Annelerin günü

Karı koca ikimizin de ebeveynleri yıllar önce bizlerden ayrılıp rahmetli oldular. Sizlere yakın bir zamandan değil 30 yıl ve 25 yıl öncesinden bahsediyorum, yani annelerimizi ancak ömrümüzün yarısında görebildik, onlarla birlikte yaşayıp onları koklayabildik.

Bu günlerde gidip sarılabileceğimiz, telefonla ya da görüntülü konuşabileceğimiz annelerimiz yok. Hüzünleri bizlere gereğinden fazla yoruyor belki ama o kadar uzun zamandır yalnızız ki artık her şey bir parça kabuk bağladı. Oturmuş televizyona bakarken karımın,

“Keşke yukarda bir yerlerde de whatsapp olsaydı da arada onları görüp seslerini duyabilseydik,” sözlerine ister istemez gülümsedim, yani…

Karım, sözlerini üzgün bir ifadeyle sürdürdü,

“Olsaydı da annem beni yine arayamazdı, nedense telefonla arası hiç olmadı.”

Benim annemin de herhalde farklı bir yanı olmazdı. Bu düşüncelerle farkında olmadan 70 bin yıl önce Pasifik Okyanusunda Mu kıtasında yaşamış Mu insanlarından biri olmak istedim. Yazılanlara göre iki dünyada da iletişimi kolaylıkla yapabiliyorlarmış. Şu an yazarken büyük bir keyif aldığım ilk romanımın birinci karakteri olan Meriç’in yerine geçmek istemedim desem yalan olur.

Hafta sonunda sokağa çıkma şansımız olamayacağı için Cuma günü önce Karaca Ahmet, sonra da Kireçburnu mezarlıklarına gidip ziyaretimizi yaptık. Onların ellerinden öpemedik ama onlara sanki çok yakındık, yüreklerimizde sevgilerini hissettik.

Hava Karaca Ahmet’te çok kapalıydı ama burada sanki günlük güneşlik, arabayla dik bir yokuştan deniz kenarına indik. Oradaki Kireçburnu fırınından aldığımız börek ve çayları ise ancak deniz kenarına gidip banklarda oturarak yiyebildik. Hemen sahilde denizi tarayıp balık arayan tekneyi izlerken, üzerinden arabaların nadir geçtiğini fark ettiğimiz, üzerinden hiç geçmediğimiz üçüncü köprü ile ilk defa tanıştık. Eve döndüğümüzde boğazda içimize çektiğimiz temiz hava ile özgürlük hissi ikimizi de bir parça çarpmıştı.

Kendimize birer kahve yapıp bilgisayarın başına oturdum. Geçmişte kız kardeşim de hayattayken onu da düşünerek sosyal medya hesaplarımdan annemin de içinde yer aldığı fotoğrafları paylaşırdım ama artık bunu yapmak istemiyordum ve gerçekten de yapmadım. Canım annemi hatırlamadığım, özlemediğim için değil sadece başkalarının ilgilerini çekmek istemedim.

İnsanların anneleri ile bir arada olmak, konuşmak, koklaşmak ve sevgileri paylaşmak benim koyacağım resim ile ilgilenmekten çok daha önemli. Farkına bile varılmayan o zaman dilimleri için kaybedilen kişilerin ardından ne kadar çok üzüntü duyulduğunu anlatabilmek kolay değil. Zaman sizin, annelerinize sarılın, öpüp koklayın, uzaktaysanız interneti açıp yüzlerini görün, sevginizi anlatın. Bu güzel ve anlamlı günün keyfini doyasıya çıkarın.

İşte bu his ve düşüncelerle yazdığım yazıyı yayınlamak için günün geçmesini bekledim. Heyecanınızı, sevginizi, minnetinizi ve birlikteliğinizi bölmek istemedim. Bu gün rol çalınacak bir gün değildi, hele anneler söz konusuysa.

Sevgi ve saygılarımla,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s