Nişantaşı Kadıköy-II

Benim hayatım da farkına bile varamadan artık çok farklı bir yola girdi. Her gün saat beş buçukta uyanıyorum, güne erken başlayıp üniversite giriş sınavına hazırlanıyorum. Kahvaltı sonrası dışarıya çıkıp sürekli olarak kıyafetlerle ilgili olarak koşturuyor, akşamları da okuluma yani yabancı diller yüksekokuluna devam ediyorum.

İki gün Nişantaşı’nda lisede halk oyunları çalışmalarına, hafta sonları sabahtan öğlene kadar Kadıköy’de yazıldığım üniversite kurslarına gidiyorum. Hafta sonları öğleden sonra da derneğin kurs ve çalışmalarında yer alıyorum. Bu durumdan asla rahatsız olmuyorum, aksine koşturmak ve bir şeyler ortaya çıkarmak beni daha fazla teşvik ediyor.

Çalışmalar ilerleyip oyunlar ve figürler yerli yerine oturdukça müziğin devreye girmesi, çalışmaların enstrüman eşliğinde yapılması zamanı da geldi. Dernekte bana yardımcı olabilecek kadar iyi akordeon çalan biri yok. Ben de tereddüt bile etmeden yakın arkadaşlarım Orhan, Erdal ve Ali Dayı’yı tercih ettim. Tulum, akerdeon ve davul için istenilen müzisyen ücretlerini öğrenip kolun sorumlu başkanı Ali Bey’e sundum. Prova ve gösteri ücretleri onlara da uygun gelince, prova için bizimkileri hemen okula çağırdım.

Okulun spor salonunun içinde duyulan canlı müzik sesi öğrenciler için oldukça etkileyiciydi. Ekiptekiler de müzik eşliğinde ve büyük bir heyecan içinde ilk çalışmalarını yaptılar. Şimdiye kadar siyah beyaz görünen her şey sanki duyulan müziğin sesiyle birlikte renk kazanmaya başlamıştı. Müziğin ve ritmin kulaklarda yer etmesi için oyunlar enstrümanların eşliğinde defalarca tekrar edildi. Ekip başlarına müziğin neresinde komut vermeleri gerektiğini hiç bıkmadan gösterdim. Bütün oyunları çok iyi bilen Orhan ve Erdal da hiç sıkılmadan onlara müzikle yardımcı oldular.

Ekipte yer alan öğrenciler, bu kadar kısa bir sürede bu kadar çok mesafe kat edebileceklerini hayal bile edemiyorlardı. Onlara eğitim veren ve müzikle eşlik eden kişiler, öyle kaba saba cahil insan değillerdi. Akordeon çalan Orhan Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliğinde, Davul çalan Erdal İstanbul Tıp Fakültesinde, ben de yabancı diller yüksek okulunda okuyordum. Tulum ve klarnet çalan Ali Dayı da uyumlu ve kendi halinde sabırlı bir insandı.

Biz hep birlikte onların daha iyi olmaları için zamana bile bakmadan çok çaba gösteriyorduk. Dernekte ekip başı olan kız kardeşim Semra da kızlara yardımcı olmak için çalışmalara sıklıkla benimle birlikte geliyordu. Öğrenilen oyunlarda ve figürlerde artık estetik ön plana çıkmaya başlamıştı. Beni artık ilgilendiren oyunların sadece doğru ve gereken şekilde oynanması değil otantik hareketlerle de donanmasıydı.

Hepimiz de dürüstçe, yalana ve dolana başvurmadan, ayak oyunlarına bulaşmadan doğal bir şekilde hareket ettik, üstelik canla başla çalıştık. Bu yaklaşımımız ekipte yer alanları da etkilemiş olmalı ki bizlere karşı daha samimi ve arkadaşça davranmaya başladılar. Bizleri kabullenirken, onlara göre basit ve farklı olan dünyamızı da ön yargısız bir şekilde görmeye çalıştılar, zaten aramızda taş çatlasa sadece birkaç yaş fark var.

Ben de artık gerekmediği için katı tavırlarımı bir parça yumuşattım, öğretmenlik ve disiplin sınırlarımı sadece ders saatleri ile sınırlandırdım. İlk zamanlar çalışma bitiminde hemen fırlayıp kendi okuluma koşan ben, şimdi eğer okulumda dersim yoksa burada ekiptekilerle zaman geçiriyorum. Bazen ders çıkışı onlarla birlikte bir yerlerde oturup bir şeyler yiyip içiyor ve sohbet ediyorum.

Bu arada ilan edilen halk oyunları yarışmalarında yer almak için okul olarak katılım başvurularımızı hazırlayıp gönderdik. Artık belirli bir takvime bağlıyız ve bu zamanı iyi kullanıp başarılı olmak zorundayız.

Merakla beklediğim üniversite imtihanı başvuru formları da nihayet geldi, okulları bu kitapçıktan seçeceğim. Ben oldum olası hep Tıp okumak isterdim, yaptığım sıralamaların üstlerinde on tane tıp muhakkak olurdu. Bu seferde bu isteğimi göz ardı etmedim ve aynı şekilde sıralamayı oluşturmaya başladım.

Geçen senelerde bazı üniversiteler, başka bir okulda okuyan öğrencilerin başvurularını kabul etmiyorlardı. İster istemez kısıtlı hareket etmek zorunda kalınıyordu. Bu sene üniversitelerden bazıları bu kısıtlamayı kaldırınca, tıp seçenekleri sonrası nasıl oldu bilmiyorum, son anda İstanbul Üniversitesi İşletme ve iktisat fakültelerini de yazdım.

Bir terslik olurda başvurum kabul edilmezse diye bunları yazarken de çok düşündüm. Diğer yandan 1977 yılında, Beyazıt’ta bir bombalı saldırıda yedi öğrencinin ölmüş olması da beni oldukça tedirgin etti. Yine de okul sıralamamı bu şekilde oluşturup, başvuru formumu evraklarımla birlikte ilgili yere teslim ettim.

Diğer taraftan dikimi ve yapımı devam eden kostümleri de teslim almaya başladım, her şey tamamlanınca da bunları kız kardeşimle birlikte bir taksiye koyup okula getirdik. Ekipte yer alanlar derslerinden çıkıp çalışmaya geldiklerinde, okula getirdiğimiz kıyafetleri gördüler. Onları ilgiyle incelerken biz de kız kardeşimle birlikte bir kız ile erkeği giydirip kostümlerin görünümüne baktık. Onların istediğimiz gibi olup olmadıklarını baştan sona dikkatli bir şekilde inceledik. Gözümüze çarpan herhangi eksik bir şey olmayınca bunları her bir kişiye baştan karar verildiği şekilde dağıttık. Herkes para vererek ölçülerine göre yaptırdığı kostümünü, çizme veya ayakkabılarını kendi evlerinde muhafaza edecek. Doğal olarak da temizliğinden, ütüsünden sorumlu olacaklar

Ayaklarına yeni çizme ve ayakkabılarını giyenler, denemek için oyunlarını bunlarla oynadılar. Onların sevincini ve rahat hareketlerini görünce ben de çok sevindim. Hazır kız kardeşim buradayken solo oyunları oynayacak olan Nur ve Nurhan’la özel olarak çalıştık. Oyunların hikâyesini anlatan jest ve mimikleri, figürlerle hareketleri oynayarak gösterdik. Onlarla birlikte yan yana defalarca prova yaptık.

Aylardır sıkı bir şekilde yapılan çalışmalardan sonra ekibin artık seyirci önünde kostümlü olarak büyük bir prova yapma zamanı geldi. Bu gösteriyle birlikte hem çalışmalarımızı okul yönetimine ve öğrencilere sunacağız hem de stres altında ekibin durumunu dışarıdan görme fırsatım olacak.

Cuma günü okul dağılmadan önce spor salonunda hazırlıkları tamamladık. Yeni kostümleriyle öğrencileri ve çalan müziğin eşliğinde oynadıkları oyunları, izleyicilerle birlikte ben de kenardan ilgiyle izledim. Yapılan hatalara mümkün olduğunca az müdahale ederek onları kendi başlarına bırakmaya gayret ettim. Kasım ayında sıfırdan başlayan macera, sanki mutlu sona ulaşacak gibi görünüyor.

Kol sorumlu öğretmeni olan Ali Bey, sert görünmeye çalışsa da gördüklerinden dolayı oldukça sevinçli. Dört ay önce temelleri atılan bir yapı, bütün heybetiyle yükselmeye başlamış durumda. Sarf edilen övgü dolu sözler benim de gururumu okşamadı desem yalan olur.

Ekibin seyirciye yansıyan resmini de önyargısız bir şekilde çektim. Hareketler ve figürler doğru şekilde yapılmaya çalışılıyor, ancak yaşanılan sahne heyecanı ile hata yapma korkusu onların keyif alarak oynamalarına engel oluyor. Bundan sonra ağırlığın figürlere, estetiğe ve böyle aksaklıklara verilmesi gerektiği düşüncesindeyim.

Milliyet gazetesinin düzenlediği liselerarası halk oyunları yarışmasında grup olarak başarılı olamayıp bir üst tura geçemedik. Yıllarca yan yana oynayan kişilerin oluşturduğu lise ekipleri arasında birkaç aylık mazisi olan bir ekibin başarılı olması zaten mucize olurdu. Ekip, Spor Sergi Sarayını dolduran kalabalık önünde hiç korkmadan ve çekinmeden sahneye çıktı. Büyük bir heyecanla ve şevkle ama uyum içinde oyunlarını oynadılar. Oyunlarda göze çarpan hataları yok denecek kadar azdı, onları kenardan dikkatle ve keyifle keyifle izledim. Önemli olan bu ekibin seyirci önüne çıkma gücünü kendi içinde bulmasıydı.

IMG_20190517_094501

Görsel: EHS 1978 Yıllığı

Daha sonraki bir tarihte iştirak ettiğimiz derneğin düzenlediği yarışmada, dernek başkanı ile ilk çatışmamı yaşadım. Gösteriye hazırlanan Orhan ve Erdal’ı görünce, enstrüman konusunda derneği es geçmem onu oldukça sinirlendirdi. Bana birkaç tatsız laf etmeden duramadı ve ben de gereken cevabı ona sakince verdim.

Adam kendince çok haklı, okulda öğretmenlik yapmam konusunda ön ayak oldu, onun mantığına göre o ne derse de o olacak diye düşünüyor. Dernek başkanı, böyle paralı okulları ve içindeki öğrencileri yolunacak kaz gibi görme eğilimindeydi. Benim karakterime de bu tür olaylar çok ters, ben işin gereği neyse onu yerine getirmeyi prensip edinmiş doğru biriyim. Hem kostüm yapımlarında hem de enstürman konusunda önce maliyetleri araştırdım, en uygun maliyetleri de okul yönetimine sundum. Onların onaylarını aldıktan sonra harekete geçtim, kaptıkaçtı işler pek benim harcım değildi.

Yaşadığım bu tatsızlığa rağmen ekip eleme turunu geçip bileğinin hakkıyla final turuna kaldı. Final gösterilerinde ise dereceye giremedi ama okul öğrencilerinin bilet satmada gösterdikleri üstün performans neticesinde halk oylaması birincisi seçildi. Okul halk oyunları ekibi bu şekilde yurt dışında yapılacak olan bir festivale gitme hakkını kazandı.

1

Çok kısa bir süre sonra dernek tarafından İstanbul Lale Festivalinde yer almamız istenince, okul yönetimine bunu ilettim ve bu teklifin kabul görmesi yönünde düşüncemi belirttim. Okul ekibinin seyirci önünde mümkün olduğu kadar çok performans göstermesi gerekli! Bu şekilde dansçıların sahne korkusu azalacak, oyun hâkimiyeti ve özgüven artacaktı. Okul yönetiminin onayıyla, Emirgan Korusunda Lale festivalinde ve derneğin Mayıs ayında yapılan halk oyunları festivalinde gösterilere çıkıldı.

ehsagösteri2

Haziran ayının başında, üniversite giriş sınavının da zamanı geldi çattı. Geçen senelerle kıyaslanmayacak bir şekilde, sınavım çok başarılı gitti. İlk defa ne kadar soruyu doğru olarak çözdüğümü biliyorum. Yaptığım sıralamadaki okullardan birini, kesin olarak kazanacağımı düşünüyorum ama ağzımı da çok fazla açmak istemiyorum. Eğer bir terslik olursa, hayal kırıklığını kaldırabilecek durumda da değilim.

Aileme de durumu anlatırken,

“Sınavım iyi, fena geçmedi,” diyerek ayrıntıları paylaşmaktan sakındım.

 

Yabancı diller yüksekokulunda derslerim gece devam ediyor, sınavlar yapılan boykot nedeniyle Ağustos başına konuldu. O arada derneğin yaz programı da belli oldu. Liseye halk oylaması birincisi olarak Ağustos içinde yirmi bir günlük orta ve güney Fransa turu önerildi. Okul folklor kolu bu teklifi değerlendirmeye karar verdi, istenilen gezi ücreti konusunda da mutabakata varılınca program da belirlenmiş oldu.

 

Bu arada benim de bir karara varmam gerek, sonunda okuldaki sınavlara girmemeye karar verdim. Bu büyük bir risk, ama en kötüsü okulda bir sömestr kaybetmeyi göze aldım.

Üniversite sınav sonuçlarıysa, Ağustosun on beşinden sonra açıklanıyor. Ben sonuçları ancak yurt dışından dönüşte öğreneceğim, çünkü haberleşme imkânları zor, telefon etmek şansımız ise hiç yok.

 

Ben zaten geziye katılacağım için okuldan başka bir öğretmenin geziye katılmasına gerek duyulmadı. Yine de kararlarında tereddüt yaşayan ekipteki kızların aileleri ile görüştüm ve onlara durumu açık bir şekilde anlattım. Ekipten Gilda dışında herkes geziye katılmaya karar verdi. Işıl ise annesiyle birlikte geziye katılacak, babası Doktor Mehmet Ali Amca ancak bu şekilde izin verdi.

 

Yapılan hazırlıklardan sonra Ağustos başında, grup otobüsle hareket ederek yola koyuldu. Fransa’nın orta ve güney kısımlarında, Clermont Ferrand şehrinin güneyinde Bort Les Orgues, Eugenie Les Bains sonra da Aire Sur L’adure isimli kasabalarda düzenlenmiş olan festivallere katıldık. Hemen her gün ve gece yapılan gösteriler derken ayın on beşi de oldu.  Aklım üniversite sınavı sonuçlarında, ama bunu öğrenme şansımda hiç yok. Tahminimize göre ayın yirmi üçünde İstanbul’da olacağız.

 

Bir gece grubun erkeklerini dışarıya çıkmaya hazırlanırken gördüm. Hepsi de yetişkin insan, eğlenmek ve gezmek de doğal olarak hakları. Hep eşitlik taraftarıyım ya, onlara gruptaki kızları da alıp birlikte gitmelerini önerdim. Eğlencelerine ayak bağı olacaklarını düşünerek buna karşı çıktılar. Ben de saçma bir şekilde gitmelerini istemedim.

Daha sonra onların dernek başkanından izin alarak dışarıya çıktıklarını öğrendim. Bana önceden kızgın olan ve beni ezmek için fırsat kollayan dernek başkanına, kendi elimle koz vermiştim.

 

Onlardan bir açıklama isteyeceğime, çocukça hareket edip gruptakilerden uzaklaştım. Onlarla konuşmamaya başladım, gerekmedikçe ilgilenmedim. Neyse Fransa’da gösteriler bitince, biz de geri dönüşe geçtik.

 

Sınavın sonucunu hâlâ çok merak ediyorum, ama ağzımı da bıçak açmıyor. Edirne Gümrük kapısı Kapıkule’den girdikten sonra birden bir şey oldu. Olmadık bir fikir aklıma saplandı.

‘İstanbul Üniversitesi İşletmeyi kazandım, oraya nasıl gideceğim? Beyazıt’a çıkamam!’

Müthiş bir panik içindeyim, kendi kendime kızıyorum.

‘Ne yapacağım? Neden yazdım ben burasını?’

 

Didem 003

Edirne’den Celâli’ye nasıl geldik bilmiyorum, ekipten bazı arkadaşları burada yazlıklarında indirdik. Daha sonra da Büyükçekmece’de Işıl’ı ve annesini bıraktık.

Ben otobüsün en arkasında, tek başıma karamsar bir şekilde öylece oturuyorum. Hiç kimseye de bir şey anlatamıyorum. İçimden geçenleri bir anlatsam, bir taraflarınla gülerler bana. Ortada fol yok yumurta yok, kendi kendime üzülüp duruyorum. Kazandığım belli bile olmayan bir okul için endişelenip, korku duyuyorum.

Kendimi bu ruh durumundan sıyıramadan, en sonunda Göztepe’ye dernek merkezine geldik. Dışarıda beni heyecanla bekleyen kız kardeşimi gördüm. Eminim o imtihan sonuçlarını biliyor. Otobüsün camından onu gördüm, el sallayıp bana gülümsüyor. Otobüsten aşağıya inince sevinçle boynuma sarıldı

“Müjdemi isterim, İstanbul İşletmeyi kazanmışsın.”

Bu sözleri duyunca deyince içimden gayri ihtiyari şu kelimeler döküldü

“Biliyordum!”

Kardeşim beni biraz durgun görünce kısık bir sesle sordu.

“Ne oldu sevinmedin mi yoksa?”

“Yok, çok yorgunum. Sevincimi gösterecek halim yok,” diyebildim.

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesine kaydımı yaptırıp okula başladığımda, Nişantaşı maceram da sona erdi. Dernekte English High School’a Kemal’in eğitici olarak gittiği konuşulunca, ben de Nişantaşı’na okula gidip folklor kolu sorumlusu Ali Bey ile konuşup işin doğrusunu hemen öğrendim. Benimle seyahatte zıtlaşan ekipteki öğrenciler, okul yönetimine benim bu sene eğiticilik yapmak istemediğimi belirtmişler. Benim yerime dernek başkanı sözünden hiç çıkmayan Kemal’i büyük bir sevinçle burada görevlendirmiş.

O günden sonra iki üç kişi hariç oradan kimseyle görüşmedim. Kemal ile iyice zayıflamış olan arkadaşlık ilişkilerini de tamamen kesip attım, dernekte de Temmuz’a kadar kalabildim. Okul eğiticiliği Orhan ve Erdal ile Üsküdar Amerikan Kolejinde kaldığımız yerden senelerce devam etti.

3 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s