Yaşam tarlası

Bu gün de böyle esti işte, hep hikaye ve şiir paylaşmak olmuyor.

DSC07370

Hiç bir zaman ne ile karşılaşacağımızı bilemeyeceğiz ama beklentilerimizle ve sahip olduklarımızla yaşamaya bildiğimiz şekilde devam edeceğiz. Bazen yaşam bir süre ummadığınız kadar ters gidecek, elinizi sürdüğünüz her şey kuruyacak. Tüm açık kapılar kapanacak, çevrenizde siz yokmuşsunuz gibi davranacaklar veya sizi vebalı biriymişsiniz gibi itecekler. O sırada işe yaramadığınız, çok değersizmişsiniz duygusu bütün benliğinizi saracak. Yaşamınızı sürdürecek geliriniz olmayıp muhtaç bile olabileceksiniz. Çevrenizdekilere karşı başınız yerden kalkmayacak, belki de utançtan ağzınızı bıçak açmayacak. Tüm emeklerinizin boşa gittiğini düşüneceksiniz.

Bunların bir yaşam süreci olduğunu unutmamak gerekir. Ters giden hava birden olmadık bir şekilde değişebilir. Sizi bir gram dahi umursamayanlar, öldüğünüzü düşünenler etrafınızda bir anda pervane olabilir, hayallerinizin ötesinde bir gelire, güce ve saygınlığa da sahip olabilirsiniz. Veya tam tersi şimdiki durumunuzdan kat ve kat daha da kötü vaziyette bir lokma ekmeğe muhtaç duruma da düşebilirsiniz. Sokaklarda çöp kutularını karıştırarak bir parça yiyecek arıyor olabilirsiniz. Bu yaşamda ne ile karşılaşabileceğinizi gerçekten hiç bilemezsiniz ancak umutsuzluğu bir kenara atmak gerekli.

Bu dünyada güç her şey demek değildir, enerjilerin de tükenme yolunda bir yaşam süreci vardır. Sahip olunan güç ne kadar doğru ve beklendiği şekilde kullanılırsa, eminim birey içinde gerçek huzuru ve mutluluğu hissedecektir. Güç, insana diğerlerine zorbalık yapma hakkını tanımıyor. Bireylerin haklarını gasp etmeyi değil, bilakis ihtiyaçları doğru belirleyerek onu ihtiyacı olan herkese doğru ve adil paylaştırmayı öngörüyor. Ben bilmiyorum ama doğada sahip olduğu gücü sonsuza kadar koruyabilmiş bir canlı var mı sizlerin tanıdığı?

Sahip olduğumuz enerji ile tarafsız olmak mecburiyetindeyiz. Kurnazca yapılmış akıl oyunları, kendimizi doğru olduğuna inandırdığımız tüm yanlış inanışlar nereye kadar?

Gözümüzü dünyaya tıpkı ilk doğduğumuz gibi açmalıyız, açık seçik ve tarafsız görmeliyiz devam eden hayatı. Gerektiğinde dâhil olmalı, gerekmediğinde ise dışarıdan bakmayı becerebilmeliyiz. Tüm duyularımız açık bir şekilde, umutsuzluğu artık hiç düşünmeden bir kenara bırakmak mecburiyetindeyiz. Bırakın rüzgârla gün ışığı içeriye girsin söylendiği gibi. Uçursun tozlarını üzeri örtülmüş her şeyin, aydınlatsın karanlıkta unutulmuş, gizlenmiş kuytuları. Yanlış inançların üzerindeki ölü toprağını savursun, aydınlatsın önünüzü.

Dönen bir düzenin çarklarını çalıştırmada her birimizin öyle veya böyle bir görevimiz olmalı. Bu sonsuz yaşam tarlasında bizim dışımızda olan bilmediğimiz yazılı, çizili kader dediğimiz şeyleri ve olayları yeterince kontrol edemiyoruz. Aslında yapılacak olan en doğru hareket, yaşama beklentisiz ve ön yargısız yaklaşmak. Herhangi bir duygusal veya mantıksal sonuç üretmeden yansız gerçekleşen olayları gözlemleyip ileriye doğru devam etmek!

Bunu becerebilmek için yapılacak en önemli şey beklenti denizine yeterince doğru bakmak. Kişiliğinizi doğru yansıtarak, bilgilerinizi tecrübelerinizi gerektiği kadar öne çıkarmak en önemlisidir. Oynamayı bırakıp, rol yapmayı unutmak gerekir.

Gizlemek niye artık o gerçek benliğinizi?

Sivri demir çuvalda duruyor mu?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s