Başlangıç

Anlatılanlara göre ilk çocukları erkek olunca bizim Peder Bey, bir çocukları daha olmasını çok istemiş, özellikle de kız çocuğu meselesine kafayı fena halde takmış. O aralar aile içinde neler olup bittiği pek bilinmemesine rağmen bu kız çocuk olayı, validem üzerinde daha en başından büyük sıkıntı yaratmış. Gözünü iyice karatmış olan azimli pederim, çok geçmeden annemi tekrar hamile bırakmayı başarmış. O ağzına hiç sigara koymayan genç kadın, yaşadığı stresle tiryakiler gibi günde iki paket filtresiz asker sigarası içmeye başlamış.

O zamanlar ultrason gibi şeyler olmadığı için bebeğin cinsiyetini doğuma kadar bilmek öyle kolay değilmiş. Doğal olarak hemen geleneksel yöntemlere başvurulmuş. Çevrede bulunan tecrübeli büyükler, annemin aşerdiği yiyeceklere ve karnının sivri mi yoksa yuvarlak mı olduğuna dikkatle bakmışlar. Hem validemi korumak hem de peder beyin istek ve beklentilerini de karşılamak amacıyla, uzun istişareler sonucunda doğacak bebeğin kız olacağına karar vermişler. Bunun üzerine tüm bebek takımları, pembe renkli olarak büyük bir şevkle hazırlanmış.

cok-guzel-orgu-elbiseler-1-375x276

O zor dakikalara tanıklık edenlerin anlattığına göre, kibar ve terbiyeli bir bebek olarak doğmaya karar verdiğim gün, bunun öğlen on ikiye doğru olmasına özellikle dikkat etmişim. ‘Yani gece yarıları insanları koşturmanın, tedirgin etmenin ne anlamı var!’ diye belki de içimden düşünmüş olabilirim.

Validem acı içinde kıvranırken bir yol bulup kendimi bir şekilde dışarı atmışım. Anlatılanlara göre doğduğumda rengim mosmormuş. Büyük ihtimalle de kordonlara dolanmış ve nefes almakta çok zorlanmış olabilirim.

İster annemin bolca içtiği sigaradan isterseniz stresten deyin ama tecrübeli ebe bunu hiç dinler mi? O yılların tecrübesi ile beni ayaklarımdan tutmuş ve aşağıya doğru iyice bir silkeleyip, kıçıma da şaplağı indirmiş. Belalı bir dünyaya adım attığım işte o zaman kafama dank etmiş ve başlamışım ağlamaya.

Ebe de muzaffer bir edayla bağırmış.

“Tamam, kurtardı kendini!”

Tabii bana hiç soran olmadığı için kendiliğimden yaşamaya başlamışım.

İçeridekilerden birisi dışarıya çıkıp heyecanla bekleyen bizim Peder Beye müjdeyi vermiş.

“Gözünüz aydın! Nur topu gibi bir oğlunuz oldu!“

Peder Bey, bu sözleri duyunca müjde almayı bekleyen kişiye kızmış

“Başlarım oğlunuza da size de!“ deyip kapıyı çarpıp gitmiş.

Anlatılanlara göre, validenin göğüsleri doğumdan sonra yara olmuş. Bana meme ile süt verememiş, bu nedenle çok huysuz bir bebek oluvermişim. Onları aylarca hiç uyutmamışım. Peder müstahak ama zavallı validemin ne günahı varmış?

Bilememişim herhalde, o küçücük bebek aklımla.

O zamanlar bu kadar farklı ve gelişmiş ilaçlar ve mamalarda yokmuş. Problemli bir bebek olduğum için kırk derecelik Kulüp rakısı ile o zaman tanıştırılmışım. Mamaya bir damla sek rakı, oh gel keyfim gel!

Rivayete göre, dokuz ayda yürümüş ve dört yaşımda Urfa’da ayağımı kırmışım. Beşimde de burnuma leblebi sokup, onu bir davul gibi şişirmişim. Altı yaşımda ağlaya sızlaya ve anne babamı bezdirerek kendimi zorla ilkokula yazdırtmışım. Sonrasında yıllar yuvarlanarak gitti, çocukluktan delikanlılığa derken yaşlılığa adım attım. Okul hayatı iş hayatı derken bolluktan sıkıntıya ve emekliliğe geçiş yaptım.

Geçen zamandan bir şey anladım mı?

Hayır, bugüne kadar bir şeyler yaşandı bitti ve başkaları da sürekli olarak devam ediyor. Bu hayat eninde sonunda sona erecek, tek merak ettiğim şey şu: Acaba bilgim dışındaki dünyaya geliş amacımı bilmeden de olsa gerçekleştirebildim mi?

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s