Masal gibi-Adapazarı Urfa 2

1958 yılına girildiğinde huzursuz küçük bebek sakinleşip normal gelişimine başlamış, pembeler içinde dışarıdan görenlerin kız zannettiği bebek için söylenen güzel sözler evin büyüklerini sadece gülümsetiyormuş. Evdekilerin günlük hayatında pek bir şey ifade etmese de Ocak ayının başında dokuz ay önce yapılan anlaşmalarla temeli atılan Avrupa Ekonomik Topluluğu kurulmuş.

Evin içinde günlük program belliymiş, yemek, çamaşır, ütü, çocukların bakımı, ancak zaman ilerledikçe evde iki küçük çocukla ve kocasıyla ilgilenen evin hanımı çok zorlanmaya başlamış. Ona evde yardımcı olacak bir kadın yokmuş, ziyarete gelen annesi bile ondan hizmet bekliyormuş.

Özellikle yatan bebeğin altının temiz ve pişik olmaması için gösterilen dikkat ve özen yıpratıcıymış. Bebeğin altı temizlendiğinde her şey o anda bitmiyormuş. Çıkan o kirli bezler önce gaz ocağının üzerine yerleştirilmiş olan kazanda çivitli ve sabunlu sular içinde iyice kaynatılıp dezenfekte ediliyormuş. Ardından da elde çitilenerek güzelce sabunlu suda yıkanıyor ve kurutulup tekrardan kullanılıyormuş. Evin içerisinde kışın sobanın etrafı ile dışarıdaki çamaşır için konulmuş ipler her zaman doluymuş. Bu meşakkatli çamaşır yıkama işi neredeyse gün aşırı düzenli olarak yapılması gereken bir vazifeymiş.

İstanbul Adapazarı arası kara trenle iki buçuk saatmiş, sülaledeki ilk çocuk olan birinciyi evin hanımının kardeşleri sevdikleri için her fırsatta alıp İstanbul’a Büyükdere’ye götürüyorlarmış. Bu durum annenin sıkıntılarını hafiflettiği ve ona soluk aldırdığı için pek fazla sesini çıkarmıyormuş. Evin beyinin de ilk erkek çocuk favorisi olduğu için hafta sonunda hemen gidip oğlanı geri getiriyormuş.

Bu trafik böyle sürüp giderken, 10 Ocak günü dokuz subay isyana teşebbüs ve fesat çıkarmaktan tutuklanması evin beyini tedirgin etmiş ama evde fazla belli etmemeye de çalışmış. 28 Ocak günü Kıbrıs’ta Türklerin düzenlediği miting sırasında İngiliz askerlerinin ateş açması ve bir kamyonun kasten halkın üzerine sürülmesi sonucu 8 kişi ölmüş. 

Sadece yaşama tutunmaya çalışan bebeğin öyle anlatılacak bir sosyal hayatı yokmuş, sülale içinde popülerlik gibi bir problemi de yokmuş. Abisine Büyükdere’de kapı arkalarında gizlice yedirilen muzlardan da pek haberi yokmuş. O sadece annesinin kucağında onun kendisine verdiklerini yiyor, altı temizlenip gazı alınınca da konulan yerde uyukluyormuş. Çevresinde gelişen olaylardan ise doğal olarak hiç haberi yokmuş. 31 Ocak’ta ABD’nin Explorer 1 adını verdiği ilk uzay uydusunu fırlattığını, 8 Şubat günü Bobby Fischer’ın henüz 15 yaşında Dünya satranç şampiyonu olduğunu da o sıralar öğrenememiş.

Ne alakaysa o hareketli günlerde 10 Şubat günü ise İstanbul valisi Mümtaz Tarhan gece kulüplerinde striptiz yapılmasını yasaklamış.  21 Şubat günü ülke insanları için en önemli konulardan biri olan İlk Türkiye Profesyonel Futbol Ligi başlamış; ilk maç İzmirspor-Beykoz arasında oynanmış. İlk golü ise İzmirsporlu Özcan atmış.

Görsel İzvak

1 Mart günü, Türk denizcilik tarihine “Üsküdar Faciası” olarak geçen deniz kazası İzmit Körfezi’nde meydana gelmiş. Üsküdar adlı yolcu vapuru İzmit’ten Karamürsel’e hareket etmiş. 293 yolcusu varmış. 26 dakika sonra Soğucak mevkiinde, hızı saatte130 kilometreyi bulan şiddetli lodosa yakalanarak batmış. Vapurda 76’sı öğrenci 272 kişi can vermiş. Kazadan ancak 21 yolcu kurtulabilmiş.

Görsel: Fikriyat
Görsel: Ekşişeyler

Küçük bebek ise her şeyden habersiz serpilip gelişmesini ve dünyaya uyumunu ilerletirken, doğmadan önce hazırlanmış olan pembe kıyafetler de küçük kaldığı için artık ortadan kaldırılmaya başlanmış. O arada evin içinde o da küçük bir oyuna kurban gidiyormuş. Abi oyun olsun diye mi yoksa kıskançlıktan mı bilinmez ama bulduğu bütün yastıkları onun üzerine doldurmuş. Anne tesadüfen onu oradan çıkardığında az daha niyazi oluyormuş, nasıl nefes alacağını bilememiş.

Bebek emekleme dönemine girdiğinde evin içinde her yanı dolaşıp keşfetmeye başlamış, Anne artık onu pek yalnız bırakmamaya çalışıyormuş. Evin içi böyle hareketlenmişken ülke içinde ise siyasi baskıların dozu iyice artmış. 7 Mart günü Akis dergisi toplatılmış, 9 Nisan günü Ulus gazetesi üçüncü kez kapatılmış. Kapatmaya Ankara Milletvekili Bülent Ecevit’in bir yazısı neden olmuş. Gazetenin sorumlu müdürü Ülkü Arman 1 yıl, karikatürcü Halim Büyükbulut da 1 yıl 2 ay hapis cezası almış. 9 Mayıs günü de “Yeni Gün” gazetesi ve “Akis” dergisi birer ay kapatılmış. Yazı işleri müdürleri Mehmet Altan Öymen, Tarık Holulu 16 ay hapis cezasına çarptırılmış.

Görsel: Nadirkitap

Bebek çevresini dikkatli bir şekilde inceliyormuş, yüzünde gülücük görmek öyle pek kolay değilmiş. Kendisine yapılan agucukların ne anlama geldiğini anlamaya çalışırken sadece karşısındaki kişiye dikkatle bakarmış. Çekilen birkaç siyah beyaz fotoğraf karesinde bile onun donuk bakışları dikkat çekiyormuş. Aslında öyle suratsız, nalet bir bebek de değilmiş. Aile büyükleri arasında, “Bu çocuk ona pembe giysiler giydirdik diye bizden intikam alıyor olmasın?” benzeri düşünceler de geçmemiş değil ama kimse işin gerçek yönünü bilmiyormuş. Belki de ortada gerçek bir şey de yokmuş, bebek sadece çevresini öğrenmek için tüm dikkatini o yöne veriyor olabilirmiş.

Evde böyle eften püften konular konuşulup tartışılırken, siyasi alanda 2 Haziran günü CHP başkanı İsmet İnönü’nün demecine yayın yasağı getirilmiş ve hakkında soruşturma açılmış. Aynı gün Ankara’da spor salonu çökmüş. 5 bin kişilik salonda kimse bulunmadığı için can kaybı olmamış.

Zaman içinde kendisini bulan, gelişip hareketlenen bebek, yeterince emeklediğine inanıp bir anda ayaklanıp yürümeye başlamış. Kendisi daha dokuz aylıkmış ve o günden sonra da onu evin içinde hiç kimse tutamamış. Evin ilk çocuğu gibi öyle camlı dolabın içindeki örtüleri ve dantelleri çekip, üzerindeki değerli Bavyera porselen ve kristallerini keyifle kırıp dökme huyu yokmuş. Hoş artık annesinin çeyizinden geriye kırılacak değerli porselen ve kristal parça da pek kalmamış. Allahtan o hareketli zamanlarda konuşmak nedense aklına gelmemiş, hem yürüyen hem de sürekli konuşan bir bebek faciasının oluşmasına neden olmamış.

Öyle çevresine zarar veren, haşarı ve yaramaz bir çocuk değilmiş, aksine munis ve sakin yaradılışlı biriymiş ama çok hareketli hiper aktif bir yapıdaymış. Bu özelliği zaman ilerledikçe de hiç değişmemiş, hareketli yapısıyla onu bir yerde iki dakika tutma şansı kesinlikle yokmuş. O sürekli olarak oturur, kalkar, evin içinde bir yerlere gider gelirmiş. “Oğlum, sen ne kadar kurtlu birisin böyle!” sözü annesinin diline o günlerde dolanmış ve bir daha da hiç düşmemiş.

Bebek ailesiyle birlikte dışarıya çıktığı zamanlarda alıp başını gitmesin diye omuzundan gelip koltuk altlarından geçen deriden bir kayışla bağlanıyormuş. Doğal olarak bebek çarşı pazara alışverişine ise bebek arabasıyla götürülüyormuş ama her şeyin fiyatı da hızla artıyormuş.  4 Ağustos günü İMF baskısıyla  ülkede Cumhuriyet tarihinin en yüksek devalüasyonu yapılmış. 1 ABD Doları 2,8 Türk Lirası’ndan 9 TL’ye çıkmış. Devalüasyon oranı yüzde 221 olarak gerçekleşmiş.

Bu sene yaşanan gerginlikler yetmezmiş gibi felaketler de üst üste geliyormuş. İzmit körfezinde yaşanan Üsküdar vapuru faciasından sonra 24 Ağustos günü meydana gelen Bursa yangınında ise tarihi Kapalıçarşı’da ki 2 bin ev ve dükkân yanmış.

Görsel: Gazete 2 etc

Aile büyükleri radyodan haberleri sessizce dinleyip gelişmeleri endişeyle takip ederken, 21 Eylül günü Başbakan Adnan Menderes, ‘Cumhuriyet Halk Partisinin parti olmadığını, İsmet İnönü’nün siyaseti bırakması gerektiğini, basının istediğini yazamayacağını,’ söylemiş. Adnan Menderes, “Bize yumruk atan İsmet Paşa’yı alır layık olduğu muameleyi yaparız” demiş. 12 Ekim’e gelindiğinde ise Başbakan Adnan Menderes, yurttaşlardan ‘Vatan Cephesini’ kurmalarını istemiş.

Görsel: Sözcü gazetesi

Bebek bir yaşına geldiği günlerde pek haberi olmasa da ABD Nevada’da yer altı nükleer denemesi yapmış. 25 Kasım günü Ahmet Adnan Saygun’un bestelediği Yunus Emre Oratoryosu, Birleşmiş Milletlerin yeni çalışma dönemi dolayısıyla Newyork’ta seslendirilmiş. Orkestra ve koroyu şef Leopold Stokowski yönetmiş.

Yıl biterken Adalet Bakanı Esat Budakoğlu, 4 yıl içinde basın suçundan 238 gazetecinin mahkûm olduğunu açıklamış, Allahtan bebek o sıralarda evdeymiş, gazetecilik mesleği ile uzaktan yakından pek alakası yokmuş.

Bebek evde camdan dışarıya bakıp, kuşları, ağaçları ve çevresini keşfetmeye çalışırken, dünyanın öteki yakasında Küba’da Diktatör Fulgenico Batista, yeni yılın ilk saatlerinde Havana’dan kaçmış. Camilo Cienfuegos ve Che Guevara önderliğindeki gerilla kolları başkente girmeye başlamış. Küba’da işçiler ve köylüler Fidel Castro’nun çağrısına uyarak genel greve gitmişler. 7 Ocak gününe gelindiğinde ise ABD, Fidel Castro’nun yeni hükümetini tanımış.

Görsel: Tkip

O gün radyo ile yıldırım baskı yapan gazeteler uçak kazasını anlatıyormuş. Kıbrıs’ın geleceği için yapılacak olan konferansa katılmak üzere 17 Şubat 1959 günü Başbakan Adnan Menderes ve beraberindeki Türk heyetini Londra’ya götüren THY Sev uçağı, İngiltere’de Gatwick kasabası yakınlarında düşmüş. Adnan Menderes’in sağ olarak kurtulduğu kazada 16 kişi hayatını kaybetmiş.

Görsel: Göklerdeyiz.net
Görsel: Geçmişgazete

Yapılan konferans sona erdiğinde bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasını öngören Londra antlaşması imzalanmış. Konferansa Türkiye, İngiltere, Yunanistan başbakanları ile Kıbrıs Türk ve Rum cemaatleri liderleri katılmış.

Görsel: Twitter

Mayıs ayına gelindiğinde havalar ısınmaya başlamış, bebek de bahçe ve börtü böcek ile tanışmış. İşinden kocaman bir at ile dönen babasını annesinin arkasından eteğinin ucundan sıkıca tutmuş şekilde ağlayarak korku ile izliyormuş. Henüz konuşmaya başlamamasına rağmen hareket konusunda ortalığın tozunu atıyormuş.

O günlerde ülke içinde muhaliflere yönelik baskılar boyut kazanmış, CHP lider İsmet İnönü’nün Ege illerine çıktığı gezi sırasında Ankara, Eskişehir, İzmir’de jandarma ve polis halkın onunla görüşmesini engellemek için elinden geleni yapmış. Yaralanmalar olmuş ve olaya yayın yasağı konmuş. İsmet İnönü, bu olaylardan dolayı İçişleri Bakanı Namık Gedik’i suçlamış.

Görsel: Evrensel.net

28 Mayıs’ta ABD tarafından uzaya gönderilen iki maymun sağ olarak dünyaya dönmüş. 21 Temmuz’da Kars’ta bir yanardağ faaliyete geçmiş. Sütlübiyan dağında iki krater oluşmuş. Yanardağın tehdit ettiği Pernavut nahiyesi boşaltılmış.

Ağustos ayı geldiğinde süvari başçavuşu olan evin beyinin yapması gereken şark hizmetiyle birlikte Adapazarı’ndan yollara düşülüp Urfa’ya gelinmiş. Anlatıldığına göre şehrin içinde birbirine bitişik olan eski geleneksel taş evlerden birinde oturulmaya başlanmış. Elli derecelik sıcaklar değil ama bolca bulunan irili ufaklı akrepler aileyi tedirgin etmiş. Gösterildiği şekilde yatakların üzerine tavandan bağlanan cibinlikler yerleştirilmiş, ayaklarına da derin kaplar içinde sular konulmuş.

Görsel: Urfa Ekspres haber

Ailenin Urfa’ya alışma ve adaptasyon süreci devam ederken, 11 Eylül’de AET bakanlar Konseyi Ankara ile Atina’nın ortaklık başvurularını kabul etmiş. O arada Sovyetler Birliğinin uzaya gönderdiği insansız Luna-2 roketi Ay’a ulaşmış ama zeminine çakılmış ancak 7 Ekim de gönderilen uzay roketi Luna-3, Ayın görünmeyen yüzünün ilk fotoğraflarını çekmiş.

Yaş günü kutlamaları o zamanlar pek revaçta olmadığı için 2 yaşına giren bebek için pasta kesilip eğlenceler düzenlenmemiş, ‘iyi ki doğdun’ sözleriyle başlayan doğum günü şarkıları söylenmemiş. Bunları yapmak için zaten evin içinde çocuğu bulmaları kolay olmayacakmış ama o aralar çocuk konuşmayı sular seller gibi ilerletmiş.

20 Kasım da İngiltere, Avusturya, Danimarka, Norveç, Portekiz, İsveç ve İsviçre kısa adı EFTA olan Avrupa Serbest Ticaret Birliği anlaşmasını imzalamışlar. 3 Aralık tarihinde Kıbrıs Cumhuriyetinde Başpiskopos Makarios Cumhurbaşkanı, Dr.Fazıl Küçük de yardımcısı olmuş.

1960 yılına girildiğinde ülke içinde siyasi gerginlikler ve yasaklar artarak devam ederken, 19 Ocak günü İsveç, Stockholm’den gelen uçak Ankara Esenboğa Havaalanı yakınlarında düşmüş, 42 yolcu hayatını kaybetmiş.

Büyük çocuğa alınan üç tekerlekli küçük bisikleti doğal olarak evin içinde ve balkonunda süren büyükmüş, küçüğü de arkadaki yere oturtuyormuş. Bu durumun hareketli şeylere meraklı olan küçüğe ne kadar yettiği belirsizmiş. O sıralarda baba arkadaşından aldığı makine ile onların ve eşinin fotoğraflarını çekmiş. Film makarası fotoğrafçıda tab ettirilip fotoğraflar alındığında, pek fazla şaşırılmamış. Babanın bir iki üç gülümseyin çekiyorum sözlerini küçük pek üzerine alınmamış. Siyah beyaz karelerde büyük oğlan ve anne gülümserken, küçük yine sadece dikkatle olanları izliyormuş.

Urfa 1960

Evde küçük bisiklet en büyük ilgi odağıyken, 1 Mart günü 1000 siyahi öğrenci ABD’nin Alabama eyaletinde ayrımcılığı protesto etmişler. 2 Mart günü İstanbul’da gece sessiz yürüyüş yapan 500 teknik okul öğrencisi, polis tarafından dağıtılmış. 21 Mart günü ise Güney Afrika’da Apartheid: Sharpeville katliamı gerçekleşmiş. Polis, silahsız bir grup siyah göstericinin üzerine ateş açmış: 69 siyah ölmüş, 180’i ise yaralanmış.

Görsel: Twitter

Radyolarda her gün saatlerce vatan cephesine katılanlar isimleriyle okunurken,2 Nisan günü Moskova Bolşoy Tiyatrosunda sahneye çıkan opera sanatçısı Leyla Gencer, Guiseppe Verdi’nin ‘La Traviata’ isimli yapıtında büyük bir başarı kazanmış.

Görsel: Cumhuriyet gazetesi

Aynı gün ülkede Kayseri’ye giden Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı İsmet İnönü’nün içinde bulunduğu tren, valinin emriyle durdurulmuş. Zorlukla yoluna devam eden İnönü, Kayseri’de 50 bin kişi tarafından karşılanmış.

Görsel: Milliyet gazetesi

18 Nisan tarihine gelindiğinde, CHP’yi ve basını soruşturmak üzere TBMM’de bir tahkikat komisyonu kurulmuş. İsmet İnönü, “bu demokratik rejim istikametinden ayrılıp onu baskı rejimi haline götürmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz ben de sizi kurtaramam,” demiş.

28 Nisan tarihinde İstanbul Üniversitesi’nde çıkan olaylarda, Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz öldürülmüş. Hükümet tarafından Ankara ve İstanbul’da bir ay süreyle sıkıyönetim ilan edilmiş, bütün üniversiteler ise bir ay boyunca kapatılmış.

Görsel: Pinterest

3 Mayıs günü kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel, hükümeti uyarmak için, Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes’e mektup göndermiş. 5 Mayıs günü öğrenciler 555K (beşinci ayın beşinde saat 17.00’de, Kızılay’da) koduyla toplanıp bir gösteri yapmışlar. Yapılan bu gösterilerinin fotoğraflarını ve haberini yayımladığı gerekçesiyle Zafer gazetesi 1 hafta kapatılmış.

Görsel: Demokratlar kulübü

Sovyet hava sahasında keşif görevini yapan Amerikan U2 uçağı Sovyet hava savunma füzeleri tarafından düşürülmüş, paraşüt ile atlayan pilot esir alınmış.

Görsel: thinglink

16 Mayıs günü Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 19 Mayıs gösterilerini yasaklamış, 21 Mayıs günü ise Harp Okulu öğrencileri, hükümet aleyhine sessiz yürüyüş yapmışlar.

22 Mayıs günü Şili’de 9,5 şiddetinde büyük bir deprem meydana gelmiş. 500 civarında kişi hayatını kaybetmiş. Aynı günlerde İsrail ajanları 6 milyon Yahudi’nin ölümünde sorumlu tutulan Adolf Eichmann’ı Arjantin’de ele geçirip yargılanmak üzere İsrail’e götürmüşler.

Görsel: mutlakaoku

27 Mayıs günü Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuş, ülke yönetimini Milli Birlik Komitesi üstlenmiş. Orgeneral Cemal Gürsel başkanlığındaki Komite İlk iş olarak TBMM ile hükümeti feshetmiş, her türlü siyasi faaliyet yasaklanmış. 29 Mayıs tarihinde gözaltına alınan eski İçişleri Bakanı Namık Gedik intihar etmiş. Aynı gün gözaltına alınan 150 kişi Yassıada’ya getirilmiş.

Görsel: Independent Türkçe

Evin beyi asker olduğu için bu dönemde eve çok sık gelememiş. 10 Haziran’da Celal Bayar ve Adnan Menderes yargılanmak üzere Yassıada’ya götürülmüş.

1950 yılından beri Demokrat Parti tarafından destek gören Nur hareketinin lideri Said Nursi’nin Urfa’da bulunan mezarı 12 Temmuz’da alınan karar gereği açılmış ve Isparta civarında bilinmeyen bir yere gömülmüş. Evin beyi de doğal olarak o günlerde evde yokmuş, bu konu da hiçbir yerde dillendirilmemiş.

Daha sonra evin hanımı tekrar hamile kalınca, Urfa Yenişehir semtinde iki katlı bahçeli bir evin alt katına taşınılmış, evin üst katında Cumhuriyet Savcısı ailesiyle oturuyormuş. Ağustos ayı başında aralarında Genel Kurmay başkanı Ragıp Gümüşpala’nın da bulunduğu 235 general ve amiral emekli edilmiş. 15 Ağustos da ise Londra ve Zürih anlaşmaları ile Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilmiş. Londra ve Zürih anlaşmalarına dayanılarak bir Türk alayı törenle Kıbrıs’a çıkmış. 21 Ağustos da ise Çanakkale Anıtı törenle açılmış.

Görsel: Fb

10 Eylül’de Ham petrol fiyatlarındaki düşüşü durdurmak gayesiyle Venezuela’nın teklifiyle Bağdat’ta Venezuela, İran, Irak, Suudi Arabistan, ve Kuveyt’in katılımıyla başlayan kongre sonucunda, 14 Eylül 1960’ta OPEC kurulmuş.

26 Eylül tarihinde Celal Bayar tutuklu bulunduğu Yassıada’da intihara teşebbüs etmiş, üç gün sonra da Demokrat Parti Ankara 4 Asliye mahkemesi kararıyla kapatılmış. 14 Ekim tarihinde eski iktidar mensuplarını yargılamak üzere Yassıada duruşmaları başlamış.

Bebeğin üçüncü yaş gününde 27 Ekim 1960 tarihinde evin içinde oyuncakları olan boş makaralarıyla kendi kendine oyun oynarken, Milli Birlik Komitesi 147 profesör, doçent ve asistanı görevden almış, gerekçe onların tembel, yeteneksiz ve reform düşmanı olmalarıymış. Üniversitelerde yapılan bu tasfiye büyük tartışma ve tepkilere yol açmış. İstanbul Üniversitesi rektörü Sıddık Sami Onar ve İstanbul Teknik Üniversitesi rektörü Fikret Narter görevlerinden istifa etmişler. Onları Ankara üniversitesi rektörü Suut Kemal Yetkin takip etmiş.

Görsel: Nadir kitap

1960 yılı sona ererken çocukluğa geçen küçük bebeğin zihninde hikâyeler yerlerini bulmaya başlamış. O güne kadar anne ve baba gözetiminde yaşarken o artık bireysel olarak basit olaylarla kendisini fark etmiş. Gördüğü veya duyduğu ilginç olayların etkisiyle, karşılaştığı sorular karşılıklarını buldukça günlük hayata dâhil olmuş.  Ana karakteri kendisine gösterilen ilgi, sevgi ve öğretilen bilgilerle oluşup şekillenirken, kendi başına yapmaya başladığı hareketler ve davranışlarla birlikte zihinde yer alan hatıra defterinin sayfalarına cümleler yazılmaya başlanmış.

21 comments

  1. Takipteyim hocam, heyecanla sizin 10 yaşınızı beklemeye başladım. Böyle anlatılsaydı tarihi daha çocukken sever, kırklandığım lisansı, oğlumun brifingleriyle zar zor verdiğim tek ders olarak tarihe geçmezdi; tarih! Yüreğinize sağlık, Sevgiler 🙂

    Liked by 1 kişi

  2. Yaşanan bazı hadiselerin seyri bana çok tanıdık geldi. Tarih tekerrürden ibaret olmaz umarım. Özellikle Menderes ve İnönü polemiklerinin izdüşümlerini bugünlerde de yaşıyoruz sanki…
    Emeğinize sağlık. Keyifli yazılardı
    ..

    Liked by 1 kişi

  3. Aaa bence de masal biraz daha devam etmeli.Benzer bir yazı ben de yazacaktım ancak babam bize -asker ve ailesi siyaset yapmaz’ı öğretmişti. Ben de asker kızıyım.1960 ihtilalini çok iyi hatırlıyorum.Bahçelievler de oturuyorduk. İlk okul ikideydim. Bizde 61 de tayinle önce Van sonra Karaköse(o zamanki adı) Ağrı’ya gitmiştik.Haydi devam ediniz.

    Liked by 1 kişi

    • Günaydın, yorumlarınızı akşam gördüm ama sabah sakinliğinde cevap yazmak istedim, öncelikle geciktiğim için özür dilerim. Çalışmalarımı ilgiyle takip etmeniz ne kadar güzel! Asker aileleri benzer yaşamları yaşıyorlarmış, ben de bilmiyordum. Buraya kadar Urfa ve Adapazarı yıllarını dile getirdim, Pederin tayini Iğdır, Suveren’e çıktı ve oraya gittik, ardından Edirne ve İstanbul. O büyük yeşil kalın hurçları ve vidalı mobilyaları eminim sizler de hatırlıyorsunuzdur. İçten yorumlarınız için müteşekkirim, selam ve saygılarımla.

      Liked by 1 kişi

  4. Yeşil hurçlar bir de sedye görünümlü açılır kapanır yatağı vardı babamın.Tahtadan yapılan kasalara eşyalar konur sonra çelik tel ile bağlanırdı en son tayinimiz Bandırma’ya çıktığında Erzurumdan trenle önce babaanneme İstanbul’a gelmiştik. 3 gün 3 gece kömürlü lokomotif dönemi ve sabah Haydarpaşa’da babaannem bu ne hal kömürcü çırağı gibisiniz demişti.😁Hiç unutmam. Selam ve saygılar bizden.

    Liked by 1 kişi

    • Film aynı, sadece oyuncular ve mekanlar farklı gibi. O kara tren yolculuğunu Kars’tan biz de İstanbul’a kadar yaptık, Hikayenin hazırladığım yeni bölümünde o kısımlar yer alıyor. Siz şimdi benden bir adım öne geçtiniz.

      Liked by 1 kişi

        • İyi akşamlar, sizi bilgilendirmekte geciktiğim için özür dilerim. Bu ödül aslında blog yazarlarını birbirine bağlayan bir zincir, ortada ödülü düzenleyen Nobel gibi bir organizasyon yok. Blog yazarı kendisini bu ödül için seçen kişiye teşekkür edip soruları cevaplayarak bir şekilde kendisini diğer blog yazarlarına tanıtıyor. O da kendince sorular belirliyor ve ödül için altı aday seçiyor. Ve bunu yazısında ilan ediyor ve o kişilerin linklerini paylaşıyor. Siz benim ödül için seçtiğim kişilerden birisiniz, blog linkinizi yazımda yayınlayarak beni takip eden kişilerle paylaştım. Durum basitçe bu şekilde.

          Liked by 1 kişi

          • Çok Teşekkür ederim Gürcan Bey. Konu anlaşılmıştır.🙋‍♀️ bu ara Kuşadası yazlıktan Aydın’a taşınma telaşı var en kısa zamanda yazarım.Selam ve sevgiler.

            Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s