Beğenilme Arzusu

Uzun süre uğraşıp bir şeyler ortaya çıkardığımızı düşündüğümüzde, muhakkak o çalışmanın hakkında olumlu bir şeyler duymak isteriz. Çevremizdekilere bunları gösterir ve okuturuz, sonra da merakla nasıl bulduklarını sorarız. Eğer tepkiler beklediğimiz gibi olumluysa, yine büyük bir istekle çalışmalara koyuluruz. Kötü eleştirileri ise duymak istemeyiz, genellikle karşımızdakileri suçlamaya çalışırız. Aslında gerçek bir tanedir, ister kabul edelim istersek de etmeyelim.

Bir konuda yeteneğimiz üst seviyede de olabilir, vasat da ama önemli olan bizim bunu nasıl kabullendiğimizdir. Sanat ve edebiyatla uğraşan birçok kişi üç beş çalışma sonrası şevklerini kaybedip bunu hobiye dönüştürürler. Çalışmalar nasıl gidiyor diye soranlara da vakit buldukça bir şeyler yapıyorum diye cevap verilir ama doğrusu bu değildir. Olmayan tutku kaybolmuştur, hayal kırıklığı isteksizliği ön plana çıkarmıştır.

Bizler de hayallerimizi, hayal kırıklıklarımızı, yaşadıklarımızı bir şekilde yazıyoruz. Sözlerin ve kelimelerin aksine derinlerde kabul görme isteği yatıyor ama binlerce kişi arasından sadece bir kaçı öne çıkabiliyor. Bizler şimdilik aldığımız üç beş güzel yorumla seviniyoruz, olmadık hayallere kendimizi kaptırıyoruz ama sadece bu kadar. Belirsizlikler içinde ruhumuz hiçbir şekilde huzuru bulmuyor, çünkü beklentilerimiz ile gerçekler örtüşmüyor.

20180923_171852

Görünen şu ki çalışmalarımız basılıp yazar olarak kabul görmediğimiz sürece ileriye gidiş yok. Kısacık ömrümüzde bizden sonra çalışmalarımız rüzgârla savrulup gidecekler. Yani hayal kurmaya gerek yok, bu milyonlarca kişinin gerçekleri.

Bütün bu olumsuzluklar içinde hayallerimiz kaybolurken yine de korumamız gereken tek bir şey var, o da eğer varsa tutkularımız. Onlar olduğu sürece eminim her şey çok güzel olacak.

6 comments

  1. Kulak misafi oldum sözlerinize. Her ne yaşanırsa yaşansın mavinin büyüsüne inanan biri olarak; öncelikle “sanat” benim içindir diyorum. Beni, bireyi sağlıklı olan tarafa geçirir. Sizce, yazarın tek görevi kitap çıkarmak mı? Birçok ustanın kitabı yok. Yetiştirdikleri öğrencilerinin var. Önemli olan aktarılanların “algı” için ne yaptığı. Şanslıyım kitabınız yok fakat yazınız sayesinde büyüğünüzün eserini görebildim. Hikayesini okuyabildim. Bundan büyük mutluluk olabilir mi?
    Ayrıca Blog sayfalarının amacı biriktirdiklerimizi paylaşmak değil mi?
    Haklısınız sanat bir Tutku. Oda “yaşama sanatı ” “varolma sanatı”.
    Sevgiyle

    Liked by 1 kişi

    • Yorumunuzu dikkatle okudum, teşekkür ederim. TDK’nın Türkçe sözlüğü 1611 sayfasında yazar şöyle tarif ediliyor. Bilim, edebiyat, sanat alanında kitap yazan kimse. Bu açıklama beni her zaman kızdırmıştır, yani bir insan kitabı yoksa yazar olmuyor mu? Bu nedenle yazılarımda yazar sözü geçtiğinde muhakkak bu konuya kinayeli yaklaşır ve bir yerden giydirmeye çalışırım. Yazımda tam olarak söylediğim şudur, “Görünen şu ki çalışmalarımız basılıp yazar olarak kabul görmediğimiz sürece ileriye gidiş yok.” Durum bundan ibarettir, ayrıca şans konusunda da size söyleyebileceğim bir şey yok. Saygılarımla.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s