Sürüklenme

‘Hayatımız kendi kontrolümüz altındadır,’ cümlesi ne kadar iddialı bir söz değil mi? Aslında birçok şey bizim dışımızda gelişir, yanlış yaptığınız ufacık bir şey hayatınıza olmadık sıkıntılar yükler ve sizi önüne katar sürükleyip götürür. Böyle zamanlarda dikkatli olmak ve tecrübelere kulak vermek gerekir ama insan bunu saniyeler içinde nasıl başarabilir?

Bazen talihsizlikler yakanızı bir türlü bırakmaz, ne kadar kaçmaya çalışsanız da olmaz. Bela sizi yine gelir bulur. Benim de kuduz aşıları en büyük belalım, nasıl oluyorsa olaylar beni sıkı bir şekilde kovalıyor. Edirne’de başlayan talihsizlikler birkaç sene izini kaybettirdi, bu arada ailem tayin nedeniyle Edirne’den İstanbul’a taşındı. Bizler de tekrar yeni bir ortama girdik, yeni bir okula başladık. O küçük şehirden sonra burası sanki dipsiz bir kuyu gibi.

Yaşamaya başladığımız Kadıköy, Edirne’den kat be kat büyük ve kalabalık. Feneryolu bile Edirne’nin neredeyse iki katı büyüklüğünde, bizim oturduğumuz ev de kaloriferli değil ve kışın ısınmak için soba kullanıyoruz. Apartmanın bodrum katında, her daireye özel olarak yapılmış küçük odunluklar var.

EWsma2

Görsel:Esma Sürmen Gür

Mayıs ayı başında bir sokak kedisi, kırık olan havalandırma camından içeriye girip, bizim bodrumda yavrulamış. Ürkek küçük kedi yavrularını, biraz büyüdüklerinde görmeye başladık. Bu arada bodrumun her tarafını da pireler sarmış durumda. Yavru kediler zarar görmesin diye pireleri yok etmek için orasını da ilaçlatamıyoruz. Komşular bir araya gelip aralarında bir karar aldılar. Bütün kediler toparlanıp, uzak bir yere götürülüp bırakılacak ve bodrum baştan aşağıya ilaçlanacak.
O sabah pirelenmeyi göze alan birkaç kişi, bodruma indi. Kedi yavruları birer birer yakalanıp, karton bir kutuya konuluyor. Ben de yukarıya kaçmalarını engellemek için, merdivende hazır bekliyorum. Aşağıdakilerin elinden kurtulan, küçük kedi yavrularından biri fırtına gibi merdivene atladı. Onu ancak sırtından yakalayabildim ama yavru o korkuyla parmağımı ısırıverdi. Parmağımın kanamasına boş verip yavru kediyi diğerlerinin yanına koydum.

Tüm yavrular toplanınca, kutunun üzeri dışarıya çıkamayacakları şekilde kapatıldı. Karşı tarafa, Küçükçekmece’ye giden bir komşu, onları arabasıyla alıp götürdü. Ben de evde elimi iyice yıkayıp, kolonya ile sildim.

Perşembe günü fakültede ders bitiminde çıkıp Beyazıt’tan yürüyerek Çemberlitaş’ta bulunan Kuduz Hastanesine gittim. Hastane, ana caddede sinemaların bulunduğu iş merkezinin yanından inen bir yokuşun aşağısında. Hasta kabulde görev yapan kişiye, kedi tarafından ısırıldığımı söyleyince, beni hemen oradaki nöbetçi doktora yönlendirdi.

Doktora apartmanda bulunan yavru kedinin parmağımı ısırdığını anlattım. Beni dikkatle dinleyen Doktor,
“Sana şimdi tedbir olarak üç gün kuduz iğnesi yapacağız, sen de bize seni ısıran o yavru kediyi getireceksin,” dedi. “Onu da kontrol altında tutacağız, eğer o yavru kedide bir şey çıkmazsa iğneyi de hemen keseceğiz.”
Şaşkın bir şekilde cevap verdim.
“O yavru kediyi size getirmem imkânsız, çünkü Küçükçekmece’de bilmediğim bir yere götürülüp bırakıldı.”
Doktor, hiç düşünmeden yapılacakları söyledi.
“O zaman yapabileceğimiz bir şey yok, sen de yirmi bir tane iğne olacaksın.”
Bir anda panik oldum, okulda Haziran ayı başında final sınavlarım başlıyor. Farkında olmadan itiraz edip durumu anlattım.

“Şu an iğneler ve sağlığın imtihanlarından daha önemli, mecbursun geleceksin.”

“Bakın ben anlatamadım galiba, sizinle pazarlık yapmıyorum sadece durumumu anlatmaya çalışıyorum.”

Sakin bir şekilde açıklamalarını sürdürdü.

“Seni çok iyi anlıyorum ama birinci önceliğin bu. Eğer kendi rızanla buraya gelmezsen, ben de seni buraya polis eşliğinde getirtirim.”
Devlet bu konuda çok hassas, kaçış yok!
Doktor defterde gerekli olan yerlere kaydımı yapıp, adres bilgilerimi aldı. O arada ilk aşımı da oldum, bana verilen kontrol kâğıdını çıkışta görevliye imzalattım. Ertesi gün yine aynı yere gidip ikinci aşımı oldum. Hafta sonu hastane çalışmıyor diye düşünerek aşı olmaya gitmedim, evde oturup derslerime çalıştım.

Fakültede Pazartesi günü imtihanlarım başladı, sınav çıkışında hemen oradan Çemberlitaş’a hastaneye gittim. Aşı için kuyruğa girdim, sıram gelince de aşımı yaptırdım. İmzalatmak için kontrol kâğıdımı verdiğim Doktor, azarlar gibi sordu.
“Cumartesi ve Pazar günleri hastaneye aşı olmaya gelmemişsin, neden gelmedin?”
Gayet normal bir şekilde, safça cevap verdim.
“Hafta sonu tatil değil misiniz?”
Konuyu hafife alıp, dalga geçtiğimi düşünerek beni sert bir şekilde uyardı.

“Kuduz aşısının tatili olur mu? Her gün aksatmadan buraya aşı olmak için geleceksin.”

O imtihan dönemi o sıcakta, hafta sonu dâhil olmak üzere her gün Çemberlitaş’ta bulunan Kuduz Hastanesine gittim. Vurulan aşının dozu sürekli olarak arttı, sonunda enjektör dolu hale geldi. Aşıyı olunca dışarı çıktığımda ayağım çekiyor, bir süre yürüyemiyorum. Caddeye kadar olan o dik yokuşu çıkmak ise tam bir işkence.

En sonunda hem imtihanlarım hem de aşılarım bitti, Edirne’de bu güne kadar vurulduğum kuduz aşısı sayısı da otuz beşi buldu. Bu hengâmede, okulda girdiğim yedi imtihanımın da sadece ikisinden geçebildim.

Ertesi yıl imtihan dönemi yaklaşırken Beyazıt’ta bizim fakültenin yanında, İzmirli olan Nail’i bir kedi ısırdı. Önceden tecrübeli olduğum için onu uyardım.
“Aman kediyi yakala, hastaneye götür!” diyerek geçen sene yaşadıklarımı ona da anlattım. “Kediyi Kuduz Hastanesine götürmezsen, sana da yirmi bir iğne vururlar.”

“Kedi burada işte, bir yere gittiği de yok.” diyerek beni aklınca kalın sesiyle tersledi.
Ona cevap vermeden sustum, bir daha da o cins adama hiç ağzımı açmadım.

Birkaç gün sonra arkadaşlardan öğrendim ki o çokbilmiş ukalâ hastaneye gitmiş, doktorlar kontrol için kediyi getirmesini istemişler. Kendisini ısıran kediyi okulun civarında çok aramış ama nedense bulamamış. O yirmi bir tane iğneyi de Haziran sıcağında benim gibi bir güzel vurulmuş. Atalarımız boşuna söylememiş, çok bilen çok yanılırmış.

Reklamlar

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s