Alışverişte ilginç gözlemler

promosyon

Türk kahvesi bizim geleneksel içeceğimizdir, herkes gibi bizim evimizde de bu tür kahvenin tüketilmesi gerekirken durum maalesef öyle değildir. Biz evde karı koca sadece hazır kahve içeriz ve Türk kahvesini de sadece misafirlerimiz için evde bulundururuz. Tabii anamızın karnından bu kahveyi içerek doğmadık ama buna bir şekilde alıştık.

Evde sütlü neskafe yapmayı sevdiğim için onu tedarik etmeyi de ben kendime görev edindim. Bu nedenle her markete gidişimde çay ve kahvelerin satıldığı reyonu muhakkak ziyaret ediyorum. Uygun bir fiyatla karşılaştığımda ise evdeki kahve henüz bitmemiş olsa hemen bir yedeğini alıyorum.

Yine böyle bir başka alışverişte promosyon bölümüne konulmuş olan iki yüz gramlık klasik hazır kahve paketlerinin fiyatı dikkatimi çekti. Doğal olarak hemen ilgilendim ama nedense fiyatı alacak kadar cazip gelmedi. Acil olarak almam gerekmediği için de almadım ve kendi alışverişime devam ettim.

Market içinde etrafa bakarak dolaşırken biraz önce gördüğüm neskafenin, kendi esas reyonun da çok daha düşük bir fiyatla satıldığını gördüm. Gözlerime inanamayıp, oradan bir paket kahve alıp barkot okuma cihazına götürüp okuttum. Gerçekten de kahvenin fiyatı, etikette yazdığı gibiydi ve promosyon bölümündeki fiyattan çok daha düşüktü. Hiç tereddüt etmeden iki paket kahve aldım.

Burada kötü bir niyet aramak yersizdi, üründen sorumlu olan görevlilerin yeterli kontrolü sağlamadan hareket ettikleri ortadaydı. Marketin promosyon bölümünden ürünü satın alarak, zarar gören tüketicilerin yanı sıra, farkında olmadan reyonundan alıp karlı çıkanlar da vardı.

~/~

Bizim nesil hesap makinesi ile üniversite sonrası karşılaştığı için, kafadan pratik hesap yapma konusunda oldukça eğitimlidir. Kaşla göz arasında gördüğümüz rakamları toplar, çarpar ve böleriz. Üstelik bunu nasıl yaptığımızı, biz kendimiz bile anlayamayız. Hatırlarım üniversitede sınavlarda, hesap makinesi kullanımı yasaktı. İstatistik sınavında o aritmetik ortalamalar, mod, medyanlar ve diğer zor hesapları zekâmızı kullanarak yaptık. Bu olayı şimdiki gençlere kesinlikle anlatamazdık, onlar yazı bile yazmayıp tahtadaki yazıları ve rakamları telefonla resmini çekerek kayıt ediyorlar. Bu kadar çok rahatlığı da bizler çok fazla anlayamıyoruz, gençlerin iki rakamı aklından toplayamaması bizlere çok garip geliyor. Her neyse işte marketlerde biz eski topraklar, hesaplara karşı daha çabuk tepki verebiliyoruz.

Şimdi bunları durup dururken neden anlattığımı merak edebilirsiniz. Hemen konuya giriyorum, oturduğumuz sitenin içinde olan zincir marketlerin birine bağlı bir markette, dolaşırken indirimli bir ürün dikkatimi çekti. Çikolataların ve benzeri ürünlerin yer aldığı reyonunun ortasına, tanınmış bir marka çikolatalı fındık ezmesini tepeleme dizmişler ve üzerine de büyük bir şekilde, kartona bir yazı yazmışlar.

Süper fiyat!

750 Gramlık yenilenmiş pakette, çikolatalı fındık ezmesi 7,99 TL.

Listemde olmamasına ve hiç de sevmememe rağmen karım için yine de ilgilendim. Edindiğim yeni refleksle ürünün fiyatının doğruluğunu test etmek için reyonda bulunan diğer ürünleri de incelemeye başladım. Aynı ürünün 500 gramlık paketini görünce etiketine hemen dikkatle baktım ve gözlerime inanamadım. Ürünün yarım kiloluk fiyatı 3,85 TL, yani iki tane alınca kilosu 7.70 TL oluyor. Yarım kiloluk iki paket almayı tercih edenler, 750 gramlık paket fiyatının altına bir kiloluk ürün satın almış oluyorlar.

Herhangi bir yanılgıya düşmemek için ürünün üzerine konulmuş olan son kullanım tarihine baktığımda bir problem olmadığını da gördüm. Bu promosyonu hazırlayan görevlilerin gözleri kapalı hareket ettikleri açıkça ortaya çıkmıştı. İnsan bir parça etrafına bakıp, mantığını çalıştırmaz mıydı?

~/~

Marketlerde alışveriş sırasında uyanık olmaya çalışmak ilk başlarda bana zaman kaybettiriyor gibi gözükse de, beni sonuçta mutlu etmeye başlamıştı. Zaman içinde ekmekten kahveye, deodoranttan sebzeye çok fazla etiket farklılığını yakaladım. Bazen iade para bazen de hem iade para hem de hediyeler aldım.

İlerleyen zaman içerisinde etiket hatalarını yakalayıp, kasada işlem yaptırmak benim için cazibesini yitirip, sıkıcı bir vakit kaybı olmaya başladı. Fiyatından emin olamadığım ama almayı istediğim ürünleri, kasaya girmeden önce marketlerin içinde bulunan barkot okuma cihazlarında okutmaya başladım. Eğer barkot cihazları arızalıysa ve ürünü de hiçbir şekilde okutamamışsam, kasada önce o ürünü okutturup fiyatından emin oluyordum. Ürününü fiyatı eğer etiketinde gördüğümden farklıysa, zaten işlemini yaptırmadan onu elemiş oluyordum.

 

Küçük marketlerde ise bu tür kurallar biraz daha farklı yorumlanıyor, kasada okunan her şey geçerli sayılıyor.

İtiraz edip,

“Gördüğüm etiket böyle değil ama!” dediğiniz de

“Etiketlerin değiştirilmesi unutulmuş, pardon,“ diyerek kasadaki fiyatı kabul ediyorlardı.

Bu durumda ya o fiyata razı olacaktınız ya da o malı satın almaktan vazgeçecektiniz.

 

Bu konuyla ilgili olarak, yine bir alışverişte başıma farklı bir şey başıma geldi. Özellikle taze sebze ve meyvelerde asılı olan etiket fiyatıyla, terazide tartılırken basılan barkot etiketini karşılaştırırım. Doğruysa, alışverişime devam eder kasaya giderim.

O gün marketten havuç, çarliston biber ve domates aldım. Sebzeler terazide tartılınca torbalara yapıştırılan etiketleri de dikkatle kontrol ettim, kilogram fiyatları da doğruydu. Hiç tereddüt etmeden ödeme yapmak için kasaya yöneldim, sıranın bana gelmesini beklerken aklımdan aldıklarımı topladım.

Kasada hesabı öderken, beklediğimden farklı düz bir rakam çıktı. Paramı verip üstünü beklerken, aldığım üç şeyin son rakamlarını kafamda topladım. Düz bir rakam yani sıfır olmuyordu. O an verilen hesap fişini elime aldım ve orada görünen değerleri, torbalara yapıştırılmış olan ürün fiyatlarıyla karşılaştırdım, her şey baştan sona farklıydı. Kasa torbaların üzerinde bulunan barkotlu etiketleri, oldukça farklı okuyordu.

Bazı marketlerde kasalar ürünü tartıyor ve ödenecek miktarı o sırada belirliyor. Bu kasada ise kesinlikle tartı yoktu ve tartmadan ürünü kendince fiyatlandırıyordu. Böyle bir şeyin mantığı yoktu, kasa başka yerde tartılıp etiketlendirilmiş bir ürünün sadece barkodunu okur, nokta. Kasiyere torbaların üzerindeki etiketleri gösterince çok şaşırdı, ama yine de işin içinden kolayca çıkıverdi.

“Ürünün fiyatı aslında bu! Etikette ve doğal olarak da terazide değiştirilmemiş.”

 

Çok bilen kasiyer yakında bulunan bir görevliyi çağırıp, ürün torbalarını götürüp tekrar tarttırmasını istedi. Görevli aldıklarımı içeride tarttırıp, yeni etiketler yapıştırıp tekrar kasaya getirdi. Güya hesap edip, bana aradaki farkı verecekler ama eski etiketler içeride atıldığı için ortada hesaplayacağı bir şey de kalmamıştı. Bu durumda ya sesinizi yükseltmeniz gerekiyor ya da aldığınız her şeyi bırakıp gitmeniz. Ben ikinci yolu seçtim.

 

Bu kadar olumsuzluğu örneklerle anlatamaya çalıştım ama Allah için insan bazen olmadık güzel şeylerle de karşılaşıyor. Böyle güzellikler sadece kurumsallaşmış büyük marketlerde olduğunu en başından söylemeliyim.

Bir ara evimize karşıdan bizi arayan kişinin numarasını gösteren bir telefon cihazı almıştık. Ancak telefon bir hafta içinde bozuldu, garanti belgesi olduğu için yaptırmak amacıyla ürünün yetkili servisini aradım. Orada karşıma çıkan görevli bu ürünü nereden aldığımı sorunca, kendisine Kozyatağı’nda bulunan büyük marketten aldığımı söyledim. O da konuya hızla çözüm getirdi.

“Bu büyük marketler, aldığınız ürünü sebebi ne olursa olsun on beş gün içinde iade, otuz gün içinde de değiştirme kuralı uyguluyor. Elinizdeki ürünü tamir için bize hiç getirmeyin, gidip oradan yeni bir ürünle değiştirin.”

Böyle söyleyince hem şaşırdım hem de çok sevindim. Ben böyle bir şeyi hiç bilmiyordum ve yapılan uyarıyla bu kolaylığı da öğrenmiş oldum. Bozulan telefonu yanıma alıp biraz çekinerek biraz da sıkılarak alıp büyük markete gittim. Bin bir defa özür dileyerek, ürünü değiştirmek istediğimi söyledim.

Görevli kadın sıkıldığımı anlayınca buna gerek olmadığı anlatmaya çalıştı.

“Beyefendi, siz gününü geçirmeden bize ulaşmışsınız, bunu yapmak hakkınız. Biz nelerle karşılaşıyoruz bilemezsiniz,” deyince şaşırarak baktım.

“Üç ay ayağına giydiği ayakkabıyı, modelini beğenmedim değiştirmek istiyorum diye bize getirenler de var.”

O arada yanımda ki görevlinin ilgilendiği bir kadın dikkatimi çekti, buraya elinde bir balık torbası ile gelmiş. Konuşmalara ister istemez şahit oldum. Balığı dün buradan satın almış, lezzetini beğenmemiş iade etmek istiyormuş.

Görevli kişi içinde balık olan torbayı eline alınca, önce etiketine, sonra da torbanın içerisine dikkatle baktı ve eksikliği belirtti.

“Hanımefendi, etikette dört levrek yazıyor, burada ise sadece iki tane var. Aldığınız balığın yarısı yok.”

Kadın doğal bir şekilde cevap verdi.

“Tabii olmayacak, yemeden bu balığın güzel olup olmadığını nasıl anlayacaktım ki?”

Balığı torbasıyla birlikte hemen geri aldılar.

 

İlerleyen zamanda aynı markette benzer bir şeyi, ben de yapmak zorunda kaldım. Büyük paketle oradan hazır köpek maması aldım ve açıp kullanmaya başladım. Köpeğimiz Tarçın’ın da epilepsi hastalığı var ve o arada bizim veteriner de bu hastalığın tedavisinde yeni bir ilaca başlayacağı için şu an kullandığımız mamanın değiştirilmesini istedi.

Yeni aldığım o hazır mamadan sadece bir haftadır Tarçın’a veriyordum. Ne yapayım az buz para da değil, ben de şansımı denemek istedim. Marketin ilgili bölümüne telefon açtım, orada bağlandığım yetkiliye konuyu açık bir şekilde anlattım,

“Aldığım bu mamayı farkını vererek, bir başka mama ile değiştirebilir miyim?”  diye sordum.

İsteğimi kabul edip, mamayı markete getirmemi istediler. Alıp gittim, konuştuğum o ilgili şahıs ilgilenerek mamayı geri aldırdı ve fark ödeyerek, bir başka mamayı satın aldım.

~/~

Alışverişte öğrendiğim en önemli hususlardan biri de sabırlı olmayı öğrenmek. Alışılmış bir mantıkla düşünüldüğünde çok anlamsız gelse de aslında çok doğru bir şey. Aynı marka ürünü değişen zamanlarda, değişik marketlerden çok daha ucuza alma şansınız var. Bunu durumu da tesadüfen çamaşır deterjanı alırken fark ettim.

Daha önceleri deterjanı küçük paketlerle alıyordum, taşıması kolay olduğu için fiyata pek aldırış etmiyordum. Geçen zamanda gelir dengemiz değişince daha dikkatli olmaya başladım. Büyük on kiloluk deterjan paketleri de doğal olarak gözüme çarptı. Kilo hesabı yapıldığında fiyatları inanılmaz derecede düşüyor.

Bu ürünler düzenli olarak kullanıldığı ve çok alınsa da bozulmadığı için ambalaja para vermemeye karar verdim. Tanınmış ürünlerden O ile başlayanını değil, ama T ile başlayan birini alıp geldim. Birkaç gün sonra çevredeki bir başka markete gittiğimde, aynı ürünün daha ucuz olduğunu gördüm. O zaman acele etmemek gerektiğini de anladım

 

Bu arada farkında olmadan, ürünlerin fiyatlarını sürekli takip eden biri olup çıktım. Hangi markete gidersem gideyim, genel olarak aldığım ürünlerin fiyatlarını reyonlarda dolaşarak kontrol etmeyi alışkanlık haline getirdim. Doğal olarak bir şey daha öğrendim, belirli bir marka ürün aynı zincire bağlı farklı mağazalarda dahi farklı fiyatlarla satılabiliyor. Bir hazır kahve, aynı zincirin üç ayrı mağazasında farklı fiyatlarla da satılabiliyor.

İnsan şaşırıyor, kendi kendine bu nasıl olabilir diye sorabiliyor, ama herhalde bir mantığı var diye düşünüyorum. Bu bahsettiğim fiyat farkları, öyle küçük farklar da değil gerçekten.

Anlattıklarımdan iyice şiştiniz mi?

Belki de alışveriş yapmak size göre değildir!

Unutulmaması gereken ve benim çok acı şekilde öğrendiğim en önemli şey, insan hayatında debdebeli lâle devirlerinin de bir gün son bulacağıdır. Üşenmeden ve hiç utanmadan biraz da dikkatle yapacağınız alışverişin, sizin alın terinizle kazandıklarınızın kolayca savrulmasını önleyeceğini de mutlaka hatırlamalısınız. İyi alışverişler diliyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s