Biber harekâtı

Son zamanlarda acı biber tüketmenin insan sağlığında olumlu etkiler yaratttığını okuyorum. Mecburiyetten değil ama sevdiğim için ben bunu zaten çocukluğumdan beri yapıyorum. Üstelik bu konuda annemle aramda geçen ufak bir hikaye de vardır. Onun beni sokma akıllı olarak nitelediği yaşanmış bu olayla karşınızdayım.

acı biber-Nurhanın mutfağıGörsel:Nurhanın Mutfağı

Acı biber yemeyi, kendimi bildim bileli çok sevmişimdir. Öyle güney doğu yöresinden de gelmiş biri değilim, bilakis ailem Trakyalı eski Rumeli göçmenlerindendir. Kendime acı çektirmeyi seven, tuhaf biri hiç değilim. İster damak zevki deyin isterseniz de başka bir şey, ama ben o acı tadı seviyorum.

Zaman içinde bir şeyi de çok iyi öğrendim. Taze yeşilbiberler değil ama dışarıdan yediğim kuru pul biberler midemi çok ağrıtıyor. İçlerine kim bilir neler ekliyorlarsa beni oldukça fazla etkiliyor. Mide ağrısı artık canıma tak edince bu hazır pul biberleri satın almamaya başladım.

Peki, aldığım bu karar benim artık acı biber yemekten vazgeçtiğimi mi belirtiyordu? Hayır, böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildi. Sadece kendi biberlerimi kendim kurutup, onları yenecek hale getirmek istiyordum.

Herkesin yemek ve damak tadı konusunda yumuşak bir karnı vardır ya benim de işte bu onlardan bir tanesi. Herkesin bayıldığı çikolatayı hiç sevmem, kırk yıl yemesem de hiç aramam ama taze fasulye, ıspanak, semizotu ve bamya’yı her gün hiç bıkmadan yiyebilirim. Üzerlerine de acı kırmızıbiber çok yakışır gerçekten.

Yazın Kadıköy Çarşısı’nda satılan küçük koyu yeşil renkli Arnavut biberlerini görünce, hiç tereddüt etmeden hemen bir kilo satın alıverdim. Aldığım bu biberleri mutfakta yıkarken anneme yakalandım. Aklımca onları buzdolabının derinlerine bir torbayla saklayıp, gizlice çıkarıp birer ikişer yiyeceğim.

Hiç tereddüt etmeden sorgu suale başladı.

“Bunlar ne? Bu Arnavut biberlerini neden gidip aldın?”

Kıvırarak cevap verdim.

“Kadıköy’den aldım, hep bakınıyordum ve görünce de hemen aldım.”

“Oğlum, sen bunların ne kadar acı olduğunun farkında mısın?”

Bu soru üzerine bir an dalıp gittim, bu namussuzların acılıklarını hiç bilmez olur muyum?

Resmen zehir gibidirler. Vakti zamanında Büyükdere’deki evde büyük teyzem bir saksıya dikmişti. Bu biberlerin tadına orada daha küçüklüğümde bakmıştım. İnsan yemekte ancak küçük bir biberi bölerek yiyebilir, ikincisi mideyi perişan eder.

Ben cevap vermekte gecikince, uyarılarına devam etti.

“Oğlum bu yaşta mideni deleceksin. Sende hiç akıl fikir yok mu?“

Ne diyeyim, beni annelik içgüdüsüyle korumaya, kollamaya çalışıyor. Bense kararımı çoktan verip, biberleri satın alıp eve gelmişim. Bu saatten sonra bu güzelim Arnavut biberlerini çöpe atacak değilim ya.

Yine de onun içini rahatlatmak için alttan aldım.

“Merak etmeyin. Her gün birer ikişer yerim, böylece zarar görmem.”

Bu sözlerim onun içindeki endişeyi belli ki gidermedi.

Kızgınlıkla söylenmeye devam etti.

“Oğlum kendine acımıyorsan bana acı! Bak yemin ediyorum, midem diye tutturursan inan sana hiç bakmayacağım.”

Söylenecek her şey söylendi, doğal olarak bu sözler, bir kulağımdan girip kolayca diğerinden çıktı. Tutturdum bir kere ya, o iş muhakkak olacak. Sarı inadı işte!

Birkaç gün yemeklerime bir iki Arnavut biberini, küçük parçalar şeklinde kesip atarak yedim. Bu kadarı bile dudaklarımı şişirmeye yetiyor, ama sesimi hiç çıkarır mıyım? Böyle tüketmekle bir kilo biberin bozulmadan bitmesi de zor gözüküyor. Ne yapabilirim diye düşünürken, çözümü de kendimce buldum: Bu biberleri önce ipe dizip kurutacağım, sonra da onlara ne yapacağıma karar vereceğim.

Biberleri dolaptan çıkarıp önüme koydum. İhtiyacım olan tek şey iğne ve iplik. Doğal olarak bunları yerini bilen kişiye yani anneme gidip, yorgan ipi ve bir de iğne istedim. Yorgan kaplamayacağıma göre bir hinlik düşündüğüm belli. Merakla sordu,

“Ne yapacaksın yorgan ipini?“

Böyle sorunca, mecburen ne yapacağımı da anlattım.

“Arnavut biberlerimi ipe dizip kurutacağım, Bunlar böyle bir iki tane yemekle bitmeyecek, eğer kurumazsa da bozulacaklar.”

Hiç itiraz etmeden iğne ve ipliği bana verirken, tembihledi.

“İpliği kullanacağın kadar kes. O iğneyi de sakın bana geri getirme. Onu bir küçük gazete kâğıdına sarıp çöpe at, sonra batmasın bir yerimize.“

Annemin verdiği yorgan iğnesine yorgan ipini geçirdim, uzunca bırakarak da ipi kestim. İpin ucunu da dizeceğim biberlerin çıkmaması için, bir güzel düğümledim. Arnavut biberlerini sırasıyla ipe geçirip yan yana dizdim. Mutfak balkonunda, camın yanındaki beton duvara zar zor iki çivi çakıp,  biberlerin dizili olduğu ipi uzunlamasına iki ucundan çivilere bağlayarak astım. Kullandığım yorgan iğnesini de eski gazeteden kopardığım küçük bir parçaya sarıp, uçlarını kapatarak doğruca çöpe attım.

Bütün işim bitince, ellerimi bir kaç defa sabunla iyice yıkadım. O biberlerin acısının elime bulaştığını gayet iyi biliyorum. Bir ara kuvvetli hapşırınca, gözlerim de yaşardı. Biraz önce yaptıklarımı unutarak, elimle gözyaşlarımı silme gafletinde bulundum. Aman yarabbi!

O anda gözlerimi acıyla sıktım, bu inanılmaz bir acıyla gözlerim yanmaya başladı. Biberlerin acıları ellerime öyle bir işlemiş ki, anlatılacak gibi değil. Hemen lavaboya koştum. Bol su ile gözlerimi yıkıyorum, ama acı bir türlü geçmiyor. Neler yaptığımı gören annem, hiç sesini çıkarmadı. O zaten baştan söyleyeceğini söylemişti. O gün bu acıyı epeyce çektikten sonra, gözlerimdeki yanma azaldı ve kayboldu. Ellerimi de başka bir yerime sürmemeye çalışarak, o günü atlattım.

Gel zaman git zaman benim koyu yeşilbiberler hem kızardı hem de iyice kurudu. Bu biberleri hangi akla hizmetse, toz kırmızıbiber yapmaya karar verdim. Kendimce düşünüp bir hareket planı da hazırladım. Annemin evde olmadığı bir zamanda, önce kuruyan tüm biberleri saplarından ayıracağım. Sonra bir bıçakla onları küçük parçalara bölüp nemini iyice almak için, hafif ateşin üzerine koyduğum tavada karıştırarak biraz kavuracağım. En sonunda da bunları, bizim karabiber değirmeninde çekeceğim. Toz haline gelen bu biberleri de evde bulduğum küçük kavanozlara dolduracağım.

Yaptığım plan bence çok iyi ve annemin dışarıya çıktığı bir gün hemen uygulamaya başladım. Biberleri düşündüğüm gibi hazırlayıp, ocağın üzerine koyduğum annemin kahve kavurduğu bakır tavanın içine attım. Onları tahta bir kaşıkla da arada çeviriyorum. Biberler kavruldukça, renklerde hafif kahveye döndü, acıları da ortaya çıkmaya başladı. Evin içi resmen acı acı oldu, ayrıca hafif bir duman da var ve nefes alsanız genziniz yanıyor.

O arada annem eve erken geldi, içeri girer girmez de hemen boğazı yandı. Büyük bir merakla mutfağa yanıma geldi.

“Oğlum ne yapıyorsun sen öyle?”

Ateşin üzerinde kavrulmaya başlayan acı biberleri görünce, hışımla bana bağırdı.

“Oğlum Allah sana akıl fikir versin!” dedikten sonra hiddetle bağırdı. “Ne sokma akıllısın sen öyle! Kapat hemen şunu, çabuk!”

Zılgıtı yiyince, zaten yeterince kavrulmuş olan biberleri hemen ateşten aldım. Hem duman çıksın hem de geniz yakan acılık gitsin diye evin bütün camları, kapıları hemen açıldı. O koku ve acılık evin içinden bir süre gitmedi sonra yavaş yavaş azaldı.

O arada kavurduğum biberler de soğudu. Onları sarı pirinçten yapılma karabiber değirmenine koyup, çekmeye başladım. Bitince değirmenin altını çıkardım, önceden hazırladığım küçük cam kavanoza içindekileri döktüm. Toz biberim koyu turuncu renkte olmuş, artık tatma zamanı da geldi.

Parmağımın ucunu ağzımda ıslatıp kavanozun içine soktum ve bibere dokundurdum. O bir lokma biberi sonra ağzıma değdirdim.  Aman yarabbi! Ben böyle bir acı görmedim. Dudaklarımın ve dilimin şişliği bir müddet devam etti. Bardaklarca soğuk su içmek yeterli olmadı, üstüne bir kaç dilim ekmek de yedim.

O sene benden başka hiç kimse, ürettiğim bu toz kırmızı toz bibere el süremedi. Yemeğime kahve kaşığının ucuyla, minnacık çok az biber koyduğumda, o bile kâfi geliyordu. Ürettiğim bu toz kırmızıbiber, çok uzun süre beni idare etti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s