Hayat günlüğü 3

  1. Bölüm

Arabanın dışından eğilip bizlere yakından bakan hayalleri fark ettiğimde, elimde olmadan korkuyla ürperdim. Sakalları uzamış, elbiseleri oldukça yıpranmış askerler, arabanın etrafında dolanıp duruyorlar.

‘O kadar çok o kaybolan Norfolk Taburundan söz ettin ki bak sonunda karşına çıktılar,’ diye kendi kendime çatarken, onların kendi aralarında yaptıkları konuşmaları duyuyorum.

Ne yapmaya çalıştıklarını anlamakta zorlanıyorum.

Bizim bu arabanın içerisinde ölmemizi mi bekliyorlar?

Neden arabadan çıkmamız için bizlere yardımcı olmuyorlar?

En sonunda kendimi tutamayıp hiddetle onlara seslendim.

“Sir, can you help me?”

Beni anlamamış gibi yüzüme bakıyorlar, her halde kullandığım cümle yanlış.

“Help diyorum help, duymuyor musunuz?” diye üsteledim.

Kafayı yiyeceğim, adamlar bizi zerre kadar umursamıyorlar.

Arabanın içerisinde sıkışmışım, hiçbir şekilde kıpırdayamıyorum, bu duyarsız adamlar yanımda bir de pipolarını içmeye hazırlanıyorlar.

Yine onlara biraz korkuyla biraz da kızgınlıkla var gücümle seslendim

“Her taraf benzin kokuyor, pipolarınızı başka bir yerde için. Elinizdeki ateşinizi uzak tutun, bizi yakacaksınız.”

Sözlerime verdikleri hiçbir tepki yok, gülerek bana bakıyorlar. Bunların niyeti çok kötü gözüküyor, sanki bizi ortadan kaldırmaya istekliler.

 

Pipolarını yaktıkları kibriti umursamaz bir tavırla yere atınca, toprağa dökülmüş olan benzin birden alev aldı. Askerler yanımızdan gülerek hızla uzaklaşırken arabanın her yanından alevler fışkırmaya başladı.

Öldüğümde yakılmak istediğim için bunun gerçekleşmek üzere olduğunu görmek beni farkında olmadan rahatlattı. Hiç olmazsa hayal ettiğim gibi ölüp gideceğim.

O sırada yanımdaki koltukta hiç kıpırdamadan öylece baygın yatan genç kadını gördüm. Bu masumun benimle birlikte yanıp kül olması olacak iş değil.

Kolundan tutup elimle onu silkelerken, diğer yandan da korkuyla bağırıp onu daldığı bu derin uykudan uyandırmaya çalıştım.

“Kaçın, araba yanıyor. Uyanın ne olur! Kurtarın kendinizi.”

Ne kadar çabalasam da sesimi ona duyuramıyorum. Ne yapacağımı bilemeden arabayı saran alevlerin içinde bocalayıp duruyorum, yardımcı olamadığım için yalnız ve çaresizim. Kaderimi olduğu gibi kabullenmek zorundayım, başka bir çarem yok.

 

Alevler her yanımı kapladığında herhangi bir acı hissetmediğimi, ruhumu büyük bir huzurun kapladığını fark ettim.  O sırada kulağıma derinden gelen bir zil sesiyle gözlerimi araladım. Karanlıkta nerede olduğumu kestirmeye çalışırken, gözlerim etrafımı saran alevleri aradı.

Onları göremedim ancak yüzüme baskı yapan plastik gibi bir şeyi fark ettim.

Ne olduğunu anlamadığım bu şeyden kendimi kurtarmaya çalıştım ama yerimden bir santim bile kıpırdayamadım.

Hâlâ neler olduğunu anlayamıyorum, böyle nereye düştüm?

Ne zaman öldüm de mezara konuldum?

Beni böyle kefen gibi bir şeylerle mi sardılar?

 

Bir parça daha kendime gelince, panikten kurtuldum ve kafam da işlemeye başladı. Zihnim biraz berraklaşınca kaza yaptığımız arabada olduğumu ve onun da arabanın açılan hava yastığı olduğunu anladım. Hayatım arabalarla, otobüslerle bir arada geçmiş biri olarak ben bunu nasıl oldu da anlayamadım?

Arabanın hava yastıkları hangi arada derede, ne zaman açıldı ki?

İçimden neyin ne zaman olduğunu düşünmeye çalışırken, bu büyük balonun vücuduma büyük bir baskı yaptığını fark ettim.

Başımı rahat hareket ettirmek bir yana, neredeyse nefes bile alamıyorum.

Hemen emniyet kemerinin kilidine uzandım, el yordamıyla onu açınca, bu sefer koltuğun altında bulunan hareket koluna erişmeye çalıştım. Allahtan kolu yukarıya doğru hareket ettirince, koltuğum da arkaya doğru gitti.

 

Düzgün bir şekilde nefes almaya başlayınca, bir parça rahatlayıp kendime geldim. Ancak yüzümde müthiş bir ağrı var.

Suratımda kırık olup olmadığını elimle yoklayarak bulmaya çalıştım, ama görmeden sadece hissederek bir sonuca ulaşamadım.

 

Bu tehlikeli arabadan en kısa zamanda dışarıya çıkmamız lazım. Delinen depodan dışarıya akan benzinin kokusu dört bir tarafı sarmış durumda. Motordan da dışarıya fıslayarak buhar çıkmaya devam ediyor.

Hemen kapı koluna uzanıp onu kendime doğru çektim ve kapıyı da dışarıya doğru ittim.

Kapı kötü bir şekilde sıkışmış, kesinlikle açılmıyor.

Araba yokuş aşağı inerken yan şekilde takla atmıştı, demek ki o arada kapı ezilmiş olmalı. Zaten tavan da içeriye doğru çökmüş bir durumda. Anlaşılan içeride iyice sıkışmışız.

 

Yanımda oturan genç kadına göz attığımda, onun hareketsiz ve baygın bir şekilde öylece durduğunu gördüm. Başı öne doğru düşmüş, gözleri de kapalı. Canlı mı yoksa değil mi onu bile tam olarak bilemiyorum.

Endişeli bir şekilde seslendim.

“İyi misiniz?”

O benim bu soruma cevap verecek bir durumda değil, onun da hava yastığı ön tarafını kaplamış durumda.

 

Hemen uzanıp yan koltuğun emniyet kemerinin kilidini açtım. Koltuğun altına eğilip elimi uzatıp onu zorlukla geriye doğru aldım.

Genç kadın hâlâ baygın bir şekilde koltuğunda öylece yatıyor.

Bana yakın olan sol kolunu tuttum ve başparmağımla bileğinden nabzını hissetmeye çalıştım.

Evet, nabız var ve kalbi çalışıyor ancak kendisinde hiçbir hareket yok.

Onu omzundan tutup, elimle hafifçe sarstım.

“Uyanın lütfen, buradan çıkmalıyız.”

Maalesef hiç bir hareket yok.

Onu çok fazla sarsmak da istemiyorum, eğer çarpmanın etkisiyle beyin kanaması geçiriyorsa oldukça dikkatli davranmak gerekir.

 

Allahtan araba ters değil de nasıl olduysa tekerlekleri üzerinde düşüp kalmış. Bu hurda haline gelmiş arabadan ikimizin de en kısa zamanda dışarıya çıkması gerekiyor.

Cep telefonum ön kadranın yan tarafında duruyordu ama şimdi onu karanlıkta göremiyorum. Çarpmanın etkisiyle kim bilir ne tarafa düştü.

Eğer onu bulabilirsem 155 veya 911 Acil’i arayıp durumu bildirmem gerekiyor.

 

O arada başım sızlayınca gayri ihtiyari elimle orasını yokladım.

Başımda bir ıslaklık var, elimle ne olduğuna bakınca parmaklarıma bulaşan kanı fark ettim.

Demek ki araba takla atarken, o arada hissettiğim acı buymuş.

Sıcak olduğuna göre kanama devam ediyor olmalı.

 

Arabanın büyük ön camı kırılmış ama yerinden çıkmamış. Onu kırıp atmak için ayaklarımı kullanmam gerekiyor ama önümdeki hava yastığıyla bunu yapmam çok zor. Kendi tarafımda bulunan kapının camı tamamen kırılmış ama açık olan kısımdan kendimi dışarıya çekip çıkmama imkân ve ihtimal yok. Bir şekilde arka tarafa geçip kapıları denemek zorundayım. İki koltuğun arasındaki dar boşluktan, yanımda baygın yatan kadına çarpmamaya çalışarak kendimi arka tarafa doğru çekmeye başladım. Zor bela arka koltuğa geçince, küçük kapı kilidi kolunu kendime doğru çekip kapıyı da dışarıya doğru ittim.

Çok şükür arka kapı kolay bir şekilde açıldı ve dışarıya doğru adım attım.

 

Yere basıp ayağa kalktığımda, şiddetli bir baş dönmesi ile karşılaştım. Yuvarlanıp yere düşmemek için sıkıca arabaya tutundum.  Oldukça fazla kan kaybetmiş olmalıyım!

Sisten ve karanlıktan dolayı bir adım ötesini görmek bile zor, yerler de çamur içerisinde, üstelik hava da buz gibi.

İçim soğuktan nasıl da çok titriyor, dişlerim neredeyse birbirine vurmaktan düşüp kalacak. Üzerime hemen bir şeyler bulup giymeliyim.

 

El yordamıyla arka koltuğun üzerini arandım, ama nafile. Arka koltukta olması gereken paltomu karanlıkta bir türlü bulamıyorum. Onu aramaktan vazgeçip, arabaya tutunarak arkadan öteki tarafa doğru küçük adımlarla geçtim.

Karanlıkta elimle hissettiğim kadarıyla arabanın her tarafı ezilmiş ve camları da kırılmış.

‘Bizim buradan sağ çıkmamız bile bir mucize!’ diye içimden düşünürken ön koltukta yatan genç kadını unuttuğum aklıma geldi.

 

Hiç vakit kaybetmeden onun tarafındaki ön kapıya ulaştım. Kapı kolunu gücümün yettiğince kuvvetli bir biçimde kendime doğru çektim. Eğrilmiş ve ezilmiş olan kapı birkaç zorlamadan sonra zar zor açıldı. El yordamıyla yerden arayıp bulduğum cam parçalarıyla, koltukta baygın yatan yaralının önünü kaplayan hava yastığını delip onun sönmesini sağladım.

sis51

Yukarıdaki ana yoldan geçen arabaların gürültülerini duyuyorum, ama oraya çıkıp yardım istemeye çalışmadan önce benim bu genç kadınla ilgilenmem gerekiyor.

Onu nasıl uyandırabileceğim ki?

Ne kadar da masum bir şekilde uyuyor.

Kim bilir kim? Hangi ana babanın evladı?

İnşallah benim bu karanlıkta göremediğim gizli bir iç kanaması yoktur.

 

Dışarısı çamur ve ıslak!

Arabanın da yanma ve patlama riski şimdilik ortada gözükmüyor.

Baygın genç kadını kendine gelene kadar ön koltukta yatar bir şekilde tutmak, galiba en mantıklı hareket olacak.

Rahatsız etmekten korkarak usulca onun üzerinden eğildim ve iç tarafta bulunan yuvarlak parçayı buldum. Onu çevirerek ön koltuğu en sonuna kadar yatırmaya başladım.

 

Yüzümün kenarından aşağıya süzülen kanın farkındayım, ama yapacak bir şeyim de yok.

Gömleğimin koluyla yüzümü bir parça da olsa temizlemeye çalıştım.

Koltuğu yatırma işimi bitirince, genç kadını daha fazla rahatsız etmemek için ani bir şekilde hareket edip doğruldum.

O arada ayağım çamurda kaydığını, başımın da kuvvetle döndüğünü hissettim.

Elimle arabanın bir yerlerine tutunmaya çalıştım ama bunu beceremedim.

Külçe gibi yere doğru düştüğümü görüyorum, elimden bunu önleyecek hiçbir şey gelmiyor. Yüzüm çamurla temas ettiğinde yerin soğukluğunu hissettim.

Her şey kararmadan önce başucumda üzerime eğilmiş duran Müjde’yi hayal meyal gördüm.

Panik olmuş bir halde bağırıyordu.

“Ali, ne olur kalk uyuma!”

 

Onun şimdi benim yanımda ne işi olabilir ki?

Müjde ile ayrılalı birkaç ay oldu, o gece birlikte yaşadığımız evin kapısından dışarıya adım attıktan sonra onu bir daha hiç görmedim. Onunla görüşmemek için de elimden gelen ne varsa yaptım. Tesadüfen de olsa karşılaşmamak için, onun gidebileceği yerlerden özellikle uzak durdum, onunla herhangi bir şekilde telefonla da konuşup sesini duymadım.

Müjde konusunu kendimce mümkün olduğunca kapatmaya çalıştım. Neler olduğunu öğrenmeye çalışan ortak arkadaşlarımıza, onları kırmamaya çalışarak bu konuyu konuşmak istemediğimi açık bir dille belirttim. Sona eren beraberliğimiz konusunda da hiçbir zaman ağzımı açıp kimseye bir şey söylemedim, eğer açılırsa da hemen konuyu değiştirdim.

‘Bunca zaman sonra bu kız şimdi böyle nereden çıktı?’ diye kendimce düşünürken her şey birden karardı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s