Hayatın gizemleri

İlginç bir dünyada yaşıyoruz, teknolojiler süratle ilerliyor, iletişim, bilgi veya herhangi bir alanda her geçen gün şaşkınlığımız artıyor. İnsanla ilgili her şey hallaç pamuğu gibi atılıyor, araştırmalar ve gelişmeler birbirini takip ediyor. İnsan beyninin sınırları, onu ne kadar etkin kullanabildiğimiz üzerine sürekli çalışmalar yapılıyor. Beni esas şaşırtan şey bilinçaltının sınırsız gücü, hiç olmadık zamanlarda kendisini göstermesi.

Bazen öyle anlar oluyor ki olmadık bir olay, karşınıza çıkan bir görüntü, herhangi bir yerden duyulan bir ses, insanda bir anda ilginç çağrışımlar uyandırıyor. Diyelim ki belki bir kişiyi veya belki de daha önce yaşadığınız bir olayı düşünüyorsunuz.  Nasıl oluyorsa, kısa süre sonra o olayla veya kişiyle ilgili bir haber alıyorsunuz.

Durup dururken ağzınızdan bir cümle ortaya dökülürken, karşınızdaki kişi şaşkınlıkla

”Şu an onu düşündüğümü nasıl anladın?” diye size sorabilir.

Açıklaması yoktur, üstelik de anlamamışsınızdır.

Verecek bir cevap bulmakta zorlanırsınız.

Belki de,

“Bilmem, öylesine söyledim,” dersiniz.

İlgisiz zamanlarda aklıma gelen, hafızamın derinliklerinde kaybolup gitmiş kişiler veya olaylar söz konusu olunca akan sular durur. Bunlar öyle boşu boşuna bir anda ortaya çıkmazlar, ya onları bir şey tetikler ya da bilinçaltınız size kendince bir mesaj vermeye çalışıyordur.

Hatırlıyorum da lise birinci sınıfta okurken, öğretmenim İmer Hanım sayesinde yeniden keşfettiğim İngilizceyi geliştirmek için var gücümle çalışıyorum. Bir ara sınıftaki bazı arkadaşların yurt dışından mektup arkadaşları olduğunu öğrendim, İngilizce yazışıyorlardı.

İlgimi çekince araştırdım, bu işi yapan yabancı bir kuruluş, dünyanın her yerinden yabancı dilde yazışmak isteyen öğrencileri ve onların adreslerini bir havuzda topluyormuş. Buraya başvuruda bulunulduğunda küçük bir ücret karşılığında kişileri yaptığı üç tercih içinde mektup arkadaşı yapmaya çalışıyormuş. Elinde form olan bir arkadaşın sormasıyla ben de bu olaya dâhil oldum.

Her zaman ilgimi çeken kuzey ülkelerinden yana tercihimi kullanmıştım, nasıl bir kişiyle mektup arkadaşı olabileceğimi, onunla neler yazışacağımı bilemiyordum. Bu arada tercihlerime uygun kişiler yoksa bunların dışında bir kişiyle de karşılaşabilirdim.

Bir ay sonra postacı uzun bir zarfı eve getirmişti. Zarfı heyecanla açtım, bana İsveç’ten bir adres gönderilmişti. İsimden bir kızın adresi olduğunu düşündüm. Bana göre çok basit bir adresi vardı ve bir şekilde de bu adres hafızama kazınmıştı. Sınıfta mektup arkadaşlığını sürdüren kişilerden neler yazılacağını öğrenmeye çalıştım. Yani hiç tanımadığı birine bir insan ne yazar ki?

İlk mektup olarak İstanbul’un güzel birkaç kartpostalını kullandım, kısıtlı yerde kendimi tanıtmaya çalıştım. Mektubumun cevabını bir ay sonra aldım, içinde birkaç tanıtıcı kart ile bir de at üstünde çekilmiş bir fotoğraf vardı. Kendisi ata binmeyi seviyordu, kendisine Mia olarak hitap etmemi ve bir fotoğrafımı göndermemi istiyordu.

Bu şekilde 1971 yılında yazışmaya başladık, birkaç sene basit cümlelerle, havadan sudan konularla mektuplaştıktan sonra aramızdaki irtibat doğal olarak kesildi. Herkes kendi yolunda geleceğini şekillendirmeye çalışırken, bu İngilizce mektuplaşma işi de sessizce kapanıp gitti. Uzun seneler sonra 2009 yılında yani ilk yazışmamızdan neredeyse 38 yıl sonra nasıl olduysa bu mektup arkadaşımın üniversitedeyken bana gönderdiği fotoğrafı gördüm.

Onun adresini bir anda tıkır tıkır hatırladım. Hafızamın böyle anlamsız şeyleri neden depoladığını sorgulamayı çoktan bıraktığım için, ‘acaba şimdi ne yapıyordur?’ diye içimden geçirdim. O arada fotoğraflara birlikte baktığım karıma da hatırladığım bu adresi ve o İsveçli mektup arkadaşını anlattım.

Sıcağı sıcağına da hatırladığım bu ismi soyadıyla birlikte google’da aradım. Karşıma aynı isimde, fakat iki soyadı olan farklı bir kişi çıktı.  Bu kişinin görünen internet adresine, kısa bir mesaj gönderdim.

Merhaba,

1972 yılında yazıştığım bir mektup arkadaşım vardı. Adresi de hatırladığım kadarıyla şu şekildeydi.

O kişi olup olmadığınızı bilmiyorum ama sadece hatır sorup merhaba demek istemiştim.

Eskilerde mektuplar bir ayda gelirken şimdi ertesi gün mesajımın cevabı geldi.

Merhaba,

O benim, senden tekrar haber almak ne güzel! Aslında geçen gün seni ve geçmişi düşünmüş, neler yaptığını merak etmiştim. Nasılsın, neler yapıyorsun? Merak ediyorum şimdilerde hayatın nasıl gidiyor? Tüm bunlar tuhaf değil mi?

Ben iyiyim, öğretmen olarak hayatımı devam ettiriyorum. Evlendim, iki çocuğum var ve şimdi başka bir şehirde yaşıyorum. Hayatım iyi gidiyor, umarım seninki de öyledir.

Lütfen tekrar yaz.

Aradan bu kadar uzun zaman geçtikten sonra, iki kişinin birbirini farkında olmadan bulması, insanda evrende sanki görünmeyen güçlerin var olduğu hissini uyandırıyor. İnsan ister istemez bu nasıl olabiliyor diye kendi kendine düşünmeye başlıyor. Hayatın böyle gizemleri için tatmin edici bir açıklama bulmak kolay değil, belki de bütün olanlar basit bir tesadüften ibarettir. Sizler şimdiye kadar böyle ilginç olaylarla hiç karşılaşmadınız mı?

9 comments

    • Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Gerçekten güzel bir tesadüf oldu ama görsel hafızam ve araştırmacı yönüm en büyük yardımcılarım. Hatırlayıp araştırmam ne kadar güzel oldu, arkadaşımla hâlâ görüşüyoruz. Şimdi torunlarını ata bindiriyor.

      Beğen

  1. Güzel bir konu. Benim başıma çok gelir. Kimi düşünsem kısa süre sonra beni arar ya da bir yerden selamı gelir. Ama benzer bir hikaye de bende var.😁 Eşimle tanışma döneminde yiz beni en yakın evli arkadaşları ile tanıştıracak kız ayrıca sınıf arkadaşı. Adını söyledi – hayatımda bir tane o isimde arkadaşım oldu askeri kampta şimdi kim bilir nerdedir? 12 sene oldu. Neyse evlerine çaya gittik ben şok. Eveet kamp arkadaşım karşımda. Hala görüşürüz. Evrenin gizemi. 🙋‍♀️😊

    Liked by 2 people

    • Ne kadar güzel bir tesadüf olmuş! Dağ dağa kavuşmaz ama insan insana kavuşurmuş. Evrenin bu gizemleri beni her zaman şaşırtıyor. Uzun zamandır aklıma gelmeyen bir şey, bir kişi olduğunda hemen hafızama yazmaya çalışırım. Çeneniz düştü diyeceksiniz ama Kasım başında yaşadığım bir olayı ben de şimdi hatırladım. Yazın ilk defa dişlerimi sıkmaktan dişim kırıldı ve Şarköy’den İstanbul’a gelince hemen dişçiyi aradım, kendisi ayrılmış. Aynı yerde bir başka dişçiyi önerdiler, o da suratsız mı suratsız bir kadın. Mecburen randevu aldık, karımla beraber gittik. Dişçi koltuğuna bize oturmadan bir olayı anlattı.Onun da kardeşinin adı Gürcan’mış ve babası ismini Beşiktaş’ta oynayan bir futbolcudan alıp koymuş. Heyecanla benimkini de dediğimi hatırlıyorum, yani kırk yıl düşünsem böyle bir şey aklıma gelmezdi. Hatta bu isim koyma konusunu Masal gibi 1 hikayemde de anlatmıştım. Bu rastlantıları bir türlü aklım almıyor. Bu arada o suratsız dişçi hanımın eli öyle bir hafifti ki anlatamam. Bu çok önemli çünkü benim dişçiden ödüm kopar. Anınızı benimle paylaştığınız için de çok teşekkür ederim,

      Liked by 1 kişi

  2. Hani şimdlerde ‘hiçbir şey tesadüf değil’ diyorlar ya, belki de öyle bir şey bu da. Belki de gelecekte hayatınıza birtakım olumlu etkileri olacaktır bu tekrar karşılaşmanın. Bilemeyiz ki…

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s