Açıklaması zor!

Hayatta bazı şeyleri açıklamak öyle kolay değildir. Bir an gelir aklınıza bir şey gelir veya ağzınızdan olmadık kelimeler dökülür. Nedenini bile bilmeden, hiç sorgulamadan bir şekilde hareket edersiniz.  Karşılaştığınız sonuçlar ise genellikle şaşırtıcıdır, ne diyeceğinizi bilemezsiniz. Sözler dedikleri gibi kifayetsiz kalır.

Bu mesele kesinlikle kişiye özel değildir, hepimizin hayatında böyle olaylar yaşanmıştır. Bazılarımız bunu dile getirir çoğumuz da hoş tesadüfler deyip bunları geçiştiririz. Ben ilk gruba giren gevezelerdenim, nedense böyle şeyleri unutmam, önemli bir şeymiş gibi de etrafımla defalarca paylaşırım.

Aklıma şimdi ilk gelen şey de kısa bir zaman önce yaşadığım hoş bir rastlantı. Eyvah şimdi yandık diyenleri ve yazının devamını okumaktan vazgeçenler görür gibiyim. Ben hayat kadar acımasız değilim, sizleri öyle çok sıkacak da değilim. Zaman paradır derler, bu kaybınızın da on dakika içinde ayyuka çıkacağını düşünmüyorum ama yine de siz bilirsiniz.

Her neyse lise birinci sınıfta okurken ILS isimli yabancı bir kuruluşun formlarından ben de doldurup göndermiştim. Bu kuruluş yabancı dilde yazışmak isteyen öğrencilerin bir araya getirilmesini sağlıyordu. Oradan bana adresi gönderilen İsveçli bir öğrenci kız arkadaşla, bu şekilde 1971 yılında yazışmaya başlamıştık.

Çok basit bir adresi vardı ve bir şekilde de bu adres, hafızama kazınıvermişti. Birkaç sene basit cümlelerle, havadan sudan konularla mektuplaştıktan sonra, aramızdaki irtibat doğal olarak kesilmişti. Herkes kendi yolunda geleceğini şekillendirmeye çalışırken, bu İngilizce mektuplaşma işi de sessizce kapanıp gitmişti.

 

Seneler sonra hafızanın gerekli gereksiz çok fazla şeyi depoladığını düşünürken, bu eski arkadaşımın basit adresi birden aklıma geldi.

‘Acaba şimdi ne yapıyordur?’diye içimden geçirdim.

O arada karıma da hatırladığım bu adresi ve o mektup arkadaşını anlattım.

Daha sonra merak ederek İsveçli arkadaşımın hatırladığım kadarıyla ismini, internette aradım.

Karşıma aynı isimde, fakat iki soyadı olan farklı biri çıktı.

Bu kişinin görünen internet adresine, 2009 yılının 26 Mayısında, bozuk İngilizcemle kısa bir mesaj gönderdim. Özür dileyerek 1972 yılından tanıdığım bir kalem arkadaşım olduğunu belirttim. Adresini de hatırladığım kadarıyla yazdım, amacımın sadece bir merhaba demek olduğunu söylemeye çalıştım.

Hi,

I am sorry, I had a pen friend long time ago at 1972.
Her address as I remembered,

If you are I only want to say hello.

9

Bir gün sonra mesajımın cevabı geldi.

Hi,

It’s me! How lovely to hear from you. Actually I was thinking about you the other day, wondering what you were doing and how your life is nowadays! Isn’t that strange

I’m just fine. I am a teacher working with students aged 16-19 at a school here in my new home town Sk… I am married with two grown-up children,

My life has been a good one and I hope yours have too.

Please write again!

Merhaba, o benim diye başlayan mektubunda benden haber aldığı için sevindiğini ve geçen gün ne yaptığımı aklından geçirdiğini söylüyor. Bunun çok tuhaf bir durum olduğunu belirtip neler yaptığını anlatıyor.

O mu benden haber alınca daha çok şaşırmıştır yoksa ben mi ondan? Bunu tam olarak bilemiyorum, ama yaşanan olayı açıklamak da hiç kolay değil.

Aradan kırk yıl geçtikten sonra, iki insanın birbirini farkında olmadan bulması, evrende sanki görünmeyen güçlerin var olduğu hissini uyandırıyor. İster istemez bu nasıl olabiliyor diye kendi kendinize düşünmeye başlıyorsunuz.

Bazen öyle anlar oluyor ki olmadık bir olay, karşınıza çıkan bir görüntü, herhangi bir yerden duyulan bir ses, insanda bir anda çağrışım uyandırıyor.

Diyelim ki belki bir kişiyi veya belki de daha önce yaşadığınız bir olayı düşünüyorsunuz. Nasıl oluyorsa, kısa süre sonra o olayla veya kişiyle ilgili bir haber alırsınız.

Durup dururken ağzınızdan bir cümle ortaya dökülür.

Karşınızdaki kişi şaşkınlıkla

”Şu an onu düşündüğümü nasıl anladın?” diye size sorabilir.

Açıklaması yoktur, üstelik de anlamamışsınızdır.

Verecek bir cevap bulmakta zorlanırsınız.

Belki de,

“Bilmem, öylesine söyledim,” dersiniz.

Bu ve bunun gibi olayları açıklamak pek kolay değil ama gerçekten de bazen insanın içine gerçekten doğuyor. Karşınızdakinin zihnin okuyabiliyorsunuz, ama hepsi o kadar.

#Dünyaişlerim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s