Hayal alemindeyim

Haziran sonunda okuduğum İşletme Fakültesinde yılsonu imtihanlarım bitince, bir parça da olsa rahatladım. Mayıs sonundaki tek ders sınavından beri sürekli olarak çalışıyordum. Cumartesi günü Bostancı’da deniz kenarında bulunan Turgayın Tavernası Derya’nın çay bahçesinde, yakın arkadaşlarım Mete ve Asuman ile birlikte otururken konu çok özel bir eğitimden açıldı.

Asuman, Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümünü bu dönemde bitirdi. Okulda asılan bir iş ve eğitim ilanına başvurduğunu her zamanki sakin haliyle anlatmaya başladı. Pazartesi günü kolejden ve folklordan arkadaşı olan Esra ile birlikte Teşvikiye’de bulunan yabancı ortaklı büyük bir reklam ajansında, bir ay boyunca eğitime gideceklermiş. Şirket içinde verilen eğitim sonunda eğer başarılı bulunurlarsa, bu önemli ajansta hemen işe başlayacaklarmış. Eğitim programını ayrıntılarıyla anlatınca, ister istemez ilgilendim. O kadar harika bir program ki!

Bazı meslekler insana çok çekici gelir, o mesleğin içinde yer almak istersiniz. Reklamcılık da benim için öyle bir şeydi, resmen hayallerimi süslerdi. Fakülte kütüphanesinden bu konuda yayınlanmış yabancı kitapları ve dergileri alır, kendimce bir şeyler öğrenmeye çalışırdım. Bu işin öyle sadece yayınları okumayla değil, aksine işin içinde yer alarak öğrenilebileceğinin de farkındaydım.  Reklam şirketlerinin kapılarını çalıp, ben geldim öğrenmeye hazırım demenin de bir manası yoktu. Zaten beni bu halimle kim kabul ederdi ki?

Nasıl oldu bilmiyorum ama kafamdaki olumsuz düşüncelerden sıyrılıp hiç düşünmeden çocukça ortaya atladım, heyecanlı bir şekilde bizim kızlara sordum.

“Gidip konuşsam, acaba beni de bu eğitime alırlar mı?”

Esra, her zamanki ilgisiz tavrıyla pek oralı olmadı ama Asuman ilgilenip adaylardan istenen şartları anlatmaya başladı

“Bu eğitim programını, Boğaziçi Üniversitesinden mezun olanlar için veriyorlar. Biz önce eğitim alacağız, başarılı bulunursak orada işe gireceğiz.”

Bu sözler ister istemez beni hayal kırıklığına uğrattı.

“Başka okullardan gelenler için düşünülmemiş galiba!”

Asuman, üzüldüğümü görünce beni kırmamaya çalışarak kendince orta yol bulmaya çalıştı.

“Pazartesi sabahı istersen, oraya sen de bizimle beraber gel. Onlarla bir görüş, belki seni de bu eğitime alırlar.”

Bu sözlerle birlikte içimde bir ümit ışığı yanıverdi. Pazartesi sabahı buluşmak üzere sözleşip reklamcılık konusunu kapattık, gelen çaylarımızı yudumlamaya ve sohbete devam ettik.

28-aralik-2011-nisantasi-tesvikiye

Sözleştiğimiz gibi Pazartesi sabahı saat dokuzda, bizim kızlarla Teşvikiye Camii’nin orta kapısı önünde buluştum. Asuman’lar Teşvikiye’de oturdukları için onlar Pazar gününden buraya gelip kalmışlardı. Caminin tam karşısında bulunan dört katlı Belveder Apartmanının içine üç beş merdiveni çıkarak girdik. Hareket ettikçe titreyen eski bir asansöre binip doğruca üçüncü kata çıktık.

RTS Campbell Eward Reklam Tanıtma Servisleri tabelası yazan kapıdan içeriye girince, içeride bulunan neredeyse on beş kişi ile karşılaştık. Şirket içi reklam eğitimin yapılacağı büyük salona, kenarları yazı yazmaya uygun iskemleler konulmuş. Ortaya büyük bir televizyon yerleştirilmiş, kenarlarda da keçeli kalem kullanılan, beyaz yazı panoları var.

Yönetici olduğunu düşündüğüm kır saçlı ve bıyıklı biri de, önünde dumanı tüten çayı ile sigarasını içerken bir yandan da önündeki notlara göz atıyordu.

Asuman, bana masada oturan daha önceden tanıdığı bu kişiyi gösterdi.

“Gidip Ali Pasiner Bey’le konuşman gerek, eğitimin yöneticisi o!”

Asuman ile Esra diğerlerinin arasına karışırken, ben de hiç tereddüt etmeden hemen Ali Bey’in yanına gittim. Geldiğimi fark edince başını kaldırıp hafifçe gülümsedi, birbirimize günaydın deyip karşılıklı selamlaştık.

Kendimi tanıtıp hemen konuya girdim.

“Esra ile Asuman çok yakın arkadaşlarım, yapacağınız reklamcılık eğitimini hafta sonunda bana övgüyle anlattılar.”

“Siz de onlarla aynı okuldan mısınız?”

Hayır, diyerek kendisine eğitim durumumu anlattım.

“İstanbul Üniversitesi İşletme fakültesinin üçüncü sınıfını yeni bitirdim ama izin verirseniz, uygun da görürseniz bu eğitime katılmak istiyorum? ”

Hiç duraksamadan bana açıklama yapmaya başladı.

“Burada bulunan arkadaşların hepsi Boğaziçi Üniversitesinden yeni mezun oldular. Burada birlikte çalıştığımız profesyonel arkadaşlarla, bir arada onları eğiteceğiz.”

O arada sigarasından bir nefes aldıktan sonra çayını yudumladı. Ardından da tekrar yüzüme bakıp konuşmaya devam etti.

“Bu eğitimi vermemizin bir amacı da, onların yeteneklerini görmek ve bize uygun olanları da RTS’nin kardeş kuruluşu Pars McCann’de işe almak,” deyip sözü benim durumuma getirdi. “Siz kendi okulunuzdan henüz mezun olmamışsınız ki!”

Böyle bir cevabı almaya hazırlıklı olduğum için,

“Bu söylediklerinizin pek çoğunu arkadaşlarım da geçen gün bana ilettiler. Bu şartlar beni nedense durduramadı, içimdeki tutkuyu bir türlü engelleyemedim.”

O çayını yudumlarken sözlerimi sürdürdüm.

“Buraya gerçekten büyük bir ümit taşıyarak gelmedim, ama reklamcılığı ve yaratıcılık yönünü seviyorum,” dedim. “ İşin pratiğini öğrenme konusunda çok da istekliyim.”

Bu sözlerimden sonra karşımda bulunan kişi de bir tereddüt hissettim.

Bir cesaretle, hiç ara vermeden sözlerime heyecanla devam ettim

“Size ayak bağı olduğumu, eğitimi bozduğumu veya yetersiz olduğumu hissettiğiniz an, beni hiç tereddüt etmeden hemen eğitimden çıkarabilirsiniz. İnanın sizlere hiç darılmam.”

Bu sözlerimle birlikte gülümsedi.

“Demek reklamcılık konusunda bu kadar tutkulu ve isteklisiniz?”

Bütün samimiyetimle cevap verdim.

“Evet, lütfen bu eğitimde yer almama izin verin. Ayrıca beni burada işe almanız konusunda da bir sorumluluğunuz olmadığını belirtmek isterim.“

Ben bu kadar ısrarcı ve istekli olunca bana bir şans vermek istedi.

“Peki, siz de bize katılın, ama gelecekte hiç bir şey için söz vermiyorum.”

reklamlar3

Bizler içimizden ne düşünürsek düşünelim evren bizim için muhakkak bir sürpriz hazırlıyor. Böyle bir güzellik benim de hayatıma girdiğinde mutluluktan havalara uçtum. Asuman’la Esra’ya gelişmeleri sevinçle aktardım, onların yanında ben de başlayan eğitime katıldım. O gün benim rüyam sanki gerçeğe dönüşmüştü.

Ertesi sabah aslında tatilde olmama rağmen erkenden uyanıp hazırlandım ve karşıya geçip sevinçle Teşvikiye’ye eğitime gittim. Her şey benim için sanki bir hayal gibiydi, orada bizlere verilen eğitim o günün şartlarına göre olağanüstüydü!

Eğitimde önce o günkü konu veya reklam tekniği, yani her neyse eğitici tarafından bizlere anlatılıyor. Örnekleri video ile televizyondan gösterilip anlatılanlar pekiştiriliyor, sonra da dört veya beş kişilik çalışma gruplarına bölünüyoruz. Her bir gruba, bir ürün ile önceden yapılan araştırma sonuçları veriliyor. Her grup içinde profesyonel bir grafiker, müşteri temsilcisi ve kreatif direktör bulunuyor, onların yanına da bir veya iki yeni öğrenci veriliyor.

Gruplar bir iki saat çalışıp, fikirler üretiyor ardından da ortaya çıkan düşünceler resimler ve hikâyeler haline getiriliyor. Yaratılan kampanya için cıngıllar yani fon müziği bile düşünülüyor. Sonuçta ortaya çıkarılan çalışma, grup içinden bir kişi tarafından diğer gruplara ve eğiticilere sunuluyor. Kendinizi böyle aktif bir ortamda gizleyebilme şansınız hiç yok. Sunumlar sırayla yapılıyor, her kişi muhakkak herkesin önünde vitrine çıkıyor. Yani burada bulunan her kişi sürekli olarak hem fikir üretip hem de bu fikirleri anlatmayı öğreniyor.

Beynimiz resmen arı gibi çalışıyor, tam bir ilkokul öğrencisi gibiyim. Yıllarca sınıflarda arka sıralarda gizlenen, kendimi unutturan ben şimdi hiç çekinmeden kendimi ortaya atıyor ve fikirlerimi cesurca anlatıyorum. Yapılan ortak çalışmalara katılıyorum, düşüncelerimi paylaşıyorum, ortaya çıkan projeyi de gururla benimseyip sunuyorum.

İnsanın beklentileri olmayınca, tüm savunma duvarlarını da aşağıya indirip, farklı bir havaya bürünüyor. Her düşünceyi ve davranışı kontrol etmeksizin olduğu gibi serbest bırakıyor. Bu arada her gün şirket ortaklarından biri, bizlerle eğitimde bulunuyor. Hem bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaşıyorlar, hem de eğitimdeki yeni kişileri tanımaya çalışıyorlar.

reklam1

Eğitimde artık son hafta içindeyiz, bir diş macunu reklamı ödevi verildi. Diş macununun en önemli özelliği, diş plaklarını önleyici anti plak özelliği olması, zaten ambalajında Fransızca antiplaque sözcüğü yazıyor. Hemen çalışma grubu oluşturuldu, bize verilen süre içerisinde çalışmamızı yaptık. Kampanyayı anti plak kelimesinin anlaşılmazlığı üzerine kurduk.

O gün prezantasyonu sunma sırası da benim, yapacaklarımızı da aramızda konuştuktan sonra anlatmak üzere ortaya çıktım.

“Anti plak!” dedim ve sanki bir şey olmuş gibi bir süre sustum. O arada beni izleyenleri, bakışlarımla izlemeye başladım. Karşımda bulunan herkes, benim konuyu unuttuğumu zannettiler. Grupta bulunanlar şaşkın ve endişeli bir şekilde yüzüme bakıyorlar.

İstediğim ortamın oluştuğunu görünce, hiç tereddüt etmeden anlatmaya başladım.

“Sokaktaki insanlara anti plak nedir diye sorduğumuzda, işte sizler gibi şaşkınlık ve merakla yüzümüze baktılar”

Bu sözlerimle birlikte gerilmiş olan herkesin yüzü birden gevşeyiverdi.

Bu olay, sunum için ortaya çıkarken o an aklıma gelmişti, ben de hiç düşünmeden hemen uyguladım. Grupta bulunan diğer arkadaşlar da bunu yapacağımı bilmiyordu. O günkü eğitim yöneticisi olan şirket ortağı Ahmet Bey, hemen düşüncesini belirtti.

“Düşüncen gerçekten güzel, ama şöyle yapsaydın, belki daha da etkileyici olurdu,” diyerek kendince doğru şeyi gösterdi.

Bu sözlerden sonra içimde doğal olarak sunumum beğenilmemiş gibi bir düşünce oluştu.

Aldığımız şirket içi aktif reklamcılık eğitimi o hafta Perşembe günü son buldu. Cuma günü için Boğaziçi üniversitesi mezunlarına iş görüşmesi randevuları verildi, görüşmelerin en sonuna da ben koyulmuşum. Kendimce, ‘Kibar insanlar beni de kırmak istememişler, herhalde bana da ayıp olmasın diye düşündüler,’ diye aklımdan geçirdim.

Cuma günü şirkette epey bekledikten sonra en sonunda da beni de içeri görüşmeye aldılar. Benimle ne konuşacaklarını düşünürken hemen konuya girdiler.

“Geçen gün yaptığın prezantasyon gerçekten bir harikaydı! Bu yaptığın bir etkileme tekniğidir ve biz bunu bu eğitimde size öğretmemiştik”

Bu övgüye çok şaşırdım, sonra da epeyce konuşuldu. Disiplinimi ve yaratıcı yönümü övdüler.

En sonunda noktayı koydular.

“Sana iyi ki bu eğitim de bir şans tanımışız. Lütfen bizimle irtibatı hiç kesme, okulunun bitiminde seni mutlaka aramızda görmek istiyoruz.“

Şirket yöneticileri ve eğiticilerimiz Pınar Kılıç Bey, Ali Pasiner Bey ve Ahmet Bey’e teşekkür edip, sevinçle oradan çıktım. Bulduğum ilk otobüse binip, sevinçle kuşlar gibi uçarcasına Kadıköy tarafına geçtim. Huzurlu ve mutluyum, kendimle gurur duyuyorum. İnşallah gelecek Cuma günü de ilk defa kampa gideceğim Antalya’da arkadaşlarım Halit ve Attila ile güzel bir tatil geçiririm.

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s