The Liebster ödülü adaylığı için bilgilendirme

Bu sene içerisinde dört ayrı blog yazarı arkadaş tarafından The Liebster ödülü için aday gösterildim. Aslı68, Ebedigençlik, Liveterra ve olumartigi bloglarının yazarlarına öncelikle teşekkür ederim. Bu konu beni onurlandırdı ve istenen formatlara uygun çalışmayı da sadece ilk sefer hazırladım ve yayınladım. Liebster ödülü adaylığı yeni blogları tanıtmak ve desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda blog yazarlarının takdir edilmelerini de sağlıyor. Kendi adıma çok mutlu olsam da diğer blog yazarlarının da bu ödülden faydalanmalarının önemli olduğunu düşünüyorum.

Prosedür oldukça emek ve zaman isteyen bir çalışmayı zorunlu kılıyor. Soruların cevaplanması, yeni soruların oluşturulması, adayların seçilmesi ve bu bloglara bağlantıların sağlanması ve onların bilgilendirilmesi oldukça uzun bir süreci gerektiriyor. Bu nedenle beni yeniden aday gösteren yazar arkadaşlara teşekkür yazısı yazıp beni bu konudan affetmelerini rica etmiştim.

Adaylıklar sürünce bu konudan öylece uzak durulamayacağını fark ettim. İstenen formatta çalışma yapamayacak olsam da hiç olmazsa beni aday gösteren blog yazarlarının hazırladıkları soruları cevaplamak istedim.

Şimdi isterseniz Ebedigençlik blogunun yazarı Binnur Hanımın sorularına geçeyim.

1- Hangi nedenler sizi blog yazmaya yöneltti?

25 yıllık bir süre içinde bilimsel makaleler ve tezler hazırladım. Çalışmalarımın kaynağı eğitimlerde öğrendiğim bilgilerime, iş tecrübelerime ve yazılı kaynaklara dayanırdı. Yazdığım her makalede savunduğum ve anlatmaya çalıştığım bilimsel fikirleri ve bilgileri akıl ve mantık çerçevesinde bir araya getirip çalışmayı tamamlar ve basıma veya savunmaya hazır hale getirirdim.

Edebiyat ile 2007 yılı temmuz ayında tanıştım, bütün çalışma tarzımı bir kenara bırakmış, bir anda hafızamla ve hayal dünyamla baş başa kalmıştım. Bunların arasında uyum sağlayana kadar çok sıkıntı çektim. Ekim ayında ücret almadan çalışmaları yayınlayan,  Hikayeler.net isimli internet sitesine üye olduğumda elimde sadece bir deneme ile bir tane bitmiş kısa hikaye vardı. Cahil cesaretiyle yayınladığım denemeyi okuyan kişi sayısı çok fazla değildi ama aldığım yorumlar benim için çok değerli ve teşvik ediciydi.

İlk zamanlar değişik bir dilim vardı, devrik cümleler kurmaya bayılıyordum. Hayal gücümü etkin olarak ilk defa 2008 yılında epilepsi hastası olan köpeğim Tarçın’ı anlatırken kullanmaya başladım. Onun bir insana dönüştüğünü hayal edip, bu şekilde bir hikâye kurguladım. İşte bu çalışma benim kendimi göstermemi sağladı. Site içinde bir yarışmada birinci oldum, Hürriyet Gazetesi tarafından yapılan röportaj da bunun arkasından geldi.

Edebiyat sitesinde maddi yön ön plana çıkıp kısıtlamalar başlayınca, fazla beklemeden orasıyla ilişkilerimi kesip üyelikten ayrıldım. Dört beş sene herhangi bir yerde bir çalışmamı yayınlamadım. Televizyonda seyrettiğim bir film ile blog konusu ilgimi çekti ve araştırıp bir blog oluşturdum.

Bu blogda roman formatındaki kurgu eserlerimi değil çoğunlukla yaşanmışlıkları aktarıyorum. Bunun için de bana para verecek birilerinin olduğunu düşünmüyorum. Yani amacımın şan, şeref, şöhret ve para olduğunu söylemeyi çok isterdim ama değil, sadece sevdiğim için yazıyorum. Memnun muyum diye düşünüyorum da, evet araştırıyorum, öğreniyorum, deniyorum. Gerisi can sağlığı daha ne olacak ki?

2- Konularınızı seçerken dikkat ettiğiniz hususlar nelerdir?

Öncelikle siyasi olmamasına özen gösteriyorum, edebi bir blogda olması gerekenleri yazıyorum. Şiir, hikâye ve denemelerin yanı sıra anılarımı akıcı ve samimi bir dille paylaşmaya çalışıyorum.

3- Sizce okumanın anlamı nedir? Okumak mı yazmayı teşvik eder yoksa yazmak mı okumayı?

Bizler evine her gün gazete girmiş BB kuşağı aydın bir nesiliz, ömrüm kütüphanelerde okuyarak, araştırma yaparak geçti. Güne internette doğru haber yazan gazeteleri okuyarak başlarım, okuyarak dünyayı her gün yeniden keşfedersiniz. Mantığınızı kullanmayı, sorgulamayı ve sonuçlar çıkarmayı öğrenirsiniz. Körü körüne herkese ve her şeye inanmanın anlamsızlığını, araştırmanın önemini anlarsınız, bu çevrenize de olumlu bir şekilde yansır.

Kendi adıma sürekli okumak yazmayı teşvik etmiyor diye düşünüyorum, öyle olsaydı düzenli kitap okuyanların hepsi de yazmaya çalışırlardı. Yazmanın farklı bir konu olduğunu, hiç de kolay olmadığını öncelikle çok iyi öğrendim. Yazmak değişik bir bakış açısını gerektiriyor, dünyada yaşamak, gezmek, görmek, araştırmak, her şeyi fark etmek ve algılamak çok önemli. Yaşananlardan bir anlam, bir ders çıkaramadıktan sonra yazmak hiç de kolay değil. Yazmak için dünyada yaşamak, olan biteni okuyup takip etmek zorundasınız. Kendi adıma yazmak okumayı zorunlu kılıyor diye düşünüyorum.

4- Yazı yazarken müzik dinler misiniz? Neden?

Her ân olmasa da dinlerim, ruh durumuma göre metal de dinlerim arabesk de. Yazı yazarken değil ama iş yaparken ise ıslık çalmak hayatımın bir parçası, karım her zaman dalga geçse de olsun.

5- Hayat bestelenmiş bir müzik parçasıysa, siz bu parçanın bestecisi mi yoksa notası mı olmak istersiniz? Neden?

Beni nereye koydularsa orada olacağım kesin. Bazen yaşamımı avuçlarıma alacağım bazen de o aradan kayıp gidecek. Ne olduğumuzun, yaptığımızın pek önemi yok. Garip yaratıklarız, iyi şeyler yapınca sahipleniyoruz yani besteciyim diyoruz, kötü şeyler de ise işi kadere ve elimizde olmayan nedenlere yani notalara bağlıyoruz. Önemli olan müzik parçasının toplumda kabul görmesi değil mi?

6- Yazılarınızı özellikle yazdığınız bir mekân veya zaman dilimi var mı?

Uygun ortam, doğru zaman ve özel mekân kavramım hiç olmadı. Hayatın içinde yaşarken gördüğüm bir şeyin veya bir olayın hafızamda ve hayalimde bir karşılığı varsa, o konuda muhakkak bir çalışma yaparım.

7- Görselliğin bir yazıyı nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?

Blogda yazılarımı görsellerle desteklemeye önem veriyorum. Anlatılanları görsel olarak da görmek insanların sizi daha kolay anlamasını sağlıyor.

8- Yazılarınızı/öykülerinizi kaleme alırken yarattığınız kahramanlarla empati kurar mısınız? Bu husus yazılarınızı ne derece etkiler?

Yaşanmış olayları anlatırken zaten karakterler bellidir, herhangi bir müdahaleniz olamaz. Bir kenarda sıralarını bekleyen romanlarıma gelince işte orada yarattığım karakterler ile empati kurarım. Onların gözünden bakmaya ve onlar gibi hissetmeye çalışırım. Gözyaşları da döktüğüm çok olmuştur, güldüğüm zamanlarda. Yarattığım ortamda ve olayda karakterlerin davranışlarını onlarla özdeşleşmeden nasıl anlatmak mümkündür bilemiyorum.

9- Hayatı nasıl yaşıyorsunuz? Yaşıyorum çünkü…

Kime göre, neye göre? Hayatımızdan memnun olduğumuz zamanlar da var, yaşamaktan sıkıldığımız zamanlarda. Nasıl göründüğümüz, nasıl bir karakter çizdiğimiz hayatımızı doğrudan etkiliyor. Size göre ne güzel yaşıyorumdur, bana göre tam tersi. Bana göre hayatı olması gerektiği gibi yaşamıyorum, onun içinde yuvarlanıp gidiyorum. Sonuçta hangi deliğe gireceğimi veya hangi duvara çarpacağımı merakla bekliyorum.

10- Enerjinizi hangi yönde kullanmak istersiniz?

Cehaleti yok etme yönünde.

11- Sizce yaşamda en önemli şey nedir?

Ân içinde yaşayabilmek ama çok zor. Akıl geçmiş ve gelecek arasında gidip geliyor, keşke ve inşallah kelimelerini lügatimden silmeye çalışıyorum.

Binnur Hanım, umarım cevaplarım sizin için yeterlidir. Adaylık için size tekrar teşekkür ederim.

Liveterra Blogu yazarının cevaplamamı istediği sorular ise şu şekilde,

1- LiveTerra sitesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Takip ettiğime göre önem verdiğim ortadadır.

2- Daha iyi bir dünya için nelerin gelişmesi ve değişmesi gereklidir?

Öncelikle her bir bireyin ve özellikle kadınların eğitim seviyesinin yükseltilmesi gerekir. İnsanların eğitilerek cehaletten ve yobazların elinden kurtarılması, onların hayatı sorgulayıp öğrenmesine, haklarını anlamasına ve buna uygun olarak davranmasına ve yaşamaya çalışmasına yol açacaktır. Doğaya, bireye ve onların haklarına, toplum kurallarına saygılı, disiplinli bireyler ise ülkede yaşam kalitesinin, ülke kaynaklarının ve değerlerinin artmasına ön ayak olur.

3- Sitenizin çok tanınır bir site olduğunu ve popülerliğinin zirve yaptığını düşünün. Gayeniz ve kişiliğinizde ne tür değişmeler olurdu?

Bu sözü edilen şey benim beklentilerimin dışında yer alıyor. Be nedenle olası davranış kalıplarımı düşünmek bile bana pek doğru gelmiyor.

4- Türkiye eğitim ve öğretim sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çocuğumuz olmadığı için eğitim sistemini sadece yazılıp çizilenlerden ve günlük karşılaştığım olaylardan biliyorum. Çarpım tablosunu bile bilmeyen, dört işlemi yapmaktan uzak, aklını etkin kullanamayan bir nesil ile karşı karşıyayız. Ellerinde bilgisayarları ve akıllı telefonları var ama şarjları hiç olmadığında ne yapacaklarını gerçekten çok merak ediyorum.

5- Ne zamandan beri WordPress’desiniz?

2016 yılının Ağustos ayından beri buradayım. Her yıl ortalama 40 çalışma yayınlıyorum.

6- Kaç takipçiniz var?

Şu an 440 civarında.

7- Sıkı takipçinizin bağlantısını yazınıza ekler misiniz?

Gerektiğinde evet, bu ödül adaylığı sırasında zaten bunu gönüllü olarak yapıyoruz.

8- Blog yazmak sizce nedir?

Kendi adıma yarattığım blogu iletmek istediğim yaşanmışlıkları, duygu ve düşüncelerimi paylaşma platformu olarak görüyorum.  Aynı zamanda paralel ve benzer çalışmalar yapan blog yazarlarından da bir şeyler görüp öğrenmek bu işin değişmez parçası.

9- İlham kaynaklarınız var mı? Varsa neler?

Günlük yaşam benim tek ilham kaynağım, başka bir şeye ihtiyacım yok.

10- Yıllık kitap okuma hedefinizde kaç kitap var?

İstanbul Üniversitesinde eğitime başlayana kadar sadece ders kitapları ile ilgilendim desem yalan olmaz. Orada kütüphane ve Sahaflar Çarşısı ile tanıştım, diğer öğrenciler gibi kahveye gitmeyi sevmediğim için ders aralarında başlayan kütüphane ve kitap aşkı zaman içinde giderek arttı. Akademik eğitimim sırasında araştırma yapma gereğiyle birlikte bu artarak devam etti, edebiyatla da o sıralar tanıştım.

On bir yıl okulda dersim olmasa bile kütüphane personeli gibi düzenli olarak değişik kütüphanelerde araştırma yaptım. Sahaflar Çarşısındaki kitapevlerini ve diğerlerini haftanın yedi günü taradım, hafta sonlarında yerlere açılmış sergilerde eski kitapları karıştırıp okudum, aldım. Tarih ile kişisel gelişim, felsefe benim diğer özel alanımdı. Okuduğum, incelediğim kitapların, dergilerin ve makalelerin sayısını bile hatırlamıyorum. Bir şeyi öğrenmek istediğimde beni kimse tutamaz, araştırırım, okurum, bilgileri kendimce gerektiği gibi birleştiririm.

Benim hiçbir zaman kitap okuma hedefim olmadı, bu gün de bir yazı hazırlarken bile birçok kaynağa başvurup bilgilere ulaşıyorum. Bilginin nerede olduğunu ve ona nasıl ulaşabileceğimi bilmek bence öğrendiğim en önemli şeydir. Sözün kısası benim böyle bir hedefim yok.

11- Bizlere kitap önerir misiniz?

Bizler Cumhuriyet çocuklarıyız, bilgili öğretmenlerin elinde yetiştirildik. Eğitim programı bizleri her yönden geliştirecek şekilde hazırlanmıştı. Ortaçağın karanlık devirlerinden çıkan bir ulusun çağdaş bir şekilde yetiştirilmeye çalışılan bireyleriydik. Bu ülkenin kuruluşu sırasında mevcut durumu görüp zorlukları anlamak, yaşananları, insanların fedakârlıklarını ve çabalarını öğrenmek ve hiç unutmamak önemlidir. Ben Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Nutuk’ kitabını hep gözümün önünde tutarım. Turgut Özakman’ın ‘Cumhuriyet’ serisini de öyle! Herhangi bir kitap önerim yoktur, kişilerin ilgi alanları onların gerekli kitaplara erişimini sağlayacaktır.

Umarım cevaplarım yeterli olmuştur, tekrar size adaylık için teşekkür ederim.

olumartigi Blogu yazarının cevaplamamı istediği sorular ise şu şekilde,

1- Hayatın tam olarak neresinde anlam buluyorsunuz. Arayış mı bulmak mı kıymetli sizce?

Soruların ilkinde soruyu algıladığım şekilde cevap vereceğim. Hayatın içinde herân ve her yerde onu hissedebilmek önemli.  Zihnimde yer etmiş olan her şey benim için bir anlamları olduğunun işaretidir. Bazen yaşamışımdır, sevinmişimdir, üzülmüşümdür, sevgiyi hissetmişimdir, korkup endişe içinde kendimi yiyip bitirmişimdir. İşte tüm bunlar, yani zihnime kazınmış küçük veya büyük her şey benim için bir anlam ifade etmektedir.

Seçici hafızamız onları kendince anlamlandırıp depoluyor. Çok büyük şeyleri değil de mesela yolda yürürken karşıma çıkan bir gencin,

“Abi, sokakta yaşıyorum, birkaç liran var mı?” demesini hatırlıyorum, çünkü o an onun samimiyetini hissetmişimdir. Ben o sözlerde bir anlam yakalamışımdır.

Hayat yaşadığımızı hissettiğimizde, çevremizdeki gerçekliği ve samimiyeti gördüğümüzde bir anlam buluyor. Bu her zaman mutluluk anlamında değil de bazen ölümlerde ve üzüntülerde de kendini gösteriyor. Başarılarımız değil de çoğu zaman başarısızlıklarımızla hayatın gerçek yüzünü görme şansını yakalıyoruz. Her şeyin boş olduğunu, sadece dünyanın ve buradaki yaşamın var olduğunu anlıyoruz. Yaşam onu olduğu gibi her haliyle kabullendiğimizde anlam kazanıyor. Doğduğumuz ân kum saatinin çevrilip akmaya başladığını zihnimizin bir köşesine yerleştirdiğimizde, aslında önümüzde uzun bir hayatın değil kısa bir yaşamın olduğunu da anlayacağız.

Sorunun ikinci kısmına gelince ömrümüz sürekli arayışla geçiyor, aklımızı kullanmaya başladığımız saniyeden itibaren kendimizi, yüreğimizdekileri ve hayallerimizi arıyoruz. Zihnimizdeki yapıların vücut bulması için araştırıyoruz, tekrar tekrar bunu deneyip çabalıyoruz. Elde ettiklerimiz bizi mutlu edecekken, zihnimizin daha başka yapılar oluşturduğunu fark ediyoruz. Bu sefer onun peşinde araştırmaya başlıyoruz, yani bu bitmeyen bir süreç.  Araştırmak da bulmak kadar kıymetli ama bulmadan da araştırmanın bir değeri yok.

2- Yazarken ve yaşarken ilham kaynağınız nedir?
Benim yegâne ilham kaynağım suya ve rüzgâra yazılan hayatlardır. Yıllarca her şey unutularak deli gibi uğraşılır, büyük bir yapı oluşturulur, sonunda heba edilen bir hayatı eskiye döndürmek için eldekiler bu uğurda harcanır. Ben işte bu ikilemin çarpıştığı yerde duruyorum, yaşamı izlerken hafızamda depoladıklarımı kullanmaya başlıyorum.

Umarım cevaplarım yeterli olmuştur, tekrar adaylık için Aslı68, Ebedigençlik, Liveterra ve olumartigi bloglarının yazarlarına teşekkür ederim. Bu arada yazar arkadaşların ödül adaylığı için diğer güzel bloglara öncelik vermelerini özellikle rica ediyorum. Selam ve sevgilerimle,

11 comments

  1. Güzel cevaplarınız için çok teşekkürler. Uzun uzun düşünerek yazmanız bizleri sevindirdi. Mustafa Kemal ATATÜRK bizlerin her zaman kalbinde sakladığı her sene yeniden açan çiçeği gibidir. Onun açtığı yolda verdiği haklarla istikbali göklere çıkarmayı en büyük vazifemiz biliriz. LiveTerra Eğitim sitesi bu amaçta yolunu şaşmadan ilerleyecektir. Sevgiler ❤️

    Liked by 2 people

  2. Bu hafta torun bendeydi. Online dersler falan derken bloğa doğru dürüst girmeye fırsatım olamadı. O yüzden kusura bakmayın, bu güzel yazınıza ancak cevap yazabiliyorum.

    Gürcan bey, öncelikle sizi tüm kalbimle kutluyorum. Davranışınız gerçekten çok takdire şayan. Üşenmeyip dört bloğun da sorularını cevaplamışsınız. Bu sizin ne kadar ince düşünceli biri olduğunuzun kanıtı. Teşekkür ediyorum şahsım adına. Üstelik de cevaplar kapsamlı ve doyurucu nitelikte. Hayran olmamak elde değil.

    Eminim içiniz rahat etmedi ve cevaplamadan geçemediniz. Sorumlu insanlar böyledir. İyi midir deseniz, bilemeyeceğim, zira bu hal ilgli şahsı rahatsız eden bir durumdur. O şeyi yapmak zorunda hissettiğinden beyni unutmaz ve kurt gibi kemirir. Taa ki gerekeni yapana kadar. Çok iyi bilirim.

    Gerçekten çok mutlu oldum, Alev hn.a dediğiniz gibi.

    Size ve ailenize sevgilerimi gönderiyor ve bu nazik davranışınız için tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.

    Liked by 1 kişi

    • Binnur Hanım, güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim, günümü aydınlattı. Emekle hazırlanmış soruları göz ardı etmem mümkün değildi, ben de gereğini yerine getirmeye çalıştım. Sonunda dediğiniz gibi kendimi huzurlu hissettim. Bizler de size ve ailenize selam ve sevgilerimizi iletiyoruz, sağlıkla kalın.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s