Yeni bir yolda

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde güçlü gruplar, partiler, dernekler veya şirketler zaman içinde muhakkak bölünürler. Ya kötü giden bir şeyler vardır ya da içten içe güç ve menfaat savaşları başlamıştır. Sonuçta birileri ayrılır ve gider, yeni bir şeyle ortaya çıkarlar. Geriye kalanlar var olan sistemi devam ettirmeye çalışırlar ama genellikle iktidar mücadeleleri ön plana çıkar.

Yapılan büyük gösteriden birkaç gün sonra, hafta sonu yapılacak olan çalışmayı beklerken, bizim derneğin iki ayrı parçaya bölündüğünü öğrendik. Yöresel folklorcuların ağırlıklı olduğu güçlü dernek maalesef parçalanmıştı. Bunlardan biri şimdiki Kadıköy Turizm Tanıtma Derneği, diğeri de yeni İstanbul Turizm ve Folklor Derneğiydi. Mevcut başkan Ali Bey ve onu destekleyen kişiler, kendilerine yeni bir dernek kurmuşlardı.

Ortada iki ayrı dernek ve iki ayrı yerde çalışma var, çalışmanın biri Acıbadem’de bulunan bir okulda, diğeri de bizim oradaki evimize yakın olan ilkokulda. Ben dernek içinde çok yeni biri olduğum için neyin iyi neyin kötü olduğunu gerçekçi bir şekilde değerlendiremiyorum. Kim kimdir, ne nedir diye tam olarak bilemediğim için doğal olarak Orhan ile Nihat’ın ne yapacağını gözlemledim.

Hafta sonunda onlarla birlikte Acıbadem’e esas Turizm Tanıtma Derneğinin çalışmasına gittik. Daha okulun kapısından içeriye girer girmez etrafımız sarıldı. Şimdiye kadar bize yüz vermeyen, selamı ve sabahı bile çok gören eski tecrübeli eğiticiler yanımıza samimi bir ifadeyle gelip,

“Bilirsin seni severim, seçimlerde oyunu bana ve bizim gruba verirsin değil mi?” diye sorduklarında çok şaşırdım.

Bizleri neden böyle etkilemeye çalıştıklarını çok geçmeden öğrendik. Meğer gelecek hafta dernekte, yeni başkan ve yönetim kurulu üyelerinin seçimi varmış. Bizler de belli ki kolayca oy desteği alınacak, saf kursiyer bozuntuları olarak görülüyoruz.

Bu olay aynı gün içerisinde başka kişiler tarafından da tekrar edilince, bu stresli ortam içinde oynama zevkimi ve isteğimi kaybettiğimi hissettim. Orada neden bulunduğumu beynimde sorgulamaya başladım. Bütün eski ve tecrübeli dansçılar arasında sanki amansız bir bilek güreşi başlamış. Güç ve yönetme arzusu, resmen bu insanların gözlerini karartmış. Çalışma bitiminde oradan mutsuz bir şekilde ve sıkıntıyla ayrıldım.

Bir sonraki hafta bizim çocuklarla birlikte Acıbadem’e değil, tek başıma bizim oradaki ilkokulda çalışma yapan Turizm ve Folklor Derneğinin çalışmasına gittim. Kapıda normal bir şekilde karşılandım, kolumu bacağımı çekiştiren ve aklıma girip düşüncelerimi etkilemeye çalışan birileri de olmadı.

Gördüğüm kadarıyla orada birkaç kişinin dışında başka tecrübeli eğitici ve dansçı yok. Daha çok yeni ve tecrübesiz elemanlar var, ancak ortada yönetim çekişmesi olmadığı için sakin ve kargaşanın olmadığı bir ortam var.

Hafta içerisinde gittiğim her iki derneği de kafamda ciddi ve tarafsız bir şekilde tarttım. Bir tarafta çok kaliteli dansçılar ve kuvvetli yöresel ekipler olmasına rağmen ortada inanılmaz bir güç ve yönetim kavgası var. Diğer tarafta ise ekip ve dansçılar bazında oldukça zayıf bir grup olmasına rağmen oldukça sakin bir ortam var.

Turizm Tanıtma Derneğindeki kaliteli yöresel dansçılara ve kuvvetli ekiplere rağmen zayıf olan tarafı, yani Turizm ve Folklor Derneğini seçip oradaki çalışmalara devam etmeye karar verdim. Bizim mahalleden Orhan, Nihat ve Müco, Acıbadem’deki Kadıköy Turizm Tanıtma Derneğinin çalışmalarına giderken, ben onlardan ayrıldım. Verdiğim karar için aralarında ne düşündüler bilmiyorum ama ben kendi doğru bildiğim yolda yürümeye devam ettim.

Ertesi hafta yine bizim orada bulunan ilkokuldaki çalışmaya gittim. Dernekte sadece dokuz aylık halk oyunları geçmişimiz olmasına rağmen yeni gelenlerin yanında kıdemliler gibi duruyoruz. Hani koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler ya, bizim de durumumuz aynen öyle.

Yeni elemanların çoğunluğu, dernek başkanının ve eski dansçıların çalıştırdığı okullardan gelen bizim yaşlarımızda gençler. Dernekte eski öğreticilerden sadece birkaç kişi kaldığı için, bizler de oyunlar öğretilirken yenilerin önünde, esas çalıştırıcılara yardımcı eğiticiler olarak görevlendiriliyoruz. Bu şekilde yapılan çalışma, oyunları daha iyi kavramama neden oldu. Bir öğrenciyken öğretici pozisyonuna sokulduğum için her şeyi daha iyi öğrenmek ve öğretmek mecburiyetinde kaldım.

Yurt dışı seyahati olmadan sakin geçen yazın sonuna doğru, Orhan, Nihat ve Müco da öteki derneğin çalışmalarını bırakıp bu tarafa geri döndüler. Onlarla bir arada çalışmak benim için daha iyi oldu, çalışmalarımıza koruda da devam etme şansı yakaladık. Aramıza Kemal’in de katılmasıyla iyi bir ekip oluşturduk. Kars, Artvin gibi estetiğe ve bireyselliğe dayanan oyunlarda, kendimize yer bulmaya ve çalışmaya başladık. Mahallede ve çalışmalarda bir arada oynamak ortaya bir ekibin çıkmasını sağladı.

Kasım ayında yeni kursiyer programı başlatıldığında, hem onlara yapılan gösterilerde yer aldık hem de eğitici olarak görevlendirildik. Ne yaparız, ne ederiz diye bir an bile tereddüt etmeden bu işe soyunduk. Artık kendimize olan güvenimiz tamdı.

Kış geldiğinde bizim ekip derneğin yönlendirdiği iki özel gösteriye çıktı. Önce Fenerbahçe Orduevinde ve sonra da Kadıköy Halk Eğitim merkezinde sahne aldık. Kars ekibiyle sahneye adım attığımda oldukça heyecanlıydım. Kendi aramızda yaptığımız uzun ve yorucu çalışmalardan sonra bu gerçekleştirdiğimiz ilk gösteriydi.

1021

Sahnede dans ederken hangi kişisel figürleri yapacağımızı, ikili üçlü ve toplu bir şekilde nasıl hareket edeceğimizi daha önceden defalarca çalışmıştık. Ekibin kişisel figürler konusunda en basit hareketlerini yapan dansçısı benim. Ben bundan pek şikâyetçi değildim, yeteneklerimin sınırlarını gayet iyi biliyorum.

1027

Kars yöresi oyunlarında çift olarak oynamak, kişisel figürlerle ortaya çıkmak öyle pek kolay bir şey değildi. Üstelik daha bir yıllık dans geçmişi bulunan bir kişinin, böylesine önemli ekiplerde kendisine yer bulabilmesi de pek mantıklı değildi. Derneğin umulmadık bir anda iki parçaya bölünmesi belki de bizim şansımızdı. Böyle bir olay yaşanmamış olsaydı, tecrübeli ve kaliteli dansçılar arasında uzun yıllar sadece halay ekipleri oynuyor olurduk.

Bizler de yakaladığımız bu şansın üzerine yatıp, boş oturmadık. Sürekli olarak etrafımızdaki özel kişileri ve grupları seyrettik, gördüğümüz figürleri arkalarda tekrar edip öğrenmeye çalıştık. Yapamadığımız zamanlarda sorduk, soruşturduk, bilenlere öğretmeleri için rica ettik.

Bize öğretilenleri doğru olarak yapabilmek için, bıkıp usanmadan tekrar ettik. Açıkçası bizler çok çalıştık ve hiç pes etmedik. Gördüklerimizi ve öğretilenleri akıl süzgecinden geçirip, kendimize uyarlamak için didindik durduk. Derneğin bizi görevlendirdiği özel gösteriler ile de sahne tecrübemizi arttırıp, kendimize olan güvenimizi pekiştirdik.

O arada derneğin kurs programında eğitici olarak görev yapmak da bizlere fayda sağladı. Gösterirken öğrendik, yaptığımız doğru işlerle daha çok kişi tarafından kabul gördük ve benimsendik. Çalışmalarımızla grup içerisinde takdir edildik. Artan kapasitemiz nedeniyle neredeyse her ekipte oynuyor hale geldik ve ekip başı olarak kabullenilmeye başlandık.

Bu gelişmelerle birlikte bahar aylarında bizim grup joker gibi her yerde kullanılmaya başlandı. Bir gün gösteri olduğu haberi ile derneğe gittik, orada hazır bekleyen minibüse binip soluğu Karaköy’de Salıpazarı rıhtımında aldık. Kocaman bir yolcu gemisi yanaşmak üzereydi, yolcular merdivenlerden rıhtıma inerken bize verilen işaretle oynamaya başladık. Gemiden inenler merakla bizi izlerlerken biz de Gaziantep’in yeni bir oyununa geçmiştik.

Oyunlarımız sona erdiğinde turistlerin alkışlarıyla birlikte onları eğilip selamladık. Üzerimizi değiştirdikten sonra Liman lokantasında yemeğe geçtik, daha sonra da bizi getiren minibüse binip derneğe geri döndük. Bu iş hoşumuza gitti, çünkü böyle özel yerlerde oturup yemek yeme imkânımızın olmayacağı ortada.

Bir başka gün daha önce hiç görmediğim Yeşilköy Havalimanına götürüldük. Önceden giydiğimiz kostümlerimizle birlikte hazır bir şekilde pistin yolcu giriş kısmında bekledik. Derken gelen uçak, ben onu hayranlıkla seyrederken yolcu giriş kapısının çok yakınına kadar geldi. Merdivenin yanaştırılıp uçak kapısının açılmasından sonra bizler de verilen işaretle merdivenden aşağıya inen turistlerin şaşkın bakışları arasında kendi oyunumuzu oynamaya başladık. Oyunların bitiminde turistler pasaport kontrolü için giderken bizler de yemek için oradaki restauranta götürüldük. Seyretmeye bayıldığım uçakları ve pisti gören bir masada ne yediğimi bile hatırlamıyorum.

Bir ara gazetelerde yayınlanmış olan bir haberi okuyup çok gülmüştüm. Uçaktan inen turistleri, Bursa kılıç kalkan oyunu oynayan bir ekip karşılamış. Uçağın merdivenlerinden inenler karşılarında onlara doğru koşarak kılıç kalkanlarla gelenleri görünce, korkuyla ve panik halinde tekrar uçağın içerisine kaçışmışlar. Bizler hiç Bursa kılıç kalkan oynamadık ve böyle komik bir olayla da karşılaşmadık.

Bir Cuma akşamı Sait Halim Paşa yalısında yapılacak olan önemli kişilerin düğününde Kars oyunları oynamak için Yeniköy’e götürüldük. Yalı tam meşhur lüks Carlton Otelinin yanında, gösteri oldukça geç bir saatte yapılacakmış. Bizleri hemen otelin restauranına aldılar, yemek ve içki servisi süperdi, ayrıca gösteri yapmadan önce biz orada çalan müziğin eşliğinde dans edip eğlendik.

Bir Cumartesi günü öğleden sonra Sirkeci garına götürüldük, Orient Expres ile gelecek olan zengin insanları karşılayacakmışız. Tren keskin düdüğünü çalarak istasyona girerken biz orada tek sıra halinde hazırdık. Milyonerler açılan kapılardan perona adım atarlarken bizler de çalan davul zurna eşliğinde oyunumuzu oynamaya başlamıştık. Sirkeci’de ki bu gösteri ertesi gün gazetelerde bile yer aldı, bizler kendimizi gazetelerde görünce çok şaşırdık.

1015

Büyük lüks otellerde veya başka bir yerlerde düğün dernek olduğunda, biz yine oralarda sahne alıyoruz. Yani kendi paramızla hiç gidemeyeceğimiz, kolayca giremeyeceğimiz yerlere giriyor, nefis sofralarda ağırlanıyoruz ama karşılığında biz de oyun oynayarak bedelini ödüyoruz. Dernek de bu şekilde üzerimizden gelir elde ediyor.

O sene Kızıltoprak Kent sinemasında yapılan yıllık geleneksel gösteride, Bitlis ve Bayburt ekiplerinde sahne aldım. O siyah çizgili pijamaya benzeyen kıyafetlerin keçi kılından yapıldığını ve fena kaşındırdıklarını deneyince daha iyi öğrendik.

Lisede ikinci dönem de bu hengâmede nasıl olduysa bir şekilde bitti, ben haziran imtihanında kaldığım iki dersi vererek son sınıfa geçtim.

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s