Çocuk Ruhum

Bazen içimden geliyor, tüm gücümle gökyüzünün sahibi olan bulutlara doğru üflemek istiyorum, onları bu şekilde bir seferde dağıtmanın neye benzeyeceğini hayal ediyorum.  Kendi kendime gülerken, gücümün sadece çayın buharını veya ateşin dumanını dağıtmaya yeteceğini biliyorum.

Bulutlar ise kendi hallerinde en yukarıda mavi gökyüzünde kuğular gibi süzülüyorlar. Hafifçe veya deli gibi esen rüzgârların önünde bazen dağılıp kayboluyorlar, bazen de kararıp yoğunlaşıyorlar ama onların hareketlerinin benimle hiçbir şekilde bağlantıları yok. Küçüğün büyüğe gücü yetmiyor, büyüğün de bu durum umurunda bile değil, kendi yolunda gidiyor. Kendi adıma haddimi aştığımın farkındayım ama içimdeki çocuk hiç büyümüyor ki, o hep kendince her şeyden kendine bir oyun yaratmaya çalışıyor.

Yollarda telefonunda oyun oynamayan çocuklarca çizilmiş bir sekseği tesadüfen görsem, önce çevreme bakarım kimse var mı diye. Eğer yoksa tek ayaküstünde hemen çizgilere basmadan sekmeye çalışırım. O arada beni izleyen birini fark edersem de eğilmeye çalışır ayakkabımı bağlama numarası yapmayı denerim. Yani koskocaman kel kafalı, koca göbekli bir adam olmuşum bu saatten sonra ciddiyetimi mi sorgulatacağım?

Artık ip atlayamıyorum, gerçi çocukluğumda da dikkatimi ipte toplayamadığım için öyle çok iyi ip atlayamazdım, ancak bir defa ipe değmeden zıplardım, ikincisinde hop takılırdım. Tırmanmaya, dalların arasından etrafa bakmaya ise bayılırdım, yaşadığım sürece de hep sevdim. Orada her zaman kendi yarattığım hayal dünyamda gizli bir evrende olduğumu hissettim. Şimdi bahçedeki ağaçlara sadece bakıyorum, üzerine çıkmayı çok seviyorum ama apartmanın bahçesindeki ıhlamur ağacına çıkıp üzerinde oturmam biraz garip olmaz mıydı? Beni böyle görenler koşa koşa karıma haber verirlerdi, ’ sizin bey galiba sarhoş!’ diye.

Şimdi itiraf ediyorum, ben çocukluğumda annem babam tarafından aldatıldım. Bana hep, ‘sen artık koskocaman bir adam oldun, daha sakin davran ’ diyerek çocukluğumu elimden aldılar. Ben de öyle davranmaya çalıştım, çocuk halimle sanki büyümüşüm gibi hareket ettim. Aslında ben abi de olmak istemiyordum, küçüklerime örnek olmak da. Dünyada benden başka abi kalmadı mı? Kardeşim gidip onlardan bir şeyler öğrensin, ben daha kendimi koruyamıyorum, bence onu başkaları korusun.

Aklımın havada olması bana yakışıyor, olur olmaz yerlerde ıslık çalmayı her zaman sevdim. Bu alışkanlığımdan ev dışında mecburen vazgeçmek zorunda kaldım, yani yaşını başını almış adamın ıslık çalarak yollarda yürümesi toplumda biraz garip karşılanıyor ama onu da gizlice hep yapıyorum.

Bir ay kadar önce sürü halinde uçan leylekleri görünce hep yaptığım gibi heyecanla onları izledim. Bu sene çok mu gezeceğim diye içimden geçirdim ama pandemi nedeniyle burnumuzu bile evden çıkaramazken heyecanım kendiliğinden sönüp gitti. Bari evin bahçesinde uçurtma uçurabilseydim diye düşündüm ama yine yaşa ve yüksek apartmanlara takıldım.

Benim çocuk olma özgürlüğüm resmen elimden alınmış diyeceğim ama minnacık yaşlarında orada burada çalıştırılan çocukları gözümün önüne getirince utanıyorum. Çocuklar özgürce çocuk olup, gönüllerince gülüp oynamaya başladıklarında bu ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaştığına inanacağım. Yapılar yapmak hiç de zor değil ama bir çocuğu mutlu etmek, yüzünü güldürmek bence en önemli şey. Onları iyi eğitmek, sağlıklı yetişmelerini sağlamak ülkenin geleceğine yapılabilecek en büyük yatırım.

Beni duyan var mı bilmiyorum ama ben kendi çocukluğumun gizli saklı peşindeyim. Mayıs ayı gelince kısa pantolonumu ayağıma geçirip kışa kadar hayatıma böyle devam ediyorum. Yazlıktaysak her fırsatta bisiklete binmeye gayret ediyorum, sahilde kimseler yokken denizde taş sektiriyorum, bahçede biberleri suluyorum, perçemlenmiş patatesleri kesip köşelere sokuyorum. 

İkinci bahar mı değil mi bilmiyorum ama kendi içimde bir köşeden gülümseyen bir çocuğun farkındayım. Hiç büyümeyen çocuk ruhumun beni götürdüğü yere de hep gidiyorum.

7 comments

  1. Bulutları hep sevdim, pamuk gibi olanları hep bir şeylere ve en çok da hayvanlara benzetirim. Sek sek bilen çocuk kalmadı çizili görsem hemen oynarım. Çok güzel topaç çevirirdim, iki oğluma da küçükken aldım ama heveslenmediler bile zira otomatik olan basınca döneni çıkmıştı iple çevirmek zor geldi.😁 Ağaça çıkmışlığım var ama yardımla indiğimden bir daha denemedim bile. Ay yine rol çalıyorum Gürcan Bey içimizdeki çocuk ölmemiş ne güzel. Son bir tane çocukken bisikletim hiç olmadı.Ama binmeyi öğrenmiştim. 50 yaşımdayken bisiklet aldım eşimle çok uzun sürüşler yapardık.Hala dizim el verdiğince biniyorum. Çocuk ruhunuzun götürdüğü yere hep gidin. Selam ve sevgilerle…

    Liked by 2 people

    • İyi akşamlar Alev Hanım, lütfen rol çaldığınızı düşünmeyin, aksine ne güzel çocuk yanlarımızı ve hatıralarımızı paylaşıyoruz. Topaç konusunu güzel hatırlattınız, ters tutup attığımızda nasıl düz döndüğünü o zamanlar anlayamazdım ama pek de sorgulamazdım. Eminim içimizdeki çocuk yaşadıkça hayattan zevk almaya devam edeceğiz. Ben bütün yaşadıklarımdan memnunum, dediğiniz gibi hep çocuk ruhumuzun götürdüğü yere gidelim.. Selam ve sevgiler bizden.

      Liked by 1 kişi

  2. Ne güzel, ne mutlu size (ve bize)! Umarım içinizdeki çocuk hiç uslanmaz hep gülüp oynar, koşup ağaca çıkar, inip bisikletle uçar da siz de bizlere heyecan ve coşku dolu yüreğiniz ve kaleminizle güzel yazılarınızı sunarsınız.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s