Meraklı şeyler

Eylül’ün ilk günlerinden birinde Şarköy’e yine sabah on gibi vardık. Çevrede henüz evlerini kapatıp geri dönmeyen sevdiğimiz komşularla ayaküstü sohbet ettikten sonra eşyalarımızı arabadan içeriye taşıdık. Yanımızda getirdiğimiz yiyecekleri bozulmamaları için buzdolabına koyduktan sonra karım üst kata geçti. Orada valizlerdeki giyecekleri çekmecelere yerleştirmeye başladı.

Ben de tozlanıp kirlenmiş balkonları temizleme işine giriştim. Artık daha kuvvetli esen rüzgârlar, yaşlı asmanın yapraklarını ve olmuş üzümleri kuytulara savurup biriktirmiş. İçeriden bulduğum bir naylon torbanın içine sararmış avuç içine benzeyen kuru sarı yaprakları doldururken, sarı beyaz renkli ufak bir kedi yavrusu da yan evlerin birinden koşturup balkona daldı. Gördüğüm kadarıyla minik yavru insanlara alışık, sırnaşık bir şey! Belli ki hem yiyecek hem de ilgi ve oyun peşinde.

Görsel: Elif Banu Şen

Ön ve arka balkonların temizliği ve yıkanması bittiği sırada karım da bir sigara içmek için dışarıya çıkmıştı. O arada sarı beyaz yavru kediyle tanıştı, zaten onlara bayılıyor. Yavru kedi, korku bile duymadan onu seven karımın kucağına çıkıp güzelce yerleşti. O sanki doğduğundan beri karımı tanıyormuş gibi ona yakınlık gösteriyor, duyamadığım mırıltılarla keyifli olduğunu görüyorum.

İşlerimizi kolaylayınca geçen kıştan beri görmediğimiz Gülsevim Ablalara geçip onlara misafir olduk, veranda da karşılıklı kahveleri içerken özlemler giderilmeye çalışıldı. Zaman nasılda geçip gidiyor, hiç kimsenin anladığı yok. Günlük gaile dedikleri koşuşturma içinde bakıyoruz ki zaman uçup gitmiş, bizler sadece yaşamaya çalışmışız.

Öğlene doğru yan komşularımız Semalar ile sohbet ettik, karımın geçen sene burada ilgilendiği sokak kedisi İrma yine oradaydı ama artık yavrularını kollamaya çalışan hırçın bir kedi haline dönüşmüştü. Karım, onun bakışlarının eskisi gibi sevecen olmadığından şikâyetçiydi ama burada zorlu kışı biz değil sokakta o geçirmişti. Onun nasıl bir yaşam mücadelesi verdiğini bilmiyorduk ama etrafta konulmuş mamalar olmasına rağmen evlerin çöp kutularının peşinde koşması, onları devirip içinde yiyecek bir şeyler araması bize ipuçlarını da veriyordu. Söylenenlere göre dört tane yavrusu karşı blokta yaşıyormuş, zaten çok geçmeden de onları anneleriyle birlikte bahçede oynarken fark ettik.

Görsel: Elif Banu Şen

Evde gerekli olacak ihtiyaçlar için notları alıp hemen harekete geçtim, arabayla yakındaki marketlere gidip listeyi tamamladım. Eve geri döndüğümde ise daha önce görmediğim daha büyük beyazlı sarılı siyahlı bir kedi ön tarafta karımın kucağında keyifle yatıyordu, anlaşıldı ki bu da küçük sarı kedinin annesiymiş. Sema, kedilere mama alıp veriyormuş ama bizim de en kısa zamanda çarşıya gidip pet mağazasından açık kedi maması almamız gerekiyor.

Öğleden sonra bisiklete atlayıp çarşıya indim, ihtiyaç ve siparişleri alıp geriye döndüğümde anne ile sarı yavru kediye bir de minik tekir kedi eklenmişti. O da çok hareketli ama insanlara alışık ve sakin tabiatlı. Akşamüstü oturmuş denize karşı kahve içip aramızda sohbet ederken, komşularımızdan Fahiman, kucağında duman renkli küçük bir kediyle gelip onu mama kabının yanına bıraktı. Bu kedi de kardeşlerin üçüncüsüymüş, dördüncü de buralarda bir yerlerde dolanıyormuş. Gün bitmeden kapımızda dört yavrulu bir kedi ailesi bulduk, yani Allahtan başka ne isteyelim ki?

Görsel: Elif Banu Şen

Çok geçmeden de değişik bir sarı rengi olan dördüncü yavru da mama yemek için ön balkona teşrif etti. Kedilerden sarı olan ikisi erkek ve diğerlerinden biraz daha irice, diğerleri ise dişi! Birbirleriyle hiç kavga etmeden iç içeler, kavga etmeden sırayla mamalarını yiyorlar, ardından da bahçelerde koşturup oyun oynamaya başlıyorlar. Tek kavga anne ile ondan süt emmeye çalışan yavrular arasında çıkıyor. Belli ki anne kedi artık yavruları emzirmek istemiyor, ama onlar da tam tersine alıştıkları sütü içmek istiyorlar. Her fırsatta meme için annenin altına hamle yapıyorlar ama anında da patiyi kafalarına yiyip hoyratça itekleniyorlar.

Gençliğimden beri her sabah güne erken başlamaya alıştım, bu alışkanlığım Şarköy’de de devam ediyor. Sabah uyanıp dış kapıyı açtığımda kedi ailesinin birkaç üyesini paspasın üzerinde beni beklerken buldum. Kedilere elimi süremesem de onları beslemekten geri kalmıyorum, plastik kaba bir parmak kadar sulu süt ile bir başka kaba kedi maması koyup dışarıya çıktığımda bacaklarımın arasında miyavlayarak dolaşan yavruların arasında hem düşmemek hem de onların bir yerlerini incitmemek için ne yapacağımı şaşırdım.

Ben içeride bilgisayarımın başında yerimi alırken onlar da doymuş karınlarla bahçede koşturup oynamaya başladılar. Ağaçlardan ağaçlara koşturup inip çıkıyorlar. Birbirlerine gizlice yaklaşıp alt alta üst üste yuvarlanıyorlar. Bu oyun faslı site içinde dolaşan büyük köpeklerin gelmesiyle kısa süreyle durdu, bazısı sinerek bazısı da sırtını dikleştirip onları dikkatle gözledi. Köpekler gidip kendilerini emniyette hissettikleri anda oyunları yeniden başladı. Ağaçlardan ağaçlara kovalamaca sürüp gitti.

Birkaç gün sonra anne kedi ortadan kayboldu, karım köpeklerin ona bir şey yaptıklarını düşünerek endişelenip üzüldü. Yavru kediler için hayat aynı şekilde devam ediyor, yürüyüş yapanların peşinde şaklabanlık yapıp kendilerini sevdiriyorlar. Sahilde kumlar ve yosunlar üzerinde koşup oynamaya ise bayılıyorlar, karanlıkta bile bu koşturmacayı keyifle sürdürüyorlar. Gece verandada ışığa gelen kelebekleri avlamak dördünün de en çok sevdiği şey.

Tekir olan afacan yalnız başına takılmaya pek meraklı, ben de ona Tekil şahıs deyince karım adını Tekir Şahıs olarak koyduktan sonra diğerlerine de kendince isimler vermeye başladı. Gri olanın adı Duman, sarı beyaz olan Bal, diğer küllü sarı olanın adı da Köpük oldu. Derken ilerideki bloklardan birinde oturan bir komşu, anne kedinin kendi evlerinin orada olduğunu söyledi, hayvan yavrularıyla ilişiğini kesip ayrılıp gitmişti ama bize bir şey sorma zahmetine katlanmamıştı. Yavrular size emanet, onlara iyi bakıyorsunuz, devam edersiniz bile dememişti. Kedi işte o kibarlık nerdee.

Görsel: Elif Banu Şen

Kedileri fazla sevmem, davranışlarını kestirmek kolay değildir diye düşünüyorum. Yıllar boyunca ısırılıp onlarca kuduz iğnesi yemek beni bu yönde düşünmeye sevk etti. Onlara elimi süremiyorum, her ân beni ısırmalarını veya tırmalamalarının tedirginliğini yaşıyorum ama yine de onlara mama ve süt vermekten de kendimi alamıyorum. Yani canlıları beslemek için ille de sevmem gerekmiyor.

Görsel: Sema İşbilen-Komşuda kahve davetinde

Onlara kötü de davranmıyorum, canlarını yakmıyorum ama kendimce onları uzaklaştırma metotları da geliştirdim. Su ile doldurduğum bir spray var, fazla üzerime geldiklerinde, aşırı ısrarcı olduklarında gerekeni yapıyorum. Suyu sıkmamla birlikte kaçmaları bir oluyor, birkaç damla su onların uzaklaşmalarını sağlıyor ama onlar yine de her şeyi zorlamayı çok seviyorlar. Aslında her şeyi merak ve öğrenme içgüdüsü ile yaptıklarının farkındayım ama benim de tahammülümün bir sınırı var.

Bir gece verandada bilgisayarı açmış yazımı tamamlamaya çalışıyorum, meraklı Tekir Şahıs da sabrımı test ediyor. Masaya çıkıp karşıma geldi, ekranı patisiyle yokluyor, bir gözüm yazıda diğeri onda dikkatle izliyorum.

Görsel: Elif Banu Şen
Görsel: Elif Banu Şen

Ardından öne doğru geçti ve ben de klavyenin üzerine çıkmaması için spreyi elime aldım.

Görsel: Elif Banu Şen

O elimdeki şeyin ne olduğunu bilmesine rağmen şirinlik yaparak anlamamazlığa geldi, ardından da bilgisayarın kenarın bastı ve sonrası…!!???

Yavruların merakları gerçekten had safhada, İstanbul’a dönmeden önce bir saksıda gördüğüm kaktüs cinsi bir bitkiyi bahçenin bir köşesine dikmek için elime kör çapayı aldım. Toprağı kazmaya başladım ama daha ilk vuruşta yaşlı ağacın kökü ile karşılaştım. Kedilerin üçü de kazdığım yerin başında bekliyor, ben çapa ile kökü kesmeye çalışırken yerlerinden bile kıpırdamıyorlar. Sonunda pes ettim kazdığım kadarıyla ekmek istedim ama onlar o çukuru tuvaletlerini yapmaları için kazdığımı düşünüp hemen içine girdiler. Yani verdiğimiz hizmette sınır yok.

Görsel: Elif Banu Şen

Dönüşte karım onlardan zor ayrılacağını düşünüyordu ama onlar çoktan kendilerine mama ve yemek artığı veren yan komşularla anlaşma yapmışlardı. Kediler için sahiplik kavramı yok denilir, inanıyorum. Yaşamlarını devam ettirmek için ne gerekirse yapıyorlar, kişilerin onların hayatlarında pek fazla önemi yok diye düşünüyorum. Akıllılar mı diye hiç sorgulamıyorum, çünkü öyleler.

Bu sene dört kedi günlerin eğlenceli geçmesini sağladı, seneye bahtımıza ne çıkar bilmiyorum. Emin olduğum tek şey, biz karı koca kapımıza gelen aç hayvanlara mama ve su vermeye devam edeceğiz.

4 comments

  1. Merhaba Gürcan Bey; Benzerini ben de Kuşadasında yaşadım. Mahallenin kedisi bizim Masanın altına koyduğumuz tahta kutuya yavrulamış. Bekçi kendi daha çocuktu bir de doğurmuş dedi. Ne kendine bakabiliyor ne çocuklara. Sütü yok olan da biri tarafından sürekli bitiriliyor😁 üç yavrunun biri kendiliğinden öldü. bakımsızlıktan ölmesin diye kalan iki taneyi enjektörle besledim birini kurtarabildim çok tatlı bir şeydi bembeyaz bir tek Kalçasında siyah bir de kulaklarında siyahlık vardı tam oynama döneminde ayaklandı konu komşuya geçmeye başladı.Birgün Aydın’a geldik dönüşte bir baktım ortada yok ezilen kedi de yokmuş aynı sizin dediğiniz gibi annesi almış başka bir yere götürmüş diye düşündüm umarım da öyledir çok tatlı şeyler değil mi? haklısınız. Elif hnm’ın fotoğrafları ile de keyifli bir yazı olmuş.👍😻

    Liked by 1 kişi

    • Günaydın Alev Hanım, yazlıklarda kedi hikayelerimiz hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Galiba bu konuda hepimiz hassas ve duyarlıyız. Bu arada nasılsınız? Üzüntülü günlerden sonra biraz toparlayabildiniz mi? Elif’in resimleri yazıya tam oturdu, hele o üç resimde olanları çok iyi yakalamış. Bahçede çekilmiş son resim aslında video ama buraya koyamadım. Facebook da ya da Instegram da koymayı deneyeceğim. gerçekten çok komikler. Onların bu halleri de aslında bana konu yaratıyor, Şarköy karımla baş başa çok huzurlu geçti, Yazılarıma devam ettim, masalın 12 bölümünü de birazdan yayınlayacağım, Sizinkilerden atladığım varsa lütfen beni uyarır mısınız? Selam ve sevgilerimle.

      Liked by 1 kişi

  2. Merhaba Gürcan Bey; Teşekkür ederim çok düşüncelisiniz, hale şükür diyorum sizleri okuyor, yazılarımı yazmaya çalışıyorum. Odaklanma da zorlansam da bu mecra çok hoşuma gidiyor. Siz yazınız keyifle okunuyorsunuz. Henüz kaçırdığınız bir yazım yok içiniz rahat etsin.☺️ Selam ve sevgiler bizden.

    Liked by 1 kişi

    • İyi akşamlar Alev Hanım, sizlerden haber aldığım için mutluyum. Güzel yorumlarınız, destekleyici sözleriniz beni her zaman sevindirip teşvik ediyor. Çok teşekkür ederim. Odaklanma konusu hepimizi zorluyor ama her şeyin bir zamanı olduğu da kesin, kendi adıma böyle düşünüyorum. O ân gelip kelimeler zihninizde uçuşmaya başladığında, eminim parmaklarınız onlara yetişmekte yine zorlanacaktır. Kolay gelsin, selam ve sevgilerimle.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s