Ehliyet

Bizim aileye 1990 yılına kadar hareketli tek bir vasıta bile giriş yapmamıştır, yani bisikletimiz bile olmadı. Çocukken bir sopayı bacaklarımın arasına kıstırıp at gibi koşturmak dışında hatırlıyorum da pek bir şeyim yoktu. Bu arada peder vakti zamanında süvariymiş, her halde atlar onun bütün hareket arzusunu karşılamış olmalı ki başka taraflara hiç bakmadı. Bundan zararlı çıkanlar da biz aile sakinleri olduk.

İstanbul’a gelince gördük ki belediye otobüsleri, vapurlar, troleybüsler vardı, bütün dünya bizimdi, yani daha ne istiyorduk ki?

Bizler de alıştırıldığımız memur zihniyetiyle hiçbir şey istemedik, zaten çevremizde de araba ve bisiklet sahibi kişi sayısı çok azdı. Biz de diğerleri gibi yürüdük, otobüse ve vapura bindik.

Arabamız olmamasına rağmen mahalledekiler ehliyet almak için başvurunca ben de bu akıma ayak uydurmak istedim. Herhalde 1976 yılıydı, Beşiktaş’ta bulunan Trafik amirliğine gidip evraklarımı teslim ettim ve ehliyet almak için başvurdum. O zamanlar kurs yoktu ama iki imtihan vardı, yazılı ve direksiyon. Anlatıldığına göre elli Lira verildiğinde ise ehliyeti eline getiriyorlarmış ama benim için o zamanlar bu para çok büyük. Henüz çalışmıyorum ve bu iş için de evden para isteyemem çünkü ehliyet almamı gerektiren arabamız da yok.

Tabii bizim mahallede ki arkadaşlar ehliyetlerini alıp ceplerine koydular, ben sadece dosyayı aldığımla kaldım. Zaten daha başka türlüsü de olamazdı. Bu olayın üzerinden sekiz sene geçti, ben askerlik vazifemi tamamlayıp geri döndüğümde biraderin bir arabası olduğunu gördüm. Araba açık mavi renkli 1960 model Opel Record, onun dediğine göre bu arabaya Yahudi Mercedesi deniyormuş. Araba koldan vitesli ve oldukça geniş bir araba!

djibnetGörsel:djibnet

Biraderin araba sahibi olmasının bana bir faydası yok, çünkü onunla ortak bir hayatımız yok. O evli ve zamanını doğal olarak işi ve ailesi ile dolduruyor. Bizimle çocuklarına annem baktığı için iş dönüşlerinde çocuklarını almak için uğradıklarında görüşüyoruz. Bizim de onlarda gidip kalma veya yemek yeme isteğimiz pek yok, herkes birbirini tanıyor ve arada olan sınırları iyi biliyor.

Ne oldu, nasıl oldu bilmiyorum ama herhalde basiretim bağlanmış olmalı ki bana araba kullanmayı öğretmeyi teklif ettiğinde itiraz etmedim. İzmir’e gidip gelmedikleri bir hafta sonunda arabayla bize geldi ve beni direksiyona oturtup nasıl kullanacağımı ve kol viteslerini gösterdi. Bizim orada sokak arasında aynaları düzeltip hazır olduğumda hadi dedi.

Aynalardan yolun boş olduğunu görünce heyecanla el frenini indirip gaza usulca dokundum, o arada da ayağımı debriyajdan kaldırmaya başladım ama araba kıpırdamadı. Neden hareket etmediğini düşünürken o arada motor da stop etti.

Birader beni hemen uyardı,

“Gaza sonuna kadar basacaksın, araba anca o zaman hareket ediyor.”

Bu uyarıyla birlikte arabayı boşa alıp, tekrar çalıştırdım. Dediği gibi gaza sonuna kadar yüklenince motor sesi değişti, ayağımı debriyajdan kaldırınca da gitmeye başladık. Araba resmen tank gibi ağır, direksiyonu da oldukça sert!

Arabayla birkaç defa daha çalışınca cesaret bulup ehliyet için tekrar başvurdum. Yine Beşiktaş’ta bulunan Trafik amirliğine gidip ehliyet için başvuruda bulundum. Satılan motor ve trafik kitabını alıp çalışmaya başladım ama yazılı için gün alabilmem göz ve kulak sağlık kontrolünü geçmeme bağlı.

Trafik amirliğinin bir katında ben de önce göz doktoruna girdim, görme problemim olmadığı için bunu kolayca geçtim. Ardından bir oda dolusu kişiyle birlikte kulak doktorunun karşısına geçtim.

“Herkes arkasını dönüp beni beklesin,” sözleriyle birlikte harekete geçtik.

Ben de istenildiği gibi durdum, doktor yanına gittiği kişinin kulaklarını kapattırıp fısıldayarak bir rakam söylüyor, bilirsen hepsi bu kadar. Yanıma gelen doktorun uyarısıyla kulaklarımı tıkadım, sonra da doktorun fısıldamasını duydum ama ne dediğini hiç anlamadım. İnsanlar birbirine kulaklarınızı kapar gibi yapın ama tam olarak kapamayın demişler ama ben saftirik bunu duymadım.

O grubun içinden benim gibi birkaç kişi kontrolden geçemedi, bizler hastanede muayeneden geçip sağlam raporu alınca imtihan için gün alacağız. Ben de soluğu Gümüşsuyu askeri hastanesinde doktor olan Mehmet Ali Amcanın yanında aldım, kendisi İngiliz Lisesinden tanıdığım Işıl’ın babası. Onu bu ilk ziyarete gidişim değil, yolum o taraflara düştüğünde muhakkak kapıdan uğrayıp hatırını sormadan geçmiyorum. O benim çok sevdiğim nadir insanlardan biri.

Mehmet Ali Amcaya durumu anlatınca beni hemen kulan burun boğaz uzmanı arkadaşının yanına götürdü. Doktor beni muayene edince kulaklarımda bir problem olmadığını anladı,

“Herhalde heyecan yapıp söylenenleri algılayamadın,” dedikten sonra hemen sağlam raporumu hazırlayıp verdi.

Mehmet Ali Amcanın yanından çıkınca doğruca Beşiktaş’a gidip Trafik amirliğine raporumu verip yazılı imtihan için gün aldım.

Yazılı imtihanda sorulan sorulardan oluşan eğitim kitabını da satın aldım. O kitapta yazılanları öğrenmem çok fazla zamanımı almadı. Motoru neredeyse sökecek kadar iyi öğrendim ama motoru hiç görmedim. Sözü edilen parçaların motorda yerini göster deseler öylece boş bakacağım kesin. Arabada bir arıza olsa nereye bakmam gerektiğini de öğrendim ama tek bir sorun var bu güne kadar hiç araba kaputu açıp motor görmedim. Motoru hiç görmeden uzman olmak böyle bir şey işte!

Yapılan yazılı imtihanı geçmem çok kolay oldu, sonuçları öğrenmeye gittiğimde direksiyon imtihanı gününü de öğrendim. Biraderin arabasıyla imtihana giremeyeceğim için ben de imtihanın yapılacağı Maslak’da araba kiralamaya karar verdim.

İmtihan günü Maslak’da imtihan için Reno 12 model bir araba kiraladım, bu araba biraderinkine göre sanki kuş gibi. Kiralayan kişi benim yanımda bir tur attık, kullanmayı bildiğime kanaat getirince arabadan inip beni imtihan alanına gönderdi.

Sıram geldiğinde imtihan yerinde yerimi aldım, çok geçmeden de elinde evraklarla bir polis gelip yanıma oturdu. Gerekli kontrolünü yaptıktan sonra hareket etmemi söyledi. Ben kendimi biraderin arabasında zannedip gaza sonuna kadar basınca ciyak ciyak öten tekerlek sesleriyle birlikte ortalık toz duman içinde kaldı. Allahtan ayağımı debriyajdan çekmekte gecikmiştim.

Yanımda oturan polis, bembeyaz bir suratla kontağı kapatmamı söyledi,

“Biraz daha çalışıp öyle gelin,” deyip kapıyı açtı ve kendini hemen dışarıya attı.

Bunun ömrüm boyunca çektirdiğim tek patinaj olduğunu bilseydim, yemin ediyorum utanmak yerine biraz da keyfini çıkarmaya çalışırdım.

Arabayı kiraladığım yere götürünce adam şaşkınlıkla baktı,

“İyiydin, orada neler oldu?” diye merakla sordu.

Başımı sallayarak biraderin 1960 model tank gibi olan Opel’ini anlattım.

“Kendimi bir an biraderin külüstüründe zannedip, hareket etmek için gaza yüklendim.”

Bu olaydan sonra ehliyet almaktan vazgeçtim ve doğal olarak da direksiyon imtihanlarına gitmedim. Bir süre sonra da hakkım yanıp gitti. Ben de konuyu unutup üniversitede doktora eğitimime geri döndüm.

1987 yılında lisansta okuyan bir kızla arkadaşlık etmeye başladım, o ve kız kardeşim ehliyet almaya karar verince benim de kanıma girmeye çalıştılar. Şimdiye kadar yaşadıklarımı anlatıp bu işe girişmeye istekli olmadığımı anlattım. Birkaç gün geçince doğal olarak itirazlarım azalmaya başladı ve onlara uyup yine ehliyet için başvurdum. Aynı şeyleri tekrar yaşarsam ne olacak bilmiyorum ama korktuğum kesin.

Yine aynı yollardan geçtik, bu sefer kulaklarımızı sıkıca kapatmayıp fısıldanan rakamları duyduk. Yazılı imtihanı da hepimiz kolayca verdik ve sıra direksiyon konusuna geldi. En doğru yol profesyonel bir öğretmenden ders almak olduğu ortada, bizler de öyle yaptık.

Araştırıp öyle birini bulduk ve fazla trafik olmayan Bostancı yan yolda ders almaya başladık. Öğretmen son derste arabayı kenara çektirdi ve kapıyı açtı.

“Ben iniyorum, şimdi tünelden geçip Küçükyalı’ya gidip döneceksin,” deyip arabadan indi.

Öğretmen böyle güvendikten sonra ben de o gazla yola çıktım ve tek başıma söylediği yere gidip döndüm. Sağ salim beni yanında görünce eminim içinden çok sevinmiştir ama bunu bana pek göstermedi.

Direksiyon imtihanı da artık Maslak’ta değil bu tarafta İçerenköy de Sebze halinin bulunduğu caddede yapılıyor. O gün hepimiz imtihana girmek için oraya gittik ve bir araba kiraladık.  Önce ben imtihana gireceğim, arabaya binip sıraya girdim. Çok geçmeden bir polis gelip yanıma oturdu, seneler önce de böyle olmuştu, iki adım bile gitmeden korkuyla arabadan inmişti.

“Tamam, gidebiliriz,” deyince sinyal verip yavaşça hareket ettim.

Trafiğin olduğu caddeye çıkınca biraz ilerde beni kenarda durdurdu.

“Buradan şimdi u dönüşü yapacaksın,” deyince aynalarımı geleni gideni kontrol ettim. Hazır olunca yavaşça hareket ettim.

“Dur, araba geliyor,” sesiyle birlikte hemen frene bastım ama heyecanla debriyaja basmayı unuttum. Doğal olarak araba stop etti.

İmtihanda kaldığım kesin ama yine de arabayı çalıştırıp u dönüşü yapmak için trafiği kontrol ettim. Müsait olunca tekrar hareket ettim.

“Dur, araba geliyor,” sesiyle yine panikle fren bastım ama debriyajı yine unuttum.

Yüzüm kıpkırmızı ne yapacağımı düşünürken polis merakla sordu,

“Ne iş yapıyorsun?”

“Öğrenciyim, doktora mı yapıyorum,” diye korkarak cevap verdim.

“Ne yani doktor mu olacaksın?”

“Evet, öyle!”

Aslında o beni tıp doktoru olacağım zannetti ama ben işletme dalında akademik kariyer eğitimi yapacağımı hemen açıklayamadım. Tam açıklama yapacakken, polis tekrar konuşmaya başladı.

“Peki, o zaman yavaşça hareket et bakalım,” deyince arabayı çalıştırıp u dönüşü yaptım ve yola devam ettim. İşaret ettiği yerden dönüp tekrar ilk başladığım yere döndük. Elindeki resmi evrağı bana imzalattıktan sonra,

“Hayırlı olsun, ehliyetini Bostancı trafik şubeden gidip alırsın,” deyince sevinçle ne diyeceğimi şaşırdım. Yaptığım bunca hataya rağmen doktora eğitimim sayesinde ehliyet aldığım kesin. Arabayı kenara park edip sevinçle bizimkilerin yanına gittim.

7 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s