Olacağı engelleyemeyiz

 

Zaman bana bir şeyi çok iyi öğretti, insan korktuğu veya uzak durmaya çalıştığı şeylerden kesinlikle kaçamıyor. Hastalıktan mı korkuyorsunuz, hop hastalanıyorsunuz. Birisini kaybetmekten mi, o kişi ya sizden uzaklaşıyor ya da ölüp gidiyor. Bir sürü örnek ardı ardına sıralanabilir ama gerçekler değişmiyor, ne kadar dikkat edersek edelim olacak olan oluyor. Belki de doğanın hiç bilmediğimiz ve göremediğimiz gizli bir dengesi var. Onun bir parçası olarak bizim gizemli bilinçaltımız, her şeyi önceden hissedip uzaklaşmaya çalışıyor olabilir ama bir yerde eksik kalıyor. İşte o sırada da olan oluyor.

Bu kadar karamsar ve filozof olmak için çok fazla olay yaşamak gerekir diye düşünebilirsiniz ve ben de galiba yeterince yaşadım. Kaybetmekten en çok korktuğum kişi, annem bir anda hastalandı ve ölüp gitti. Kuduz hastalığından çok korkmuşumdur, yani tecrit edilmiş bir yerde kudurarak ölmek bana çok acı gelir. Yok, henüz kudurup ölmedim ama o kadar sakınmama rağmen defalarca iğne yemek zorunda kaldım.

edirne saraçlar

Hatırladığım ilk olay 60’lı yıllarda Edirne’de geçiyor, yani çocukluğumda. O zamanlar Edirne küçük bir yer, nüfusu belki de otuz bin kişi ya var ya yok. Buraya ülkenin diğer ucundan, Iğdır’dan iki sene önce gelmiştik. Şimdi Kaleiçi semtinde yaşadığımız eski ahşap konak ise Edirne’de oturduğumuz ikinci evdi. Ev sahibimiz olan Matmazel Klara, beyaz saçlı, yüzünü gülerken bir kere bile görmediğim, bu nedenle çekindiğim yaşlı aksi bir Yahudi kadındı.

Beni ağabeyime göre söz dinleyen biri olarak düşünmüş olmalı ki arada bir çarşıdaki bir peynirciye lor almaya gönderirdi. Bizim evde yenmeyen bu şeyi alıp getirir ama ne işe yaradığını bile bilmezdim.

O yıllarda okullar kapanıp yaz tatili başladığında, şimdiki gibi yazlıklar ve yaz okulları olmadığı için bizim de hayatımız sokaklarda geçmeye başlardı. Şehir zaten çok küçük bir yer olduğundan ve trafik derdi olmadan her yere rahatça gidildiğinden bizleri sınırlayan bir şey olmazdı. Mahallelerin bütün çocukları birbirlerini tanır, birlikte oyunlar oynanır ve tatlı maç rekabetleri yaşanırdı.
Arada mahallelerde yaşayan küçük hayvanlar bizlerin arkadaşı olur, hayatlarımız onlarla iç içe geçerdi. O sevimli küçük köpek de bütün çocukların hem arkadaşı hem de üzerinde hak iddia edip yönlendirdiği bir canlıydı. Bazen koş, bazen yakala, şunu yap dediğimiz, bazen de evden getirdiğimiz yiyeceklerle beslediğimiz minik bir köpekti. O tüm çocukların sevdiği, hiç çekinmeden ve korkmadan oyun oynadığı minik bir maskottu.

Biz pek fazla farkında değildik ama belediyenin direklere koyduğu hoparlörlerden, bir duyuru yapılmış. Neredeyse bütün günümüzü geçirdiğimiz o sevimli küçük köpek yavrusunda, kuduz hastalığı teşhis edilmiş. Kale İçi semtinde yer alan bir mahallede, karantina ilan edilmiş. Orada oturan ve küçük köpekle temasta bulunmuş olan herkes hiç vakit geçirmeden, Edirne Devlet Hastane’sinde aşı olmaya gidecekmiş.
Büyüklerimiz bu konuyu çok fazla önemsiyor, dediklerine göre bizler de gidip muhakkak aşı olmalıymışız. Olanları küçücük aklımla bir türlü anlamıyorum, neden bu telaş?

Edirne Devlet Hastanesi, İstanbul yolu üzerinde Ayşekadın semtine yakın. Bizim evimize göre, tam ters yönde yani şehrin girişinde. Pazartesi gününden itibaren, tüm mahalle aşı olmaya başlayacakmış. Mahallede tüm arkadaşlarla birlikte, aşıya gideceğimiz için çok seviniyoruz. Bence bu oyun demek, ortada korkulacak bir şey de yok. Topaçlarımızı da muhakkak yanımıza almalıyız, yolda çevirerek gideriz. Belki yanımızdan geçen faytonlara da arkadan asılırız.

Pazartesi sabahı olduğunda mahalledeki diğer çocuklarla toplandık ve yürüyerek hep beraber yola çıktık. Arada bir koşup, yanımızdan geçen faytonların arkasına hiç düşünmeden takılıyoruz. Bu faytoncularla, çocukların arasında bildim bileli yaşanan sessiz bir mücadele. Bu, cesaretin ve üstünlüğün diğer çocuklar ile faytoncuya kabul ettirilmesi savaşı. Eğer faytoncu gizlice arkaya takılanları fark ederse, uzun kamçısını yandan arkaya doğru şaklatıyor. Faytonun arkasında bulunan o demir üzerinde otururken, eğer çok kenarda duruyorsanız, kamçı doğruca sırtınıza gelip vuruyor. Asilikten mi yoksa salaklıktan mı bilmiyorum ama benim sırtımda da her zaman gizlemeye çalıştığım kamçı izi olurdu.

Güle oynaya hastaneye geldiğimizde, öncelikle hepimizin bir deftere kaydı yapıldı. Bize verilen aşı karneleriyle, gösterilen yerde sıraya girdik. Bizi susturan bir hemşire, yapılacakları anlayacağımız bir şekilde anlattı.
”Çocuklar hepiniz karnınızı açacaksınız, sırayla aşınızı yapacağız.“
Bu sözlerden sonra sırayla ve hiç korkmadan güle oynaya odadan içeriye girdik, orada bulunan hemşire de karnımızdan aşımızı vurdu. Toparlanıp çıkarken, odanın kapısına konulmuş bir masada aşı karnemizi de imzalattık. Görevli hemşire, bizleri sert bir ses tonuyla uyardı.
“Yarın yine buraya gelip aşınızı yaptıracaksınız.”
O zaman anladık ki bu aşı on dört gün sürecek. Eh ne olacak, bize de oyun olsun.

Günler geçtikçe, şırınga ile vurulan aşının miktarının da arttığının farkına vardık. Bu iş eğlenceden çıkıp işkenceye, yani büyük bir acıya dönüşüverdi. Aşı canımızı çok yakıyor, aşıdan sonra bir süre ayaklarımız tutuluyor ve yürüyemiyoruz. Artık hiçbirimiz aşıya gitmek istemiyoruz, ama annelerimiz bu konuda çok titiz. Aşı karnelerimizi ve günlük vurulan damgaları sıkı bir şekilde takip ediyorlar.
O yaz sıcağında nihayet bütün aşılar tamamlandı ama bizler de resmen bittik.

Yediğimiz on dört tane aşıyla, karnımız hem morardı hem de delik deşik oldu. İğne yerlerimiz yara oldu, çok da canımız acıdı. Yaşadığım bu acı tecrübe ile kedilere ve köpeklere daha ihtiyatlı yaklaşmam gerektiğini iyice anladım. Ancak bu sevimli hayvanlardan uzak durmam, aşıların acısı ve karnımdaki yaralar geçer geçmez hemen bitiverdi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s