Gerçekten yoruldum

Bu ülkede gördüğümüz, yaşadığımız, medyadan takip ettiğimiz her şey beni hem üzüyor hem de yoruyor. Bu kasvetli ortamda her şeyin geriye götürüldüğünü izlemek, insanlarımızın nasıl kaypak, yalancı ve acımasız olduklarını görmek umutlarımızı azaltıyor. Özellikle toplumsal ilerlemek için eğitimin, adaletin önemini, toplumsal kuralların gerekliliğini ve disiplinin vazgeçilmezliğini daha iyi anlıyoruz. Cahilliğin ülkeyi nasıl geriye götürdüğünü ibretle görüyoruz. Vurguladığım değerlerin bireysel özgürlük için ne kadar önem taşıdığını çok daha iyi anlıyoruz. Toplum olarak bizim yaşam tarzımıza uymayan disiplin konusunda vakti zamanında yaşadığım küçük bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

sirene

O sene çalıştığım bankanın geleneksel yıllık yöneticiler toplantısı, Ekim ayının başında Antalya Belek’te büyük bir otelde yapılacakmış. Bu büyük toplantıya, her şehirdeki değişik şube yöneticileri geldiği için, herkesin aynı anda otele ulaşması da kolay değil. Farklı gün ve saatlerde uçakların tarifelerine göre rezervasyonlar yapılıyor.

Herkes toplanana kadar da, arada değerlendirilecek zamanlar oluyor. Aynı şey toplantı sonrası otelden ayrılırken de oluyor. Bizlere kalan boş zamanlar için, yapılan böyle toplantılara tenis raketlerimizi ve mayolarımızı da yanımızda götürüyoruz.

Şube müdürü arkadaşlarımdan biri olan Nazım ile karşılıklı tenis oynamayı seviyoruz. Daha İstanbul’da yola çıkmadan, otel ile ilgili istihbaratımızı yapıp, gideceğimiz otelde tenis oynama fırsatımızın ne olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz.

Biz bu sefer toplantıya ilk giden grubun içerisindeydik. Akşamüstü saat beşte, Antalya Belek’te bulunan büyük otelde odalarımızdaydık, havanın kararmasına da daha zaman var.

Otelde gördüğümüz kadarıyla sekiz tane tenis kortu mevcut.

“Nasıl olsa yapılacak bir şey yok, hadi gidip biraz tenis oynayalım. Ter atar sonra da havuza gireriz,”diye aramızda konuşunca, vakit geçirmeden odalarımıza çıktık.

Üstümüzü değiştirip tenis raketlerini de yanımıza aldıktan sonra, doğruca tenis kortlarının oraya gittik.

Sezon sonu olduğu için otel de bulunan bütün tenis kortları boş. Giriş kapısına yakın olan bir kortta karar kılıp, karşılıklı top atmaya başladık. Bir süre sonra, oynadığımız kortun yanına bir çift geldi. Sanki bizi bekliyormuş gibi, kenarda öylece duruyorlar. Biz tabii buna bir anlam veremedik, çünkü yanımızda yedi tane daha boş kort var.

Dayanamayıp bize seslendiklerinde, merakla yanlarına gidip Türkçe İngilizce dilimizin döndüğünce onlarla konuştuk. Söylediklerinden anladığımız kadarıyla, daha sabahtan bizim şimdi tenis oynadığımız korta, akşamüstü oynamak için isimlerini yazdırmışlar. Kort bu saatte onlara aitmiş. Kortu onlara terk edip başka bir kortta oynamamızı istiyorlardı.

Tüm kortlar boş olduğu için hiç itiraz etmeden,

“Pardon, bu durumu bilmiyorduk,” diyerek eşyalarımızı toparlayıp, hemen yan taraftaki bir başka korta geçtik. Onlar da bizim boşalttığımız kortta, tenis oynamaya başladılar.

Yaşananları düşününce, bütün bunlar bana çok saçma geliyor.

Geç işte boş bir yerde tenisini oyna.

Yok, adam için kural önemli. Hakkını koruyor, başkasının hakkını da ihlal etmiyor.

Şimdi düşünüyorum da bunun adını ne koymak lazım?

Enayilik mi yoksa toplum bilinci ve kurallara bağlılık mı?

Yoksa disiplin mi?

Bütün gelişmiş ülkeler de yazılı ya da değil öğrenilmiş ve benimsenmiş kurallar vardır. Bu kurallara, orada yaşayan tüm bireyler bir an bile tereddüt etmeden harfiyen uyarlar. Uymayanlar da gereken cezayı, herhangi bir kayırma ve iltimas olmaksızın hemen alırlar. İnsanlar kurallara karşı gelmeyi akıllarından bile geçirmezler.

Bir ülkede toplum tarafından benimsenmiş, akıllara yazılmış ve herkesin çiğnemeyi bir an bile düşünmediği kurallar silsilesi varken, herhangi bir kargaşa yaşanabilir mi?

Cevabı çok açık: Hayır, yaşanması imkânsızdır.

Bizim ülkemizde ise yerleşmiş toplumsal kurallar yerine, milyonlarca insanın kendine özgü bireysel kuralı vardır. Hata yapanlar, kurallara uymayanlar bunun bedelini asla ödemezler. İltimas ve kayırmacılık en üst seviyededir. Başkalarının haklarını çiğnediklerinde, üstüne üstlük bununla gururlananlar, başkalarını enayi olarak görenler vardır.

“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” sözleri her zaman revaçta olan tehdit sözleridir.

Bu ülkenin havasından mıdır, suyundan mı yoksa eğitim seviyesinden midir bilinmez, buraları yaşayanları veya yaşamaya başlayan insanları hemen bozuyor. Gerçekten yoruldumEvin kapısından çıktığınız andan itibaren, dağ başı kuralları insanları kuşatıyor. Toplumda her birey kendine bir öncelik payesi vermiş. Yol benim, sıra benim, orası benim. Sen bekleyeceksin.

Sormadan yaparsanız bir bildiğiniz vardır diye kabul edilir ve kimse sesini çıkarmaz. Yok, eğer kibarlıkla yapabilir miyim diye birilerine sorarsanız, her şey yasaktır.

Bizler oldum olası sahip olduğumuz şark zihniyetiyle, “Ben yaptım oldu,” diyerek kuralları kendimizce yeniden yazarız. Buna karşı çıkanlara da, şiddete varıncaya kadar tepki veririz. Ülkemizde ne kadar insan yaşıyorsa, o kadar da yazılmış kural var demektir.

Norveç başbakanının konutuna bisikletle gitmesi beni ilgilendirmiyor, keşke burada da olsa demiyorum imrenmiyorum.

Toplumun kültür yapısı, okuma yazma oranı, eğitim düzeyi düşük diye de söyleyecek bir sözüm yok. Çünkü katmerli kuralları yazanlar, kanunları çıkaranlar genelde çok kültürlü ve eğitimli olanlar.

Ben gerçekten burada yaşananlara isyan etmiyorum, sadece milyonlarca kişisel kuralın, beni artık çok yorduğunu söylüyorum.

 

12 Ocak 2014-Gürcan Şen, PhD

#Dünyaişlerim

 

One comment

  1. #İçtenlikleSöylüyorum

    Gerçekten yoruldum. Artık her şey yolundaymış gibi yapamıyorum; çünkü öyle değil, asla da öyle olmayacak. Fakat yoruldum albayım. Artık hiçbir şey yapmak istemiyorum. Gerçekten hiçbir şey yapmak istemiyorum. Hiçbir şey yapmak istemiyorum. Obezite tüm dünyanın başına gelen büyük dertlerden bir tanesidir.
    Her 3 insandan 1 i obezite rahatsızlığına yakalanmıştır. Nasıl zayıflarım derdine düşen obezite rahatsızları olduğu gibi zayıflama ve kilo verme gibi
    endişeleri olmayanlarda mevcuttur.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s