Kimi işletiyorsun?

Bir süre önce Amerika’dan gelen bir yakınımla birlikte özlediği yerleri görmek için önce Sultanahmet’e oradan da Beyazıt’a ve Kapalıçarşı’ya gittik. Orada gördüklerim beni resmen hayal kırıklığına uğrattı. Benim sevdiğim yerler buraları olamazdı, ben üniversitede okurken neredeyse her gün oralara giderdim. Buraların sanki kalbi yerinden sökülüp alınmış, ruhu kaybettirilmiş, tam Türkçesi sıradan hırpani bir yere dönüştürülmüş.

Kapalıçarşı içinde dolaşırken kot pantolon satan bir dükkânın önünde durdum. Bir zamanlar böyle kot pantolonları sadece buralardan ve yabancı mal satan Amerikan mağazalarından alabiliyorduk. Bunları yakınıma anlatırken yanımızda bir adam belirdi, kaypak dış görünüşü bana öyle pek güven vermedi.

O da beni doğrularcasına fütursuzca hemen söze daldı.

“Haklısınız, o günlerde ülkede çok fazla şey yoktu,” deyip sordu. “Siz buraları iyi biliyorsunuz, gençliğiniz buralarda mı geçti?”

“Evet, üniversiteyi burada işletmede okudum,” diye cevap verdim.

“Şimdi ne iş yapıyorsunuz?”

“Emekliyim.”

Bu sözlerimle hemen kaşları çatıldı.

“İşletmeciler asla emekli olamazlar.”

Hemen cevabı yapıştırdım.

“Bal gibi olur, piyasaların hali ortada. Şu an gençlerin dörtte biri işsiz!”

“Onlar başka, siz başkasınız. Size ben yardımcı olup hemen iş bulacağım.”

Böyle konuşma cesaretini kendinde nasıl bulduğu açık. Bu teklifsizlik onun ne kadar düzenbaz olduğunun da kanıtı. Sesimi çıkarmayıp onun daha başka neler yumurtlayacağını merakla bekledim. Kendisi o arada ceketinin iç cebinden cüzdanını aldı ve içinden iki kart çıkardı, bunlardan birini bana uzattı. Kartı elime alıp göz attım, adam gemi kaptanı olarak görünüyor. Belli ki ömrü buralara kaçak mal taşımakla geçmiş. Benim de böyle sahtekâr insanlara pabuç bırakmayacak kadar uzun yaşadığım ve tecrübeli olduğum kesin.

İlgisine teşekkür edip sonra ona arkamı dönüp yakınıma hadi gidelim dedim. O da olanları en başından beri şaşkınlıkla izliyor.

İki adım bile atmadan arkamızdan seslenildi.

“Siz o kartı geri verin, söylediklerimin sizin ilginizi çekmediği belli.”

Gördüğüm ilk çöp kutusuna atmak için cebime koyduğum kartı tereddüt bile etmeden hemen ona geri uzattım, sahip olduğu iki kartın birini bana harcamak istemediği kesin. Sahnelediği oyunu yutmadığımı kendisi de anladı. Bir şeyi unutuyordu, İşletme Fakültesinde bize makara yapmayı değil araştırma yapmayı, her veriyi doğru değerlendirmeyi ve aklımızı kullanmayı öğrettiler.

Ayrıca bu ülkede iş bulmak için artık birilerinin tanıdığı olmanız veya bir siyasi partinin üyeleri arasına katılmanız gerekiyor. Sizin eğitiminiz, tecrübeniz ve bilgi birikiminizin pek bir önemi yok. İş hayatında kendinizi olduğunuzdan daha güçlü gösterip, yalan konuşup bol keseden atıyor, bağırıp çağırıyorsanız makbul kişisiniz. İnsanları ezdikçe, onlara kötü muamele yapıp patronlara yakın durdukça kazanıyorsunuz. Alt kademede çalışanlar da zaten böyle davranışlardan anlıyor, onlara normal davranıp haklarını vermeye çalıştıkça sizi suiistimal edip arkadan vurmaya hazır hale geliyorlar. Sizin yetersiz, pısırık biri olduğunuzu düşünmeye başlıyorlar. Aslında sizin tek bir suçunuz vardır, onlara insan gibi davranıp öyle hareket etmek.

İş hayatı okulda öğretilenlerle pek uyuşmuyor, orada acımasızlık en üst seviyede. Dostluk, arkadaşlık gibi kavramlar kişilerin menfaatlerine göre sınırlarını belirliyor. İşletme Fakültesinde öğrencilere ideal ortamlardaki işletmeler ve uygulanan kurallar öğretiliyor ama ülkede normal bir işletme bulmak kolay mı?

İşletme kelimesi de uluslararası literatürde kabul görmüş Business Administration kavramından dilimize çevrilmiş. Üniversitelerde açılan böyle fakülteler doğal olarak işletme fakültesi olarak isimlendirilmiş. Halk arasında mühendis, ekonomist gibi kavramlar pek yadırganmaz ancak işletmeci kavramı hiç öyle değildir. Hangi okuldan mezun oldunuz diye sorduklarında, siz de cevabını İşletme Fakültesi diye verirseniz karşınızdaki hemen gülümser. Ardından gelecek olan soru bellidir.

“Orada insanları işletmeyi mi öğretiyorlar?”

Diyelim ki sazanlık yapıp karşınızdaki kişiye açıklama yapmak için çırpındınız, o zaman da ortaya çıkan sonuç bellidir.

“Yani muhasebecisiniz!”

Hayır desek de okula girmeden önce neyin ne olduğunu gerçekten bizler de bilmiyorduk ama bunu zaman içinde iyi öğrendik. Bizler kimseyi işletmiyoruz, sadece şirketlerde bilgimizi ve emeğimizi satıp önemli görevler alıyoruz.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s