunu öğrenmem, yeni ve farklı bir konseptte çalışma yapmam konusunda bana ilham verdi. Yaşama adım attığım zaman aralığında ve sonrasında, dışımda gelişen tarihi ve önemli olaylar içinde kendimi önce bebek sonra da çocuk gözüyle görüp yazmaya çalıştım. Karımın masal gibi olmuş diyerek adını koyduğu çok keyifli bu çalışmayı ikinci bölümünde kesmeyi düşünürken, beni teşvik eden ve hatta zorlayan yazar arkadaşlarımla karşılaşmak çok gurur vericiydi. Onlara yeniden çok teşekkür ediyorum.

Yeni yılda nelerle karşılaşabileceğimizi tahmin etmek istemiyorum, bu sadece bir yaşam oyunu. Sabredeceğiz, aldanmayacağız gördüklerimize, şüphe duymayacağız içimizden gelen seslere. Yakın bir zamanda yaşam geri dönecek yine bizlere.

Aslında biz onu hiç kaybetmemiştik ki

Saklanmıştı biz görmeyelim diye

Bilinmeyen gizli bir köşeye

Mutlu, sağlıklı ve huzurlu bir yıl dileklerimle, yeni yılınız kutlu olsun.

4 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s